• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI
31 Ekim 2019

Ekrem İmamoğlu, “Zülfü Abisi”nin intikamını nihayet aldı!..

Tarih 11 Mayıs 1997’ydi.

Cumhuriyet tarihinin o güne kadar ki en büyük mitingi İstanbul’da yapılmış, Sirkeci’den Aksaray’a kadar adım atacak yer bırakmayan yaklaşık bir milyon insan; “Kur’an kursları ve İmam Hatipler kapatılamaz” diye haykırarak, darbe şakşakçılarına deyim yerindeyse “muhtıra” vermişlerdi.

150 Gönüllü Kuruluş’un ortak girişimiyle Sultanahmet’te gerçekleştirilen Türkiye’nin “eğitim konulu” bu ilk mitingine yalnızca Fethullahçı teröristlerin kapatılan Samanyolu TV’si ilgisiz kalırken…

Dönemin kartel gazeteleri ve televizyonları ise mitingi;

“Sultanahmet’te şeriat provası” başlıklarıyla “öcü”leştirmeye çalışmışlardı.

*

Mezkûr mitingden birkaç gün sonra Ankara’da, 212 kuruluş bir araya gelerek “Kuvayı Milliye” adını verdikleri karşıt bir “miting” düzenlediler...

Yaptıkları çağrılar, verdikleri ilanlar ve “Ankara’da buluşalım” şeklindeki anonslarla hepi topu “üç bin” kişiyi zorla topladılar.

Bu “üç bin” kişinin 1500’ü ise miting alanında görev yapan polislerdi.

*

“Kuvayı Milliye Mitingi”nde yaşanan hezimet, azgın azınlığı daha da öfkelendirmişti.

Ne yapıp-edip, 11 Mayıs’ta İstanbul’da düzenlenen mitingin intikamını almalıydılar.

Zira!

Sultanahmet’teki kalabalığın verdiği “acı” ancak daha kalabalık bir mitingle dindirilebilirdi!..

Tam bu sırada devreye CHP’li Çankaya Belediyesi girdi.

Ankara sokaklarında bir midibüs dolaştırmaya başladı.

Hoparlörleri patlarcasına dolaşan midibüsten Ankaralılara, Zülfü Livaneli'nin yapacağı konser duyuruluyordu.

Günlerdir “kuyruk acısı”ndan kıvranan laikçi azınlık nihayet Livaneli konseriyle bu acıdan kurtulacaktı.

Bu sayede,

27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul’da Tayyip Erdoğan’ın karşısında “bozgun”a uğrayan Zülfü Livaneli’nin de acısı bir nebze de olsa dinecekti.

*

Livaneli konserde şarkılarını peş peşe seslendiriyordu.

Arada cuş-u huruşa gelerek;

“İşte Sultanahmet, işte Hipodrom” diyerek kendince kıyaslar yapıyordu.

Hipodromun hınca hınç dolması onu gaza getirmişti.

Aradaki farkın kıyas götürmeyecek kadar büyük olduğunu bildikleri halde, ertesi gün bazı karteloz gazeteleri de mukayeseye katılarak, hipodrom konserinin Sultanahmet Mitingi‘nden 20 kat kalabalık olduğunu yazdılar.

*

Belli ki yine de tatmin olmamışlardı.

Zülfi Livaneli’nin konserinden beş gün sonra bu kez ÖDP ve HADEP öncülüğünde, DİSK ve KESK’in katılımıyla İstanbul’da, "Işığını al, Sultanahmet'e gel" mitingi yapıldı.

Sultanahmet Meydanı'nda düzenlenen mitinge;

Metin Akpınar, Tarık Akan, Rutkay Aziz, Can Dündar, Leyla Umar gibi isimler katıldı.

Deniz Türkali mitingde şarkılar söyledi.

Tiyatro sanatçısı Genco Erkal oyunlarından bazı bölümler oynadı.

Sinema sanatçısı Türkan Şoray da bir telgraf yolladı.

Hep birlikte:

“Siyasal İslam'a, din devletine hayır" şeklinde sloganlar atarak dağıldılar.

Yine de 11 Mayıs’taki mitingin acısını çıkaramadılar!..

Zira!

Şuurlu Müslümanların bu ilk kolektif eylemi içlerine “evlât acısı” gibi oturmuştu bir kere…

*

Bu olaydan beş yıl sonra, Şubat 2002’de, Zülfü Livaneli’nin ünlü Fransız müzisyen Jean Michel Jarre ile İstanbul’da Sultanahmet Camisi ve Ayasofya arasında Afganistan yararına bir konser vereceği duyurulsa da bu mümkün olmadı.

Sonrasında ise Ak Parti’nin tek başına iktidara gelmesiyle bu hesaplaşma unutulup gitti.

***

Derken…

Önce 31 Mart, ardından 23 Haziran tekrar seçimleriyle Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.

CHP’li Ekrem İmamoğlu başkan seçildikten sonra, 1 ay içerisinde 2 kez Zülfü Livaneli’nin konserine gitti.

Herkes ikili arasındaki bağlantıyı merak ederken;

Ekrem İmamoğlu’nun İBB adaylığını ilk dillendiren ismin Zülfü Livaneli olduğu ortaya çıktı.

Bu iki isim arasındaki bağlantıyı değerlendiren Fatih Altaylı;

“Zülfü Abi galiba intikamını aldığı için Ekrem İmamoğlu’nu bu kadar seviyor. Birbirlerine bu yüzden bu kadar düşkünler herhalde” dedi.

*

Altı yıl önce ilk kez yüz yüze gelen İmamoğlu ile Livaneli’yi birbirine bu kadar sıkı şekilde bağlayan asıl bağın “intikam” alma arzusu olduğu iddiası kısmen mantıklıydı.

Zira…

İmamoğlu göreve gelir gelmez intikam almaya içgüdüsüyle hareket etmeye başladı.

İlk olarak, Diyanet Vakfı'nın her yıl Sultanahmet'te düzenlediği kitap fuarına izin vermedi.

*

Akabinde, Ak Parti ile iltisaklı işçilere kıyım yaptı.

*

Bir yandan Beylikdüzü’nde Aleviler için ödüllü projeli cemevi binası yaptırırken,

diğer yandan Anadolu’nun farklı illerinden İstanbul’a gelen öğrencilerin barındığı binaları, muhafazakâr vakıfların ellerinden geri aldı.

*

Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in "Reis Bey", Mustafa Kutlu'nun "Mavi Kuş" ve İskender Pala'nın "Aşk Bir Zamanlar (Gazale)" oyunlarını yeni sezonda İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları repertuvarından çıkardı.

*

İkinci Abdülhamid’in vakfiyesi olan Hamidiye suyuna fahiş oranda zam yaparak içilemez hale getirdi.

Bu da yetmezmiş gibi, İBB’ye ait Hamidiye suyu varken İstanbul’un muhtelif noktalarında kurulacak Beyaz Masa ekiplerince promosyon olarak dağıtılacak 1250 koli bardak su için ihaleye çıktı.

*

Ve!..

Son hesaplaşma, 28 Ekim akşamı İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda düzenlenen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlaması etkinliklerinde yaşandı.

Ekrem İmamoğlu o gece, 22 yıldır yarım kalmış bir hesabı kapattı.

Kendisinin değil…

Zülfü Livaneli’nin ve azgın azınlığın 11 Mayıs 1997 yılından kalan intikamını aldı.

Yoksa ne diye, “başörtüsünü tekstil ürünü” olarak gören şarkıcı Şevval Sam’a Ayasofya ve Sultanahmet gibi mukaddes iki mekân arasında göbek attırsın…

Ya da,

Yunan tanrılarından ismini alan Athena adlı şarkıcı Gökhan’ı, ne diye özellikle tercih etsin?

Bence, 28 Ekim gecesi Sultanahmet Camisi’nin dibinde yaşanan “göbek” ve “dans” şovunun mantıklı tek izahı, Altaylı’nın da dediği gibi;

Ekrem İmamoğlu’nun intikam alması” hadisesiydi.

Eğer öyle bir amacı olmasaydı, ertesi günkü 29 Ekim kutlamalarını da yine Ak Partili bir ilçede olan Üsküdar’da düzenlemezdi.

*

Tabii, tam burada birileri devreye girerek;

Ekrem İmamoğlu “intikam” için değil, Halide Edip Adıvar’ın da katıldığı o meşhur “Milli Mücadele Mitingleri”nin burada yapıldığı için, Sultanahmet Meydanı’nı tercih ettiğini söyleyecekse…

Onlara,

Halide Edip Adıvar ve kocasının; 1926’da Cumhuriyet Halk Fırkası, yani bugünkü CHP tarafından, 13 yıl boyunca Hindistan’da sürgün edildiklerini hatırlatmak isterim.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Garip

Sayın yazar; bu deyusun İstanbul'a başkan olması için oy veren alnı secdeli insanlara söyleyecek sözün yokmu?
  • Yanıtla

hercai

karteloz degil Kartaloz.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23