Batılılaşma sürecinde neler kaybettik? -1-

18 Mayıs 2019 Cumartesi

Güzel geleneklerimiz, mimarimiz, hatta yiyecek ve içeceklerimiz bize unutturuldu. 

Ama artık doğrulma (bir anlamda yeniden dirilme) vakti. Sayın Cumhurbaşkanımız, “yatay mimari” üstünde durdukça, bir şeylerin değişeceğini düşünmeye başladım.

Yeniden dirilişe katkısı olur düşüncesiyle, bir zamanlar vazgeçilmezlerimiz olan bazı âdet, töre ve geleneklerimizden bir demet sunmak istiyorum…

Bir yere mahalle kurulmadan önce mescit inşa edilir, “imam evi”, “müezzin evi”, “hizmetli evi” derken, semt yavaş yavaş “mahalle”ye dönüşürdü (Mescide “Beytullah” dendiğine göre, mahallelerde Allah merkezli bir hayat yaşanırdı. 

Mahallenin en saygın kişileri “mahalle imamı”, “mahalle muhtarı”, “mahalle öğretmeni” ve “mahalle bekçisi” idi…

Sünnet tüm ayrıntılarıyla baş tacı edilirdi: 1830’larda İstanbul’a gelip dokuz yıl kalan Fransız yazar Brayer’in de belirttiği gibi, bu ülkenin Müslümanları “Peygamber Hazret-i Muhammed’e hayrandı… Hayatlarını ona göre düzenlemeye çalışırlar, sadece onu örnek alır, onun izinden gider ve sadece onu taklit ederler”di…

Hayat “zikir kokulu”ydu: Her işe “Bismillah” diye başlanır, sonunda “Elhamdülillah” çekilirdi. Ağızlardan “İnşallah-Maşallah” düşmezdi. Hatta öfkeleri, hayretleri ve dehşetleri bile “zikir” kokardı: Her adım, “Tevekkeltü Alellah” diye atılır, kızınca, “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh…” çekilir, hayret edildiğinde “Hay Allah!..”, “Allah Allah”, “Lailahe illallah”, “Fesübhanallâh!” denilir,haksızlığa uğranınca “Hasbünallâh!..” eşliğinde Allah’a sığınılır, daha olmazsa “Neuzubillah!” denilerek yaka silkinirdi…

İnsanlar yere tükürmez,sokağa çer-çöp atmazdı: Çünkü bunun “kul hakkı” oluşturduğuna inanılırdı (Comte de Marsigli, “Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler, daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür” diyerek atalarımızı eleştiriyor)…

Her türden bitki, özellikle de caddelerdeki ulu çınarlar “zakir” (zikreden) muamelesi görür, tüm canlılarla birlikte tabiata saygı duyulurdu. Sokak hayvanları ile vahşi hayat koruma altındaydı (İtalyan yazar Edmondo de Amicis şöyle yazıyor: “İstanbul’da, sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık Müslümanlara bile rastlamak mümkündür.” 

Her mahallenin “Avariz” adı verilen bir vakfı vardı: Mahallenin ihtiyaçlarını bu vakıf karşılar, fakir-fukara, garip-guraba hem bu vakıf, hem de mahallenin zenginleri aracılığıyla “namerte muhtaç olmadan” haysiyetleriyle yaşarlardı…

Müstakil evler, “Evi kıbleye dönük olmayanın gönlü kolay kolay kıbleye dönmez” anlayışı içinde, mümkün mertebe kıbleye dönük inşa edilirdi.

Kaldığımız yerden devam edelim inşallah...

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • KürşatKürşat1 ay önce
    Muasır medeniyetler seviyesine çıktık, göklerdeki istikbale ulaşacaktık ve fakat büyük bir yalan olduğunu geçte olsa anladık. Yurtta sulh cihanda sulh dedik lakin yurttada sustuk cihandada sustuk. Pısırık bir millet olduk. Şimdilerde yeni yeni kabuğumuzdan sıyrılıyoruz, savunma sanayinde ve göklerde söz sahibi olmaya başladık. Demekki çalışınca, rakı masalarından uzaklaştıkça kafamız beynimiz çalışmaya başladı. Batı denen mimsiz medeniyetin uşaklığından kurtuldukça yurttaki ve hariçteki şer odakları tarafindan kıskanılmaya başladık. On yıllardır ne emrettiler ise harfiyen yerine getiren Türkiye yerine,masaya yumruğunu vuran bir Türkiye ile karşı karşıya kalan şer odakları şaşırmış ve aptallaşmış bir hal aldı. Ne olduda bir asırdır uşaklığımızı yapan Türkler artık bizi dinlemez oldular diye kara kara düşünmeye başladı Barbar ve bir o kadarda alçak batılılar. Küllerinden doğan bir MİLLETGayret be kardeşim ha gayretTek dişi kalmış habis medeniyet! Az kaldıAyaklarımıza kapanacak ilelebet. Biz Türk oğlu Türküz, ATA'mız OĞUZFATİH'ler, YAVUZ'lar ABDULHAMİD'lerdirtorunuyuz. ATA'sını SOY'unu unutan üç beş soysuzPeygamberi dışlayan ALLAH'tan korkusuzBilinizki yaklaştı O fecr-i sadıkBir MİLLET Kıyam etti, daha oturmazBu Necip MİLLET esaret altında yaşayamaz.
  • KADİR KADİR 1 ay önce
    Sn Dedeaydın çok haklısınız bunların hepsi aynı. Şevki bey de mecliste kravat takmamak için herşeyi yapardı. Şimdi de potur yakasız gömlek falan giysenize. Yavuz bey yaka mendili falan herşey yerinde maşallah. Tam batılısınız. Özetle Riyakarsınız riyakar.
  • 1 ay önce
  • DedeayhanDedeayhan1 ay önce
    Sayın büyüğüm, ne güzel söylüyorsunuz da inandırıcı olamıyorsunuz. İlk önce şu yabancı imajı veren görüntünüzden kurtulun lütfen. İlk önce dış görünüşünüzü değiştiriniz,bize öğütlediğiniz ve bizim de hayalini kurduğumuz şekle bürününüz. Yok eğer "imamın dediğini yap, yaptığını yapma" diyorsanız, siz de haklısınız. Biz zaten neredeyse her gün tövbe edip bozanlardanız, sonra yine tövbe edenlerdeniz. İnşaAllah düzeliriz. Siz örnek olun, cesaret verin.
  • FeritFerit1 ay önce
    "Beytullah/Allahın evi" kavramı Kuranda ve hadiste geçmez. Ancak Cahiliyede birçok putun evi vardı. Mesela beytüllat/lat'ın evi...
  • ATATURKCUATATURKCU1 ay önce
    BATILILASMA SURECI YASAMAYIP HUZURLU MUTLU REFAH OLAN BIRARAP ULKESI YADA MUSLUMAN BIR ULKE VARMI ? AFGANISTAN ARABISTAN YEMEN FILISTIN LIBYA SOMALI CAD NIJERARAKANMISIR SURIYE IRAK KAN AGLIYOR DOKULUYOR ACI CEKIYOR IC SAVAS YASIYOR EZILIYOR.BIZ AYDINLIGA GITMEYE CALISTIK SENIN GIBILERIN ENGELLERINE RAGMEN
  • SalihSalih1 ay önce
    Araplaştırma sürecinde neler kaybettik. Bunlarıda yaz.
  • KATİPKATİP1 ay önce
    Hocam dikey mimariyi kim yaptı?25 yıldır İstanbul’a yapılan ihaneti neden yazmıyorsunuz? CHP hatta ondan sonra DP döneminde yeni kurulan mahallelerde evler en fazla 3 katlı, komşuluk ilişkilerinin kaybolmadığı evlerdi. Sonra Bütün zengin Arap ülkelerindeki görgüsüzlük bize de bulaştı. Köylere bile 10 katlı bina dikmek bu dönemde moda oldu. Sokaklara tükürenler ne şehirlilerdi ne de köylülerdi. DP döneminde köy enstitülerinin kapatılmasıyla köyden şehre akan ve ne şehirli ne köylü olan halkımızın kendi kültüründen ve terbiyesinden kopmuş kesimidir. Suç bu insanların değil plan program bilmeyen yönetimlerindir.Şimdi Avrupa şehirleri tertemiz bizimkiler toz toprak içinde. Her yağmurda sel götürür, sahtekar müteahhitlere göz yumulur, her işimizde köşe dönücülük moda olur ondan sonra da batı medeniyeti kötülenir. Deprem sırasında yağma dünyanın neresinde görülmüş? Bu utanç bile bize yeter. Bu da mı batının suçu?Hadi oradan! Yalanlarınız yeter.
  • salihsalih1 ay önce
    Özellikle meyvecilkte anadoluda o bildigimiz yerli isimlerin de sonradan kültürealınmış yeni çeşitlerinde isminin hepsinin isminin ingilizce italyanca fransızca isponyolca olmasını gerektiren ne oldu ülkemizde yoksa elma armut kayısı kiraz domates patatesleredemi çagdaşlık ilericilik öğrettik
  • AHMEDAHMED1 ay önce
    Kaleminize sağlık Hocam. Batılılar, Müslümanlarıngelenek, görenek ve kültürünü almıyorlar. Benimsemiyorlar,. Aksine kendi kültürlerine sahip çıkıp gelenek ve kültürlerini yerleştirmek , yaymak istiyorlar.Biz Müslümanlar, o Hristiyanların geleneğini, kültürünü, dilini , almakta yarışıyoruz. Ne kadar çok onlara benzerse, o kadar medeni, modern olacağını zanneden, aşağılık kompleksinde olan insanlar var. Biraz da bu yaygınlaşma, kendini tahsilli zanneden, sonradan görme kişilereliyle oluyor. Yıl 1966. Hiç unutmam. Ortaokul hocamız bize "Yılbaşını nasıl geçirdiğinizi anlatan bir kompozisyonyazın" diye ödev verdi. Çok şaşırdım. Yılbaşı kutlaması da neydi. Herkes neler yaptığınıyazıyordu. Yılbaşındahiç bir şey yapmadığımız için benim yüzüm kızardı.Ben de başladım kafadan atmaya. Neler neler yaptık neler, kendimizi çook eğlendirdik falan diye attım. Ama yalan yazdığım için de yüzüm kızardı. İşte gençliğimiz okullarımızda böylece bilinçsizce yok ediliyor. Bir Hristiyan Hoca öğrencilere: "Ramazan Bayramını nasıl geçirdinizkompozisyon olarak yazın"der mi?
  • AhmetAhmet1 ay önce
    öyle demeyin hocam.. muasır medeniyetler seviyesine cıkardılar ya bizi.. haberiniz olmadı mı? hayret vitali hakkolar falan cok önceden duydu halbuki

Günün Özeti