Dünya Kupasında LGBT propagandası ve ABD’nin siyasi şovu
Dünya Kupasında LGBT propagandası ve ABD’nin siyasi şovu
Ahmet Gülümseyen
ABD’nin başrol oynadığı Amerika kıtasında oynanan 2026 Dünya Kupası, ‘skandal-rezaletleriyle’ ön plana çıkarmaya devam ediyor. Bunun son örneği, LGBT gibi sapkın-lanetlenmiş anlayışın onur maçı olarak Mısır ile İran arasında oynayacağı karşılaşmanın ilan edilmesi. Bu haberi www.yeniakit.com’da gördüğümde, kim tarafından söylendiğini hatırlamadığım şu söz geldi aklımıza; “Kalem kimdeyse yazı, mikrofon kimdeyse söz onda’. Dünya Kupasında sapkın-lanetlenmiş anlayışının temsil edildiği LGBT propagandasının iki Müslüman ülkesi Mısır ve İran karşılaşmasına denk getirilmesi, hiçte tesadüf değil. Tıpkı, bu organizasyonun sorumlusu FIFA’nın, Filistin ve Lübnan soykırımcısı İsrail’in destekleyicisi ABD Başkanı Donald Trump’a, Barış Ödülü vermesinin tesadüf olmadığının bir göstergesi gibi…
İSLAM ÜLKELERİNE LGBT DAYATMASI
2026 Dünya Kupasında yaşanan LGBT rezaleti ilk değil. Benzer durum, sporun Uluslararası Spor Kuruluşları FIFA, UEFA, FIBA, IOC ve diğer federasyonlar tarafından her fırsat uygulanıyor. Hatırlayın, dünyanın en büyük spor organizasyonları olarak adlandırılan Olimpiyat oyunlarını. Devam eden Dünya Kupasında alınan karara toplumsal tepkiye neden oldu. Böylesi rezalet kararlar, sporun içindeki sapkın anlayışın geçmişte benzer uygulamalar, www.haber7.com internet sitesine de yansıyor. Paris’te düzenlenen 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları, açılış töreninde ‘LGBT propagandasıyla tepki çekmişti. Özellikle LGBT üyelerinin, Leonardo DA Vinci’nin ‘Son Akşam Yemeği’ eserini canlandırmaya çalıştıkları performans, dini değerlere hakaret şeklinde yorumlanmıştı. Bazı müsabakalarda kadın sporcuların karşısına LGBT’li sporcuların çıkarılması da eleştirilere yol açmıştı. ABD’nin Seattle kentinde oynanan Mısır-İran Dünya Kupası karşılaşmasını LGBT’li sapkınların onur maçı ilan edilmesi, stadyuma sapkınların bayrakları ve gökkuşağı renkli giysilerle girebileceğini onaylanması. İki Müslüman ülke ise bu karara sert tepki gösterdi…’
ABD’NİN SPOR ÜZERİNDEN İRAN VE FIFA ŞOVU
Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) öncülüğünde Kuzey Amerika’nın (ABD, Kanada ve Meksika) ev sahipliğinde düzenlenen 2026 Dünya Kupası’nda, her fırsatta ABD’nin gövde gösterisi şeklinde gerçekleştiğini görmekteyiz. Dünya Kupası tarihinde ilk kez 48 takımın mücadele etti ve bu takımların 32’si gruplardan çıkarak ikinci tura kaldı. Bunun anlamı, futbol üzerinden ABD’nin siyasi şov gerçekleştirmesi. ABD, organizasyon devam ederken, her fırsatta yeni bir şovun kapısını aralıyor. Bu sürecin en ciddi mağduru. Futbolun rüzgarına kapılan İran, kendini Amerika’da bulduğu günden bugüne, ABD’nin adeta oyuncağı oldu. Savunma yapmasını bilmeyen bir boksör örneğinde olduğu gibi, her fırsatta ‘yumruk’ yemeye devam ediyor. 21 Haziran Pazar günü Belçika ile karşılaşan İran’ın maçtan sadece 24 saat önce Los Angeles kentine gelmesine izin verildi. ABD’nin almış olduğu bu karar, FIFA’nın küresel futbol üzerinden güç-kontrol kaybettiğinin önemli bir yansıması. Akademisyenler bu durum, FIFA’nın jeopolitik güç karşısında FIFA’nın diz çöküşü olarak yorumlanıyor…
DÜNYA KUPASI VE HÜRMÜZ BOĞAZI
ABD, savaşla gücünü-sözünü geçiremediği İran’a 2026 Dünya Kupasında yaptırım uygulayarak, prestij kazanma peşinde. İran Milli takımına karşı yaptırdığı uygulamalarda, bu yaklaşımını net olarak görmek mümkün. İran Futbol Federasyonu, kısıtlamalardan dolayı FIFA’ya şikâyette bulunmaya hazırlanıyor. İran’ın sahada-siyasi arenada galip gelmeyenlerin, spor arenasında ne tür yaptırımlara maruz kalacağının somut örneği Dünya Kupası. İran Futbol Federasyonun süreçle ilgili açıklamalarda “Bu tür kısıtlamaların katılan tüm takımlara eşit şartlar sağlanması ilkesiyle tutarsız olduğuna ve takımların hazırlık süreçlerini olumsuz etkileyebileceğine inanıyoruz. Federasyon, memnuniyetsizliğini resmi olarak dile getirecek ve uygun kanallar aracılığıyla FIFA’ya resmi şikâyette bulunulacaktır.” derken, teknik direktör Amir Ghalenoei süreci “Yeni Zelanda maçından sonra ‘Derhal ayrılmamız gerektiğini söylediler. Bu durum bizi gerecekten çok zorluyor… Takımımız tüm Dünya Kupası’ndaki en çok baskı gören, en mazlum takımdır.” şeklinde değerlendirdi. Ne ilginçtir ki, tüm bunlar yaşanırken, Hürmüz boğazında İran ile ABD arasında savaş devam etmesi, Dünya Kupasında yaşananların tesadüfi olmadığının bir yansıması…
PEP GUARDİOLA’NIN ALTIN SÖZLERİ UNUTULMAMALI
2026 FIFA Dünya Kupası’nda bugün (Pazar) oynanacak 6 müsabakasıyla sona erecek. Kupa’nın geride kalan maçlarda güne damgasını futbol değil de, LGBT propagandası, baskı altındaki takımlar (İran), davet edilmesine rağmen ABD’ye giremeyen Somalili hakem (Omar Abdulkadir Artan), polis köpekleri eşliğinde kontrolden geçirilen kafileler (Özbekistan) ve futbolla-organizasyonla bağdaşmayan daha birçok olay. Kalan maçlarda daha hangi ‘skandalların’ yaşanacağı, kaygı verici bir şekilde belirsizliğini korumaktadır. Tüm bunlar yaşanırken, ABD desteği alan katil sürüsü İsrail, Filistin’de soykırım-katliam-işgali devam ediyor. Ortaya çıkan tablo, her fırsatta, İsrail soykırımından dolayı yok edilmeye çalışan Filistin için ayağa kalkan Manchester City Teknik Direktörü cesur yürekli Pep Guardiola’nın, dünyanın kaos içinde olduğuna ve kimsenin bir şey yapmadığı, “Dünyada neler olup bittiğine bakın, inanılmaz bir kaos içindeyiz ve kimse parmağını bile kıpırdatmıyor. Her şey perde arkasında gerçekleşiyor. Dünya çökecek ve biz hala bir tarafın ya da diğer tarafın karanlık sanatlarından bahsediyoruz. Bundan daha önemli şeyler var.” sözlerini, hatırlamamızı kaçınılmaz kılıyor. Bu sözler, bize Dünya Kupası gibi organizasyonlarda görmemiz ve almamız gereken gerçekleri gözler önüne sermektedir. ‘Futbolun sadece futbol olmadığı’, spor amacının dışında oyun ve eğlence, toplumu oyalayan-uyutan, siyasi şova dönüştürecek, etkili bir süreç olabileceğini görmekteyiz. Rabbim bizlere, böyle bir süreçten, yaşananlardan ders alanlardan eylesin, inşallah…