Coni’nin bitmeyen platonik Molla aşkı!
Coni’nin bitmeyen platonik Molla aşkı!
Yüksel Tokur
Siyonist ülke ABD’nin yıllardır bitmeyen platonik (karşılığı olmayan) takıntılı İran aşkı (!) yine nüksetti! Özgürlük (!) getirmek için yine bastırıyor..
Sevgisine; pardon menfaatlerine boyun eğen ülkelere bakarsanız, ekonomi ve terör yönünden hiç sorun olmadığını görürsünüz. Körfez ülkeleri gibi..
İsrail’in BOP’u gerçekleştirmek için ABD’nin kanatları altında saldırdığı; bu yolda en büyük engel olarak Türkiye, İran ve Mısır’ın olduğu biliniyor.
Seçilmiş Devlet Başkanı Mursi’yi 2013 yılında askeri darbeyle indirerek, yerine kukla Sisi’yi oturtarak Mısır engelini aştılar.
Türkiye’de ise, “Erdoğan’sız Türkiye” için 23 yıldır çalıştıkları halde diş geçiremediler.
Bu arada; “Erdoğan gitsin de, kim gelirse gelsin” saflığında olanlar, büyük oyunun bir parçası olduklarının farkında değiller.
İRAN DÜŞERSE NE OLUR?
İran sıradan bir ülke değil.. Coğrafi olarak Türkiye gibi stratejik bir noktada. Çin, Rusya, Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu ve Basra Körfezi’ne yakın konumda. Yani; Doğu ve Batı arasında jeopolitik olarak özel bir önemi var.
Ehhh… Bu duruma petrol ve doğalgaz gibi zengin yeraltı kaynakları eklenip kaymaklı kadayıf olunca, Coni’nin iştahı kabarmasın da ne olsun!
Taktik aynı; kaleyi içten fethetmek.. Ajanlarıyla karıştırdığı sokak olaylarından “rejim yıkma” projesi..
ABD'nin İran halkına "yardıma hazır olduğunu" belirten Trump, "İran, belki de daha önce hiç olmadığı kadar özgürlüğe bakıyor" oltasını attı.
Vay canınaaa… Demek, Sarı Fırtına (!) Venezuela’da olduğu gibi sert eserek, dakikalar içerisinde dini lider Ali Hamaney ve eşini yatağından kaldırıp kelepçeleyerek alamıyor!
İran’ın kolay lokma olmadığını, 24 Nisan 1980'de, İran Büyükelçiliği'nde rehin tutulan 52 elçilik personelinizi kurtaramadığınız başarısız “Kartal Pençesi Operasyonu”nu unutamadınız.
2003 yılında ise, hemen yanı başındaki Irak’ı “Diktatör Saddam’ı yıkarak özgürlük” getireceğiniz oltasıyla işgal etmiştiniz.
Amerikan askerleri, kirli ayaklarıyla Irak topraklarına ayak bastıklarında çiçek uzatan bazı Iraklılar; “ABD demokrasi getirecek, diktatörden kurtuluyoruz” diyerek, eline balyoz alıp meydandaki Saddam heykelini parçalıyorlardı.
“Alın size özgürlük” dercesine, Amerikan askerleri 2 milyon Iraklıyı katletti. Binlerce kadına tecavüz ettiler; hatta babasının gözü önünde kızına tecavüz ettiler. Ebu Gureyb Cezaevi’nde binlerce mahkûma işkence edip, köpekleri üzerlerine saldılar. Ülkeyi soyup, soğana çevirerek çekip gittiklerinde harap olmuş bir ülke bırakmışlardı.
Yıllar sonra o balyozla Saddam’ın heykelini parçalayan adam, “Keşke elim kırılsaydı; bugün o heykeli yeniden dikmek için her şeyimi verirdim” diyecekti.. Ama iş işten geçmişti.
Dün İran’ın üst düzey komutanlarını kimler öldürdüyse, sokakları da onlar karıştırıyorlardır.
İranlı muhalifler sokaklarda bilmeden “cellatlarını” çağırıyor. Kovboy ise, yıllardır diş geçiremediği avının tökezlemesi için pusuda bekliyor.
İran düşerse, sıranın Türkiye’de olacağını hâlâ anlayamayan var mı?..
Eski Başbakanlardan Tansu Çiller: “Oyun büyük, Erdoğan’a sahip çıkın” mesajıyla uyardı.
Erdoğan’ın tökezlemesi için pusuda bekleyenlere sesleniyorum: Onu sevmek zorunda değilsiniz.. Ama ülkemiz, geleceğimiz söz konusu olduğunda; particiliği bırakıp bir elin farklı parmaklarını “demir yumruk” yapmayalım da, aç kurtlara yem mi olalım?!?