Renk renk simalar
Renk renk simalar
HÜSEYİN ÖZTÜRK
İnsanlık âlemi renk renk simalarla doludur! Doğudan Batıya, Güneyden Kuzeye, dünyanın dört bucağında renk renk insanlara rastlarız.
Bedenen birbirine benzeyen ama huy ve tabiatı ile birbirine benzemeyen ve zıt olan insanlık, belli ki büyük bir aileyiz.
Maymundan imal edildiğine inanmayıp, insanoğlu olarak yaratıldığına iman edenler için insan üzerine bir “Arife günü” sohbeti edelim.
Nasip olursa yarın bayramdır. Bayramda da tanıdığımız, tanımadığımız insanlarla karşılaşacağız, kiminden hoşlanacağız, kiminden hoşlanmayacağız ama bayram adına katlanacağız veya kucaklayacağız.
Nasıl düşünürsek düşünelim, ne dersek diyelim, ister beğenelim, ister beğenmeyelim, âlemin en bilgini de en bilmeyeni de olsak, hepimiz insanız ve insan olmanın esası, Allah nezdinde nasıl olduğumuzdur. Gerisi teferruattır.
İnsan olmaya ve insan kalmaya dair söze yol verelim. Peygamberimiz (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu nakledilir:
-“Allah Teâlâ, Âdem’i yeryüzünün her tarafından aldığı bir tutam topraktan yaratmıştır. Bu sebeple Âdemoğullarının, o topraklara izafeten bir kısmı kırmızı, bir kısmı beyaz ve siyah, bir kısmı da bu renklerin karışımındaki bir renkte; bir kısmı yumuşak, bir kısmı sert, bir kısmı iyi huylu, bir kısmı kötü huylu olarak (yâni muhtelif istidad, hususiyet ve karakterde) dünyaya gelmiştir”. (Ebû Dâvud, Sünnet, 16; Tirmizî, Tefsîr, 2/2955; Ahmed, IV, 400)
•
Mehmet Görmez hocamız bu hususta şöyle söyler:
-“Cenab-ı Hak insanı halkederken iki yazılımla yarattı: Yazılımın birisine ‘tabiat’ diyoruz ‘insanın tabiatı’, birisine ‘fıtrat’ diyoruz. Tabiatı ‘bedene’, fıtratı ‘ruha’ yerleştirdi.
Fıtrat dediğimiz şey bir değerler hafızasıdır, orada iman var orada merhamet var orada vicdan var, orada ahlak var!
‘Halık’ sıfatıyla insanın tabiatını, ‘Fatır’ sıfatıyla fıtratını yarattı. İnsan tabiatı ile fıtratı arasında bir ahenk vardır. Bu ahenk sağlandığı zaman insan ancak mutlu olabilir.
Yani fıtratındaki değerlerle, bedenine yerleştirilen arzular arasında ahengi, dengeyi, ancak İslam’ın emirleri dengede tutabilir. Bu denge bozulduğunda insan da bozulur.
Kalbin huzur bulması, sükûnet bulması, fıtratla tabiatın ahenk içerisinde olmasına bağlıdır.
Nefiste garaz ve hile bulundukça, insanın içindeki cedel ve münakaşa duygusu kaybolmaz. İnsanın içinden çekişme duygusu çıkınca, dışında da bunun eseri kalmaz”.
•
Ezcümle:
Asrın marazı nifak tohumu ekme ve biçme hastalığıdır. Bu hastalık hızla yayılmaktadır. Nedense dini günlerde daha da çok azmaktadır. Bu tuzağa düşmemelidir.
Yine hepimizin bildiği ama bir türlü üzerimize alınmadığımız şu hakikati de kendi yüzümüze karşı söyleyebilmeliyiz. Nifak tohumu ekenler, affedilmeyecek kul hakkına girmekten çekinmezler. Meslek haline gelmiştir.
Yalnız hiç kimse, ektiğini biçmeden bu âlemden göçmezmiş. Göçse de esas hesap gününde rezil rüsva olarak bedel ödetilir denilir.
Hayırlı bayramlar….