Hey “dinci”ler! Maske taksanız da biz sizi çok iyi tanıyoruz
Hey “dinci”ler! Maske taksanız da biz sizi çok iyi tanıyoruz
YÜKSEL TOKUR
Bazı iş kolları kullanılan şarkıcı, çalgıcı, kuyumcu, tekstilci, aşçı gibi kavramlara son zamanlarda “dinci” gibi bir yakıştırma daha eklendi.
Diğer sanat dallarında istismar, gösteriş gibi sahtekârlıklar aranmamakta iken; “dinci” tabiri bazı kişiler tarafından bir yaftalama aracı olarak kullanılmaya başlandı.
Dindar; Farsça’dan dilimize geçmiş bir kelime olup, “dinine bağlı, hayatını benimsemiş olduğu dinin kurallarına göre sürdürmeye çalışan kimse” demektir.
Dinci ise; “aslında dindar olmadığı hâlde; menfaati gereği, yeri geldiğinde dini kullanıp istismar eden kişi” demektir.
“Din, yani Allah yaşantımıza karışmasın” diyenlerin dile getirdiği; “din Allah ile kul arasındadır, kalpte kalmalı, hayata ve özellikle de devletlerin yönetim sistemlerine karışmamalıdır” görüşü, dindarlara saldırmaları için bir yaftalama terimi oldu.
Bir şekilde saldıracaklar, fakat toplumda çok hoş karşılanmayan bir terim olmalı ki; saldırdıkları kimseler toplum tarafından da hoş karşılanmayarak dışlansınlar.
İşin aslı; dindar Müslümanlar çoğalıp, ekonomi, eğitim, siyaset, medya ve devlet kademelerinde yer almalarındaki başarılarına direkt gösteremedikleri tepkiyi dolaylı olarak gösteriyorlar. Hâlbuki eskiden “irtica/mürteci” felân derlerdi! Bu arada; gerçek Müslümanı değil, günahkâr olanları da el üstünde tutarlar. Ama, biz onları çoookkk iyi tanıyoruz!
Bunlar; yıl boyunca İslam’a ve Müslümanlara saldırdıkları halde, Ramazan ayı geldiğinde gazetelerinde “Ramazan Köşesi” yayınlar, Ramazan ekleri verirler, televizyonlarında dini program yaparlar. Bizim saf Müslümanlar da bu oltaya takılırlar!
Oruç tuttukları bile şüpheli olanlar; güya halktan birileri gibi gözükmek için, iftar açmak adına özellikle gecekondu mahallelerine giderler, ama her hareketleri yapmacıktır.
Gerçekte namaz kılmadıkları halde, seçim dönemlerinde medyayı da yanlarına alarak camilerde boy gösterip namaz kılar, inanmadıkları Kur’an’ı okuyarak şov yaparlar da bir daha camilerde asla görülmezler. Umre bile yapıp ihramla poz verirler. Bunları yaparken; “din sizin tekelinizde mi?” demeyi de ihmal etmezler!
Bu gibiler için dinimiz İslâm “münafıklar” tabirini kullanmaktadır. Münafık veya sahte Müslüman; içi başka dışı başka olan, özü sözüne uymayan, insanlara kendini Müslüman olarak tanıtan, fakat içten inanmayan iki yüzlülerdir. Yalancılık ve sözünde durmamak en belirgin özellikleridir.
Kur’an’daki tanımlamaları ise şöyledir:
“İnsanlardan bazıları da vardır ki inanmadıkları halde ‘Allah’a ve âhiret gününe inandık’ derler.” (Bakara Suresi, 8)
“Akıllarınca Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya kalkışıyorlar; hâlbuki onlar farkında olmadan yalnızca kendilerini aldatmış oluyorlar.” (Bakara Suresi, 9)
“İman edenlerle karşılaşınca ‘inandık’ derler; şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise ‘Biz sizinleyiz, biz yalnızca alay etmekteyiz’ derler.” (Bakara Suresi, 14)
“Şüphe yok ki münafıklar cehennemin en alt katındadırlar; artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın.” (Nisâ Suresi, 145)
Dindar bir Müslüman olmadığı hâlde, dini istismar ederek menfaati için kullananları biz lânetliyoruz.
Haydi, siz de lânetleyin de görelim!