Küfür tek millet, Müslümanlar 73 fırka… Nasıl hesap vereceğiz Hakk’a?..
Küfür tek millet, Müslümanlar 73 fırka… Nasıl hesap vereceğiz Hakk’a?..
YÜKSEL TOKUR
Peygamber Efendimizden rivayet edilen bir Hadis-i Şerif: “Yahudiler yetmiş bir fırkaya ayrıldılar; biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girer. Hristiyanlar yetmiş iki fırkaya ayrıldılar; biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girer. Bu ümmet de yetmiş üç fırkaya ayrılacak; biri hariç hepsi cehennem girer.”
Fırka; “bölüm, insan grubu, ayırma, topluluk, parti" gibi anlamlarında olup, terim olarak; İslâm fikir tarihinde siyasî düşünce veya itikat konusuna sahip mezhep anlamındaki düşünce akımı ve grupları anlamında değerlendirilir.
Kur'ân-ı Kerim'de ise; “tefrik ve teferruk” olarak geçen bu kavram, dinde ve sosyal hayatta; “bölünmeyi, parçalanmayı dağılıp ayrılmayı” ifade etmektedir. Üzülerek belirtelim ki; tam da bu zamandayız.
"Küfür tek millet" sözü; İslam’a karşı olan kişi ya da devletlerin, kendi aralarında farklılıklar olsa bile, bunları bir kenara bırakarak İslam’a karşı birlik olabildiklerini ifade eder.
Yani; küfür cephesi İslam’a karşı ortak bir duruş sergileyebiliyorken, hak cephesi olarak Müslümanların bu tür durumlarda ortak hareket ederek birlikte karşı duruş gösterememektedirler.
Bunun en son örneği; Filistinli Müslümanlara sahip çıkamayıp, onları zalim İsrail’e karşı birlikte hareket edemeyerek soykırıma göz yummalarıdır.
Bize göre en büyük nedenlerden bir tanesi, sayılara altmışa yakın olsa da, birçok İslam ülkesinde demokrasinin olmaması ya da tam yerleşememesidir.
İnanıyoruz ki; bu ülke halklarının çoğunluğu duyarlı Müslümanlar olsa da, baskıcı yönetim izin vermediği için tepkilerini dile getirip eyleme dönüştürememektedirler.
Bu ülkelerde demokrasinin yerleşmesini de batı ve ABD engellemektedir. ABD ve batının sömürgeci yapısı öteden beridir bilinmektedir.
Demokrasi ve ekonominin güçlü olduğu ülkelerde amaçlarına ulaşamayacaklarını bildikleri için, destekledikleri kuklaları yönetime getirip, halkı da baskı altına aldırarak ülke kaynaklarını kendilerine akıtmaktadırlar.
ABD Başkanı Trump’ın, Suudi Arabistan Kralı Selman'a: “Biz olmazsak iktidarınız iki haftada biter” sözü bunun dile getirilmiş en açık örneklerinden sadece bir tanesidir. Kim bilir; el altından söylenen ve yapılan nice baskı ve tehditler vardır.
Mısır’da seçilmiş Devlet Başkanı Mursi, kendilerine boyun eğmeyen Irak Devlet Başkanı Saddam’ın başına gelenler son örneklerden sadece iki tanesi.
Türkiye’de ise; 1960 darbesinden başlayarak, tüm darbe ve muhtıraların arkasında ABD’nin olduğu zaten biliniyor.
Sonuç olarak; siyasi ve dini gerekçeler de eklenerek, kardeş kavgasına tutuşturulan koca İslam aleminin dünyada bir mahalle kadar hükmü ve etkinliği kalmayınca, meydan siyonist ABD ve İsrail ikilisine kaldı.
İnsan hakları mı dediniz? O, sadece kendilerine. Müslümanlara yaşama hakkını bile çok görüyorlar.
Bize de; “vah Filistinim, vah mazlumum” ağıtı yakmak acizliği kalıyor!