Cebren ve hileyle oturduğu koltuktan, mutlak butlanla şutlandı!
Cebren ve hileyle oturduğu koltuktan, mutlak butlanla şutlandı!
YÜKSEL TOKUR
Bir Kurban Bayramını daha geride bıraktık. Dokuz günlük bayram tatilini fırsat bilen birçok vatandaşımız, başta İstanbul olmak üzere diğer illerimizden kendi illerine akın ettiler.
Yılda iki defa yaşadığımız dini gün bayramlarımızdan bu yılki Kurban Bayramı sevincine CHP’nin bitmek bilmeyen iç karışıklığı damgasını vurdu da bayramımızı zehir ettiler.
Özgür’süz Özel’in Genel Başkan seçildiği kurultaydaki usulsüzlükler nedeniyle, başkanlığı “mutlak butlan” kararıyla geçersiz sayılınca, balataları iyice sıyırarak çılgına döndü.
Mutlak butlan -kesin hükümsüzlük- ne demek? Bir hukuki işlemin veya kararın kanunun emredici hükümlerine, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olması nedeniyle, yapıldığı andan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmadan kesin olarak geçersiz, yani ölü doğmuş sayılması durumudur.
Cebren ve hileyle koltuğa oturtulduğu günden bu yana, olumsuzlukların bitmediği partisinde aslında ölü bir lidermiş meğer!
Aralarındaki koltuk savaşı sosyal medyada alay konusu olarak, Kemal Sunal’ın Tosun Paşa filminde, Seferoğullarıyla ile Tellioğulları arasındaki “Yeşil Vadi bizimdir” sahnelerini hatırlattı!
Anıtkabir’e gidince her ne oluyorsa, yanlış işleri nedeniyle başları sıkıştıklarında soluğu orada alıyorlar. Partisini soktuğu acınası durum ortadayken, ilk Genel Başkanlarına şikâyete gitti.
Ne gidiş ama!.. Emziği ağzından alınan çocuk gibi hırçınlaşıp feryada başladı. Koltuk uğruna yağan yağmurda ıslandı, mitingler düzenledi, parmak salladı, Toma Mahmut’u dama çıkararak hortumla su sıktırdılar, birbirlerini hainlik ve hırsızlıkla suçladılar..
Yetmedi; Anıtkabir’i şov yerine çevirdi. Protokol kurallarına uymamasına rağmen, cebinde getirdiği "CHP Genel Başkanı" yazılı kâğıdı çelengin üzerine koydu da yüreğine su serpildi..
Yalnız; bu sefer Anıtkabir yetmedi, İsmet İnönü’ye de şikâyet etti. Kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan, Belediye Başkanlarının bitmek bilmeyen ahlâksızlık, namussuzlukları varken, partiyi namussuzlardan kurtaracağını söyledi!
Aslında ölüler duymaz. Duysa bile, İnönü “kulaklık” olmadan zaten duymuyordu! Şov olsun, dostlar alışverişte görsün işte..
Ülke ve partisi için herhangi bir stratejisi olmayan, panik ve şaşkınlık içinde ne yapacağını bilemeyip şuursuzca saldıran, mezar başında rakı içen, partisinde suça bulaşanları koruyan, yabancı ülkeleri yardıma çağıran, koltuğunu sağlama almak için döneminde dört defa kurultay yapan bir kişiden lider olmaz.
Boş teneke çok ses çıkarır... Bağırıp/çağırıp, sataşmaktan başka vasfı olmayan bu şahıstan lider çıkmayacağını önceki yazılarımda belirtmiştim. Sülün Ekrem gibi, bu da FETÖ projesi miydi?..
Ya CHP'li kadınlara ne demeli? Küçük kızlara taciz yapılırken, mağdur 16 yaşındaki kız çocuğu şüpheli kazaya kurban giderken kılını kıpırdatmayan, bilmem kaç cariyeli Başkanları varken CHP'li kadınlar Özgür Özel için ağlama yürüyüşü yaptılar!
Be yolunu şaşırmış şaşkınlar... Delege satın alıp şaibeli kongreyle Genel Başkan seçtiren siz, bu durumu şikâyet edip yargıyı harekete geçiren siz; ama suçlu hükümet ve Erdoğan öyle mi?.. Yolsuzluk, rüşvet, hovardalık işleriniz de aynı..
103 yıllık parti enkaz yığınına dönmüş. Girdiği tüm seçimleri kaybeden Kılıçdaroğlu yine koltukta. Bunca pisliği temizleyebilir mi, zamanla göreceğiz..
Bu yapıdaki bir parti, ülke yönetime gelirse ülke için felâket olmaz mı?..
Güçlü parti, güçlü Türkiye, güçlü liderlerle mümkündür. Bu yüzden, CHP’de ışık görmeyenler Ak Parti’ye koşuyor.
Ne yapalım; çıkaramıyorsunuz adam gibi bir adam!
Şimdi suç kimde?!?