THY - İmaj

Evlilik ve kadın

14 Mart 2018 Çarşamba

İddia: “Osmanlı kadını görücü usulü evlendirilirdi, Cumhuriyet kadını kendisi seçerek evleniyor.”

Burası doğru, ama acaba “Cumhuriyet kadını”, “Osmanlı kadını”ndan daha mı mutlu, evlilikler daha mı uzun soluklu?

Hayır! Boşanmalar artmış, “mutlu aile tablosu” geride kalmış, ihanetler çoğalmış, kadın psikolojik sorunlarla, depresyonla tanışmış.

Evlilikte hedef “mutluluk” olduğuna göre Cumhuriyet Türkiyesi bu hedefi tutturamamış demektir.

“Osmanlı kadını”nın ekseriyetle görücü usulü evlendiği malum: Önce aileler tanışır, araştırılır, soruşturulur, titiz bir incelemeden geçirilir, sonra gençler görüştürülür, evlilikte mutlaka kızın ve erkeğin rızası alınırdı. Bu şekilde yapılan evlilikler ömür boyu sürerdi. 

“Kendi tercihiyle evlenen cumhuriyet kadını”nın evliliği ne kadar sürüyor? Boşanmalar neden artıyor?

Sağlık Bakanlığı’nın 2 Şubat 2015 tarihinde yaptığı açıklamaya göre, Türkiye’de, her 10 kişiden 1’i antidepresan kullanıyor ve antidepresan kullanımında kadınlar erkekleri ikiye katlıyor. 

***

İddia: “Osmanlı erkeği dört kadın alırdı, bu yüzden kadınlar mutsuz olurdu.”

Gerçek: Şer’i hukukta dörde kadar evlenme ruhsatı var, ama öyle şartlara bağlanmış ki, neredeyse imkânsız hale gelmiş. Bu yüzden erkeklerin çoğu tek eşliliği tercih etmişler.

Buyurun, Osmanlı kadınları hakkında detaylı çalışmaları olan Lucy Garnett’en okuyalım:

“İslam hukukunun bir erkeğe dört eşle evlenme ve sınırsız cariyeye sahip olma iznini vermesine karşın, genellikle, sanılanın aksine, bir Osmanlı ailesi, hiç de evin reisiyle evli birçok kadından oluşmaz. Aslına bakılırsa, günümüzde Türk emekçi sınıfında tek eş kuraldır ve daha varlıklı sınıflarda birden fazla eş istisnadır; her zaman böyle olduğu açıktır.” 

Lady Mantagu’yü dinliyoruz:

“…Yasalarının Türk erkeklerine dört kadınla evlenme hakkı verdiği doğrudur. Ancak, bu özgürlükten yararlanan ne erkek, buna katlanan ne de kadın örneği vardır.”

Tereke defterleri üzerinde yapılan araştırmalara göre, birden fazla evlilik oranı % 2 ilâ 5 arasındadır. XVII. yüzyılda Bursa’da Gerber (1980, 232) tarafından incelenen iki binden fazla terekede, iki veya daha çok eşe sahip olan erkeklerin sayısının yirmiyi geçmediği tespit edilmiştir. 

Köylerde ise bu oran çok daha düşüktür. Osmanlı toplumunda görülen çok eşliliğin temel sebebi çocuk, özellikle erkek çocuk sahibi olma arzusudur.

1546 tarihli Kayseri sicilinde, varlıklı bir kadın üzerine başka bir kadın getirilmesini kabul etmediği için mahkemeye giderek “Kocam Hızır Bali benim üzerime bir kızla evlenmiştir. Ben üzerime evlenmeyi kabul etmem, beni boşasın” diyerek boşanma isteğini dile getirmiştir. 

Zaten genç kızlar evli erkeklerle evlenmeyi düşünmemişler, hatta nişanlı kızlar bile nişanlı oldukları erkeğin bir başka kadınla evli olduğunu öğrendikleri zaman nişanı bozmuşlardır.

Sultan II. Abdülhamid döneminde İstanbul’a gelen başka bir kadın seyyah olan Georgina Adelaide Müller de Osmanlı toplumunda çok eşliliğin yaygın olmadığını söylüyor ve şöyle bir olaydan bahsediyor:

“Bir nazırın eşini ziyaretine gittik. Konu çok evlilikten açılınca bize şöyle dedi: ‘Biz sizden daha mutluyuz… (Çünkü en azından kumamızı tanıyoruz). Sizin kocalarınız ise tanımadığınız aktristlerle dolaşıyor.” 

Bizdeki hâlihazır durum daha beter, hatta “vahim” olduğuna göre, ne cevap vereceksiniz? 

 

YORUM YAZ