İslam ülkeleri geri kaldıysa sebebi din mi, Müslümanlar mı?
İslam ülkeleri geri kaldıysa sebebi din mi, Müslümanlar mı?
YÜKSEL TOKUR
Dünyada altmışa yakın İslam ülkesi var. Bu ülkelerden Türkiye, Endonezya, Malezya, Katar gibi birkaç tanesi hariç diğerleri ekonomik yönden geri kalmışlardır.
Gelişmişlik; okullar, üniversiteler ve idari yönetimlerle direkt ilgilidir. Okullardaki eğitim müfredatı, disiplin, eğitimcilerin kalitesi, okul sonrası öğrencilerin ülke ekonomisine katkıları gelişimin önünü açar da açar.
Ülkemizde bazı kesimin her fırsatta karalamaya çalıştığı Osmanlı İmparatorluğu döneminde; Ali Kuşçu, Piri Reis, Mimar Sinan, Hazerfen Ahmet Çelebi, İbrahim Müteferrika gibi birçok isim bilim alanında önemli çalışmalar yapmışlardır.
Geri kalmışlığın nedenlerini görmek için baktığımızda; bize göre ana neden yönetimlerle ilgili. Şurası bir gerçek ki; darbelerin, despotluk gibi baskıcı rejimlerin, kargaşaların eksik olmadığı ülkelerde bilim adına gelişmelerin olması mümkün değildir. O ülkelerde önemli olan rejimin başındaki despot idarecilerin saltanatıdır. Halkın sosyal, ekonomik durumu, ülkenin geleceği önemli değildir.
Kimi Arap ülkeleri de; petrol gibi önemli bir kaynağı silah olarak kullanabilecekken, har vurup harman savuruyorlar. Lüks, şatafatlı bir hayat onları kendilerinden geçiriyor. Daha da önemlisi iplerini tutan güçler öyle istiyor!
Demokrasinin olmadığı, hür teşebbüse izin verilmeyen ülkelerde; bilim, eğitim, sağlık, ekonomi, savunma sanayii gibi konularda ilerleme olması mümkün değildir.
Bir diğer konu ise İslam ülkelerinde fen bilimlerine yeterince önem verilmemesidir. Bilimsel ve teknolojik alanlarda gelişmenin yolu; diğer derslerin yanında, fen bilimlerine yeterince önem vermekten geçer. Bunu başaramayanlar, başkalarının ürettiği teknolojik aletlere, ürünlere mahkûm olurlar.
Mesela; bugün hemen herkesin elinde bulunan cep telefonlarının maliyeti öyle çok da yüksek rakamlar değildir. Yetiştirdiği elemanlar eliyle teknolojik olarak tasarlanıp üretilen telefonlara yazılım uygulamaları yüklenip yüksek fiyatlarla satışa sunuluyor. Bunu başaramayan ülkeler de milyonlarca parasını buralara akıtıyor.
Ülkemiz demokrasisine zaman zaman cunta heveslilerinin darbeyle müdahalesi de, gelişmişliğimizi durduran ya de gelişimini geciktiren müdahaleler olmuştur. Belki bilmeden, güçlü bir Türkiye istemeyen güçlerin maşası olmuşlardır. Hesap sorulamayan o karanlık dönemlerde ülke kaynakları heba olmuştur.
27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 darbeleri ülkemizi on yıllar geri götürmüştür. Yaklaşık kırk yıldır ülkemize musallat edilen PKK belası da; önce can kaybı, sonrasında da milli servetimizin kaybına neden olmuştur.