• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Değerlendirebilene ne mutlu!

19 Mart 2026
A


Nusret Reşber İletişim:

Değerlendirebilene ne mutlu!
NUSRET REŞBER

Zaman saati durmaksızın çalışıyor. Her gün güneş doğudan doğuyor, batıdan batıyor. Gece gündüzü, gündüz geceyi izliyor.

Günleri haftalar, haftaları aylar, mevsim ve yıllar takipte. Derken fani olan her şey zamanı gelince itiraz hakkı olmadan bu dünyadan ayrılıyor.

Allah’ın birer ayeti olan kainattaki gezegenler, bunun neticesi devri daimler, her gelen ve giden canlıya şahitlik ediyor. Onlar da vakti tamamlandığında hayata elveda edecek. Bâkî olan Allah hariç her şey elveda diyecek.

Üç ay önce, “mübarek üç  aylar” geldi geliyor diyorduk. Bugün ise biz onların gelip geçtiğine şahitlik ederken onlar da bizim bu müstesna zamanda yaptıklarımıza ve tehir ettiklerimize, en kötüsü umursamayışımız olduysa ona şahitlik ederek bize veda ediyor.

Allah’ın gücü yarın hesap gününde ağzımıza kilit vurup diğer organlarımızı konuşturmaya yettiği gibi hayatımızın içinde geçtiği zamanı da konuşturmaya gücü yeter.


Rabbimiz, “yarın haberim yoktu, bilseydim şöyle şöyle yapardım...” demeyelim diye Peygamber gönderdi, Kitap gönderdi.


“Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.” (Bakara 2/2,3) Ve:

“...Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah’ın azabı çetindir.” (Haşr 59/7)

“Kim Rasûlü’ne itaat ederse Allâh’a itaat etmiş olur.” (Nisâ 4/80) buyurdu.  

Kur’an ve sünnette, karşıladığımız ramazanın fazileti anlatıldı. Kur’an’ın ramazanda nazil olduğu haber verildi. Bin aydan daha hayırlı Kadir Gece’sinin varlığı bize bildirildi. (Bakara 2/185, Kadr 98/1,5)


Resûlullah efendimiz (s.a.s.); “Her kim inanarak ve (sevabını Allah”tan) umarak Kadir gecesini ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır. Her kim Ramazan orucunu inanarak ve (mükâfatını Allah”tan) umarak tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Savm) buyurdu.


Bu şekilde biz, hayatımızın her alanıyla ilgili bilgilendirildiğimiz gibi bugün vedalaştığımız ramazan hakkında da bilgilendirildik.

Buna rağmen İsrailoğulları gibi kimi;  “İşittik ve isyan ettik!” dedi. Kimi de; “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” (Bakara 2/93,285) deyip Rabbine teslim oldu.

Evet, “İşittik ve itaat ettik” diyenlerden olabildiysek ne mutlu bize. Değilse halimiz çok perişan olacaktır.

Zira nice insan görüyoruz hiç bir zorluğa aldırış etmeden Rabbinin emirlerini yerine getirmeye çabalıyor. Ramazan ayı gelmeden hazırlık yapıyor, geldiğinde de af ve mağfiret umuduyla Allah’ın emirlerine sımsıkı bağlanıyor. Hatta savaş halini, verdiği kayıpları bile dert edinmeden ibadetlerine dört elle yapışıyor. İbadet mekanlarını mesken ediniyor. 

Herkesin fırsat ve boşluk bulsam nereye tatile gitsem ve gezsem dediğinin aksine bir fırsat yakaladığında kendini kutsal mekanlara, Kabe’ye atıyor.


İşini programını ramazana göre, sahur-iftar ve teravihe göre ayarlıyor. Kadir gecesini camide namaz ve duada bulunmak için günler öncesinden hazırlanıyor. Hatta fırsat bulan on gün kendini bir mescide kapatıyor Rabbiyle daha fazla vakit geçirmek için (sünnet gereği) itikafa giriyor. 

Kur’an  ve sünnete kulak veren biliyor ki bugünlerde yapılan ibadet ve hasenat diğer aylarda yapılandan kat kat faziletlidir.

Kadir gecesinin de 83 yıllık bir ömre denk geldiğini bilmektedir.


Sadece kendisi değil, tüm ailesiyle ve sevdikleriyle birlikte bu kutlu anları yaşamaya çalışıyor. Seherde herkes sahur bereketiyle uyanık. Kur’an tilaveti sesleriyle evler şenlik ve coşkulu.

Duyarlı insanların hali bu iken, yanıbaşında ramazanın geldiğinden habersiz ölü hayatı yaşayan belki de bu ramazanı dolu geçirdiğinden başkalarından rahatsız olan komşular var. 

Aynı ölü hayata evin diğer masum fertleri çocuklar da habersiz katlanıyor.

Sokaklarda, trafikte, çarşı pazarda aynı manzaralar.

Bir tarafta ramazanın coşku ve heyecanıyla “işittik ve itaat ettik” bilinciyle onurlu ve duygulu insanlar. Diğer tarafta “işittik ve isyan ettik ve de isyan ediyoruz” havasıyla kaba, saygısız, şımarık ve zerre kadar duygudan nasipsiz bir kesim. Yeme içmesinden, sigarasının dumanını üfürmekten zerre kadar hayası olmayan... 


Her iki grup aynı olur mu? Asla olmaz!

“De ki: ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu!’ Doğrusu ancak akıl iz‘an sahipleri bunu anlar. (Zümer 39/9)

Kör ile gören, karanlıklar ile aydınlık, (serinletici) gölge ile (kavurucu) sıcak ve diriler ile ölüler bir olamaz. (Fâtır 35/19)

Bir tarafta nasipliler diğer tarafta nasipsizler zumresi. Bu sadece bu dünya ile de ibaret kalmayacak.

“Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

Ne mutlu cennetlik olabilene!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23