Depremler… Anlayana ilâhi ikaz; anlamayana davul zurna az!
Depremler… Anlayana ilâhi ikaz; anlamayana davul zurna az!
YÜKSEL TOKUR
Zaman çabuk geçse de, bazı acılar öyle hemen geçmiyor. Böylesi, dünya deprem tarihinde şimdiye kadar meydana gelmemişti. 6 Şubat 2023’te Maraş’tan acı haber gelmiş; önce gece Pazarcık, ardından gündüz Elbistan merkezli iki büyük deprem aradan 2 yıl geçse de, tüm Türkiye’yi etkilemeye devam ediyor.
Öylesine etkili ve yıkıcı olmuştu ki; Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Adıyaman, Malatya, Kilis, Şanlıurfa, Adana, Osmaniye, Diyarbakır ve Elazığ illerimiz bile etkilenmişti.
Kolay değildi böylesi bir yıkımın altından kalkabilmek. 1999 Gölcük depreminde Ecevit hükümetinin acizliği unutulmadı. Ancak üç gün sonra deprem bölgesine ulaşabilen devlet, depremzede vatandaşların yaralarını sarmakta yetersiz kalmıştı.
Bu depremde devlet ve millet olarak yurt içi ve dışındaki vatandaşlarımızla el ele verip, organize bir şekilde ortaya koyduğumuz destansı yardım seferberliğimize tüm dünya şahit oldu. Kısa sürede yaralar sarılmaya başlandı. Hemen yılı dolmadan da büyük oranda kalıcı konutlar yapılarak sahiplerine teslim edildi.
Tabiattaki hiçbir olay sebepsiz ve hikmetsiz değildir. “O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez.” (En’âm, 99) Bu arada; “Depremler ilahi ikaz mı, ceza mı?” soruları hep soruldu. İnançsızlar ve gafiller için doğa olayı, fay hattı hareketidir. Elbette görünen bilimsel neden budur. Fakat; ibret almak isteyenler için depremler ve diğer belâ ve musibetler birer uyarıdır. Etkilenenler isyan etmeyip sabır gösterdiklerinde ceza, yani günahlara keffaret, ya da manen derece yükselmesidir.
Yine de anlamak istemeyenlere şu atasözü iyi gelecektir: “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!”
Acımız çok büyük, fakat kusurlarımızı da göz ardı edemeyiz. Hele de, “kader” deyip geçiştiremeyiz. “Deveni bağla, sonra tevekkül et.” Yani önce tedbirini al, sonra Allah’a güven hadisi çok açıktır. Evet, kadere inancımızda şüphemiz yoktur. Fakat; hakkımızda ne takdir edildiğini bilmiyoruz ki. Hem, Allah; işlerini sağlam, güzel yapanları sever.
Öyle ise; her işte ve özellikle konut yapımında deprem olsa da, olmasa da işlerimizi sağlam, projeli, malzemeden kısmadan yapmalıyız. Can ve mal güvenliğimiz için, devletimiz de taviz vermeden denetimini yapmalı, şartlara uymayan yapılara asla izin vermemelidir. Konu; siyasi partilerin oy kaygısına bırakılamayacak kadar çok daha önemlidir. Japonya örneği ortada.
“Maraş’tan bir haber geldi. Dediler ki: Meyrik öldü.” Türküde adı geçen Meyrik’in ölüp ölmediğini bilmiyoruz. Ama, 53 bin 537 canımızı kaybettiğimiz bir gerçek. Çabuk unutma, ders alamama gibi bir hastalığımız da var. Bu olaylar sonrasında elbette insani olarak; “geçmiş olsun; ölenlere rahmet, Allah bir daha böyle acılar yaşatmasın” demenin yanında, “nerede hata yaptık, eksiklikler nedir, suçlular kimler?” deyip tedbirler alınıp hesap sorulmalıdır.
Hollandalı aktivistin şu sözü de unutulmadı: “Siz Tanrı’yı bu kadar kızdıracak ne yaptınız?”
Ah bir bilsen… Neler yapmadık ki?!? Ama, yine de çoğunu affediyor.