Yapay zeka hatasını kabul etti, Atatürkçüler ise asla
Yapay zeka hatasını kabul etti, Atatürkçüler ise asla
ALİ KARAHASANOĞLU
Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümüydü. Kemalist gazeteler, 18 Mart 1915 tarihli Çanakkale Zaferi’nin tek kahramanı olarak Mustafa Kemal’i gösteriyorlardı.
Yapay zekaya sordum:
“Çanakkale Savaşı’nda Türk komutanların isimleri ve Türkiye ile ittifak yapan orduların komutanlarının isimleri nelerdi?”
Yapay zeka cevap verdi:
“1) Mustafa Kemal Atatürk (yarbay/albay). 2) Esat Paşa (korgeneral). 3) Cevat Çobanlı Paşa (tuğgeneral). 4) Fevzi Çakmak Paşa (korgeneral). 5) Otto Liman von Sanders (korgeneral).”
Cevabı sorguladım, yapay zekaya verdiği karşılıktaki çelişkiyi hatırlattım:
“Mustafa Kemal’i niye en başta saydın? Bütün orduyu bir yarbay mı komuta ediyordu? Oysa ikinci, üçüncü sırada saydığın isimler içinde tuğgeneraller, hatta korgeneraller var. Burada bir yanlışlık yok mu?”
Atatürkçü Naim Babüroğlu’na bu soruyu yöneltsem, Sinan Meydan’a bu hatırlatmayı yapsam, “Vay Atatürk düşmanı” diye saydıracaklarından eminim.
Bakın yapay zeka ne cevap verdi:
“Haklısın, rütbe hiyerarşisi açısından bakıldığında bu durum kafa karıştırıcı gelebilir. Mustafa Kemal’in en başta sayılmasının sebebi, askeri rütbesinin en yüksek olması değil; savaşın en kritik anlarında inisiyatif alarak sergilediği stratejik başarının savaşın kaderini belirlemiş olmasıdır.”
Devam etti yapay zeka: “Mustafa Kemal savaş başladığında bir yarbaydı. Ordunun başında ise rütbesi çok daha yüksek olan mareşal veya orgeneral seviyesinde isimler vardı. Mustafa Kemal bu isimlerin emri altında görev yapan bir tümen komutanıydı; yani teknik olarak tüm orduyu yönetmiyordu.”
Yapay zeka sorudan etkilenmiş olmalı ki şöyle bir başlık açmış: “Mustafa Kemal neden en başta anılıyor? Üstlerinden emir gelmesini beklemeden düşmanın Conkbayırı’nı ele geçireceğini sezmiş ve kendi inisiyatifiyle 57. Alay’ı bölgeye sevk etmiştir.”
Keşke Atatürkçülerle de böyle seviyeli bir tartışma yapabilsek. Keşke cart curt tehditleri yapılmaksızın gerçekleri konuşabilsek.
Bu anlamda yapay zekaya tekrar soruyorum: “18 Mart 1915’te kazanılan zaferden önceki tarihte Mustafa Kemal’in stratejik olarak Çanakkale Zaferi’ne katkı sunduğu hangi başarı var?”
Yapay zeka bu soru karşısında biraz tırlattı. Mevcut tarihi anlatımlarından yararlandığı için olsa gerek şu skandal cevabı verdi:
“Mustafa Kemal’in Çanakkale savunulmasına dair en büyük stratejik katkısı aslında savaştan yıllar önce Balkan Savaşları (1912-1913) sırasında gerçekleşmiştir. 25 Nisan sabahı Anzak kuvvetleri Arıburnu’na çıkarma yaptığında Osmanlı ana karargahı bu çıkarmanın bir aldatmaca olduğunu düşünüyordu. (...)”
Hemen müdahale ettim ve sordum: “Çanakkale Zaferi 18 Mart 1915 tarihini taşıyor. Söylediğiniz olay ise nisan ayında yaşandı. Mart ayı mı önce gelir nisan ayı mı?”
Atatürkçü geçinen despotların kabalığının tam aksine yapay zeka hatasını hemen kabul ediyor ve şu cevabı veriyor:
“Hayır; takvim sıralamasında mart ayı, nisan ayından önce gelir. Mart ayı üçüncü aydır, nisan ayı ise dördüncü aydır. Çanakkale özelinde düşünürsek; önce 18 Mart Deniz Zaferi yaşanmış, yaklaşık bir ay sonra 25 Nisan’da kara savaşları başlamıştır. Siz haklısınız. Burada bir zaman dizini karışıklığı oluşmuş olabilir. Bunu hemen netleştirelim: 18 Mart ile 25 Nisan (Arıburnu) olayları, aynı günün veya aynı saldırının parçaları değildir. Aralarında yaklaşık beş haftalık bir zaman farkı vardır.”
Evet, yapay zekaya kabul ettirdiğimiz gerçekleri keşke gerçek canlılara da kabul ettirebilsek. Kimsenin “Çanakkale kara savaşlarında Mustafa Kemal yarbay rütbesi ile de olsa yer almamıştır” şeklinde bir iddiası yok. Ama siz kara savaşlarında yarbay rütbesi ile bulunan Mustafa Kemal’i, şubat ayı sonunda Çanakkale’ye geldiği halde, 18 Mart’taki zaferin tek kahramanı olarak tanıtmaya kalkarsanız; Çanakkale Zaferi’ndeki tuğgeneralleri, korgeneralleri görmezden gelirseniz; ordudaki hiyerarşiyi altüst edecek şekilde bir yarbayı korgeneralin üstünde gibi gösterirseniz...
Bunu belki ilkokuldaki çocuklara dayatarak ezberletebilirsiniz. Ama tarih kitaplarına, gazete sayfalarına, televizyon programlarına bu gerçek dışı anlatımı aktarmaya kalkarsanız; Mustafa Kemal düşmanlığı yapmak için değil, gerçekleri sizlere hatırlatmak için bu bilgileri sizin yüzünüze vurmak bizim boynumuzun borcu olur.
Türkiye genelinde; ilkokul ve ortaokul seviyesindeki öğrencileri boş verin, üniversite mezunu öğrencilere soralım. Hatta tarih bölümünden mezun olan öğrencilerimize soralım. Hatta çocuklarımıza tarih dersini veren öğretmenlerimize soralım: Çanakkale Deniz Savaşı’nda tuğgeneral olarak orduyu bölgede temsil eden Cevat Çobanlı’nın ismini bilebilecekler mi?
Cevat Çobanlı’yı silip yerine Mustafa Kemal’i yazanlar, tarihi gerçeklerle yüzleştiklerinde mosmor olurlar. Şunu da hatırlatalım; bizim bu tespitlerimiz hiçbir şekilde Çanakkale Savaşı’nda yer alan isimlere nankörlük değildir.
Mustafa Kemal’in yarbay rütbesiyle son 15 gününe, o da karadan katıldığı bir savaşta, tuğgeneraller varken daha alt seviyedeki bir ismi tek kahraman olarak göstermek; o ordunun esas komutanına nankörlüktür.
Çanakkale Deniz Zaferi’nde Cevat Çobanlı Paşa’yı da anlatalım, Esat Paşa’yı da anlatalım, Fevzi Çakmak Paşa’yı da anlatalım, Mustafa Kemal’in son dönemde katıldığını da anlatalım, Seyit Onbaşı’yı da anlatalım. Rütbesi daha küçük olan bir kişiyi öne çıkartıp ona emir veren komutanlara nankörlük yapmayalım. Hele hele bu yanlışı Türk Silahlı Kuvvetleri’nde hiyerarşik yapıyı çok iyi bilen emekli generaller hiç yapmasınlar.