Faizdeki şehir efsanesinin çöküş resmi
Faizdeki şehir efsanesinin çöküş resmi
Ali Karahasanoğlu
Bir şehir efsanesini daha masaya yatıralım.
Öncelikle faizci olmadığımı söyleyeyim.
Erbakan hocanın tane tane anlattığı, “faiz mikroptur” tespitini önemsediğimi ve doğru bulduğumu hatırlatayım.
İslam Dini’nde faizin haram olduğunu, buna iman ettiğimizi belirteyim.
Tayyip Erdoğan’ın, “faiz hakkında nas var, bize söz düşmez” açıklaması yaptığında, maalesef Saadet Partililerin bile, CHP’lilerle birlikte işi alaya almaya kalkıştıklarını, ancak bizim cumhurbaşkanına destek verdiğimizi hatırlatalım.
Türkiye’nin faizsiz sisteme geçerek dünyaya örnek olacak bir atılım yapacağını gören batılılar, İsrail’in İran’a attığı füzenin benzerini, Türk ekonomisine attıkları dönemde, cumhurbaşkanımız “dış güçler” diyordu.
İran’daki binalar için birileri, “Çürük bunlar” dese de, o binalar çürük olduğu için kendiliğinden değil, İsrail ve Amerika’nın attığı füzelerle yıkıldıkları gibi...
Aynı şekilde Türk ekonomisinin kendi ayakları üzerinde durmasında veya faizsiz sistemde bir sakatlık, çürüklük olduğu için değil, dış güçlerin kurguladığı darbeler sonucu zarar gördüğü süreçte, ekonomimizin yalpaladığına şahit olduk.
Dış güçlerin Türk ekonomisine attığı o füzeleri durduracak çelik kubbemiz henüz daha yeterince hayata geçirilemediği için, 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra, tekrar faizli sisteme dönüldü.
Ama bu dönüş gönülden gelen bir dönüş değildi.
Hatta hatırlayın, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek rasyonalite’ye dönüyoruz dediğinde, “faizi ikişer ikişer puan yükseltmeniz yetmez, radikal şekilde bir çırpıda yüzde 80’lere yükseltmeniz gerekir ki başarılı olasınız” diye eleştiriler de yapıldı.
“Faizsiz sistemi” inşa dönemimizde faiz ödemelerimiz sembolik miktarlara düşmüştü.
Şimdi tekrar yüksedi.
Ama ne kadar yükselirse yükselsin diğer ülkelerin faiz ödemeleri karşısında, yine de Türkiye’nin durumu daha makul seviyede.
O ülkelerde faiz oranları Türkiye’ye göre çok daha düşük olmasına rağmen, sistemleri o kadar faize dayalı ki, Türkiye’nin bütçe harcamalarındaki faiz oranı, o ülkelerin bütçelerindeki faiz oranlarının daha altında kalıyor.
Faizi öneriyor değilim, faizli sistemi uygun görüyor değilim.
Ama şehir efsanesi şeklinde uydurulan sözde gerçeklerin de, algı operasyonundan ibaret olduğunu hatırlatmak zorundayım.
Dünkü yazıma bir okurumuz yorum yapmış.
Dertli rumuzuyla eleştirel yorumunu yapan okurumuz şöyle diyor: “Ali bey, ekonomi batık, bütçenin dörtte biri sadece iç borç faizine gidiyor. Rahmetli Erbakan hoca, faiz mikrop gibidir demişti, maalesef bu mikrop bütün toplumu ve kurumları çürütüyor. Acaba bu faizin ne kadarı Yahudi katillere gidiyor. Faizde dünya ikincisi olmuşuz, enflasyonda ve gıda enflasyonda dünya rekorları kırıyoruz.”
Haydi bakalım dünya rekorları kırıyor muyuz?
2026 bütçesinde Türkiye’nin faize ayırdığı miktar %14 civarında.
Önce bu oranın Ak Parti iktidara gelmeden önceki hükümetler dönemindeki bilgisini paylaşayım.
%50, %40.
AK PARTİ iktidarı bu oranı %10’ların altına indirdiği için zaten gezi isyanı organize edildi.
Ve bugün gelinen noktada 2026 yılı için söyleyecek olursak, ilk beş aylık gerçekleşen rakamlar %15 civarında bir miktarı gösterse de, sene sonuna kadar bu rakamın tahmin edilen %14 gibi bir seviyeye düşeceği de belirtiliyor.
Peki diğer ülkelere bakalım.
Örneğin Amerika yüzde üçler civarında faizin olduğu süper devlette, bütçenin ne kadarı faize gidiyor bir bakalım.
Şaşıracaksınız ama, tam da Türkiye’nin yıl sonunda hedeflediği %14 oranı şu an o düşük faiz oranlarına rağmen Amerikan bütçesinden faize giden para.
İngiltere’de oran %8.
Fransa’da %7.
Ki bu ülkelerin bütçelerinin Türkiye’ye kıyasla çok daha büyük miktarlarda olduğunu düşünürsek, Türkiye’de faiz ödemeleri için planlanan 2.7 trilyonun çok daha üstünde bir paranın faize gittiğini söyleyebiliriz.
Amerika’nın faize ödediği miktar 1 trilyon $. Yani Türkiye’nin 20 katından fazla parayı faize ödüyorlar.
İngiltere’nin faize ödediği miktar, 111 milyar sterlin.
Türkiye’nin ödediği faizden %50 oranında fazla.
Fransa’nın faize ödediği miktar 59 milyar avro. Fransa’nın da faize ödediği para Türkiye’den fazla.
Faizsiz sisteme geçelim, eyvallah.
Bunun için mücadele verelim, eyvallah.
Ama bu yolda adım atıldığında, emperyal devletlerin kesecekleri faturalara da hazır olmamız gerekir.
“Geri adım atalım” anlamında söylemiyorum, “bu işin faturası olur, vazgeçelim” anlamında söylemiyorum.
Bir miktar yalpalanma olabileceğini şimdiden düşünüp “hazırlıklı olalım” diyorum.
Faiz konusunda Türkiye’nin sorunları olduğu doğru, ama abartıldığı kadar kronik bir sorun olmadığı, Ak Parti iktidarı öncesindeki dönemlere kıyasla bugün daha makul düzeyde ödeme olduğunu da belirtelim.
Türkiye’nin dış borcunun diğer ülkelere kıyasla, daha makul düzeyde olduğunu hatırlatalım.
Üstelik Türkiye’nin altyapı yatırımları için son 15 yılda büyük harcamalar yaptığını dikkatten kaçırmayalım.
Bir İstanbul Havalimanı, Türkiye için çok büyük bir yatırım. Önümüzdeki 25-30 yılda büyük kazançlar sağlayacak bir yatırım. Bunun harcama dönemi geçti. Şimdi para kazanma dönemi yaşanıyor.
Dolayısıyla muhalefetin şehir efsanesi şeklinde gözümüzün içine soktuğu rakamların diğer ülkelerdeki miktarlarına bakmamız gerekir ki, Türkiye’nin durumunu daha sıhhatli değerlendirmiş olalım.