Hiç bir Müslüman cami ve ambulans yakmaz
Hiç bir Müslüman cami ve ambulans yakmaz
YÜKSEL TOKUR
Monarşik düzenle halkını yöneten Şah Rıza Pehlevi’nin, 1979 yılındaki devrimle yıkılmasından sonra yönetime gelen İslam Cumhuriyeti’ndeki İran, ABD’ye yeraltı kaynaklarını şimdiye kadar peşkeş çekmedi.
Uzaktan petrol kokusu almaya ve yeraltı kaynaklarını sömürememeye daha fazla dayanamayan Sarı Çıyan Trump Başkanlığındaki ABD, bu sefer ciddi şekilde harekete geçti.
Gittikçe büyüyen ve çığırından çıkmaya başlayan sokak olayları ABD/İsrail ortaklığı bir plânla tüm ajanlarını sahaya sürmüş gibi görünüyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin verdiği bilgilere göre: Göstericiler tarafından son üç gün içerisinde 53 cami yakıldı, 180 ambulans ateşe verildi, 200 dükkân yakıldı.
Filistin’de uyguladıkları insanlık dışı uygulamalara tüm dünya şahit oldu. Neredeyse vurulmadık cami/minare bırakmayan; hastane, okul ambulans vurarak ölüm yağdıran İsrail ve ABD, şimdi de ajanlarıyla İran sokaklarını karıştırıyor. Bunlardan tespit edilebilenleri enseleniyor.
Tüm dünya duysun ki; İran’da olsun, diğer ülkelerde olsun, hiçbir Müslüman cami, ambulans, hastane yakmaz, yakamaz.
Öyle sanıyorum ki; Sivas olaylarının odağı Madımak Oteli’nin önünde toplanan kalabalık içerisinden birinin benzin bidonunu otel lobisine dökerek yangın çıkarılması öyle sıradan bir iş değildi.
Olayları daha da büyütüp, ölümlerle alevi/sünni çatışması çıkararak, suçu Müslümanların üzerine atmak isteyen şer güçlerin ajanları tarafından gerçekleştirildi.
O olayda ölenlere de, suçsuz yere yıllardır cezaevlerinde çile çekenlere de yazık oldu.
Hatırlarsanız; 12 Eylül 1980 öncesi sokak olaylarında her gün onlarca kişi ölürken, sıkıyönetim uygulamasına rağmen asker müdahale etmemişti. Daha sonra darbenin mimarı Kenan Evren: ”Şartların olgunlaşmasını bekledik” diyerek, askeri darbeye meşruiyet kazandırmak için ölümlerin çoğalmasını beklediklerini açıkça söylemişti.
ABD ve Batı’nın hiç değişmeyen ikiyüzlülüğü.. Demokratlıkları da, insan hakları da sadece kendilerine.. Varsa yoksa menfaat.
İran’a ambargo uygulayarak ekonomik olarak diz çökmesini isteyen ABD, kendi uyguladıkları yaptırımlar yüzünden zor durumda kalan İran halkına şimdi güya kurtarıcı gibi el uzatıyor.
Katillerin genelde olay yerine geldiği söylenir. Bu; öldürdüğü kişinin gerçekten ölüp ölmediğini kontrol, ya da şüphe çekmemek için olabilir..
Dünyanın üçüncü petrol rezervine sahip olduğu halde, ürettiği petrolü yaklaşık 45 yıldır uygulanan ambargo nedeniyle satamayan İran ekonomik olarak gerçekten zor durumda.
Halk iyice yoksullaştı. Bu nedenle sebep olarak gördüğü rejimin değişmesini istiyor.
Ama; en zayıf ülke için bile, ABD emperyalizminin gölgesinde olmaktan daha iyi olduğunu keşke bilselerdi. Komşuları Irak’ın ibretlik hâlini de görmezler mi?..
Bakmayın Trump’ın olaylarda ölen göstericiler için timsah gözyaşı akıttığına.. Aslında daha çok kişi ölerek, yapmayı plânladığı müdahale için zemin oluşmasını beklemektedir.
Ülkemizde de; suni hayat pahalılığı oluşturarak, halkı bezdirip; “Erdoğan gitsin” noktasına getirenler de aynı güç!
Mezhepçilik uğruna, yanlış politikayla zalim Esat yönetimine destek verdiği için kızıyor olsak da; ABD ve İsrail emperyalizmine karşı ve ülkemizin güney güvenliği için İran’ın yanında olmak zorundayız.
İran düşerse; güneyimizde yeni bir terör örgütü cephesi açılacak, büyük ihtimalle mülteci akını başlayacaktır.