Gençlerle ebeveynler arasındaki iletişim kopukluğu
Gençlerle ebeveynler arasındaki iletişim kopukluğu
SÜLEYMAN GÜLEK
Günümüz ailelerinde en sık karşılaşılan yaralardan biri, gençlerle ebeveynler arasındaki iletişim kopukluğu. Telefon ekranları, sosyal medya, okul stresi ve “ben anlarım” tavrı, evin içindeki sıcak sohbetleri yavaş yavaş eritiyor. Oysa İslam, aileyi sadece bir arada yaşayan bireyler topluluğu değil, sevgi, merhamet ve karşılıklı saygıyla örülmüş bir kale olarak görüyor.
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.” (Rum Suresi, 21). Bu huzur ve merhamet, sadece eşler arasında değil, anne-baba ile evlatlar arasında da yeşermeli.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlınızım.” (Tirmizî, Menâkıb, 63) buyurarak, aile içi ilişkinin önemini zirveye çıkarıyor. O halde sormak lazım: Biz genç evlatlarımızla gerçekten “en hayırlı” bir iletişim kurabiliyor muyuz?
İletişim Neden Kopuyor?
Gençlik dönemi, fıtratın en hareketli, en arayış dolu zamanıdır. Ergenlik çağındaki genç, kimliğini bulmaya çalışırken bazen isyankâr, bazen içine kapanık, bazen de aşırı özgüvenli görünebilir. Ebeveynler ise “benim zamanımda böyle değildi” diyerek tecrübelerini dayatınca, genç “anlaşılmıyorum” hissine kapılıyor.
Modern hayatın dayatmaları da cabası: Sürekli ekran, akran baskısı, gelecek kaygısı… Bunlar gençleri aileden uzaklaştırırken, anne-babalar da “ders çalış, telefonunu bırak” komutlarıyla yetiniyor. Sonuç? Karşılıklı suskunluk veya kırıcı tartışmalar.
Oysa İslam, bu kopukluğu önlemek için çok net ilkeler sunuyor. Peygamberimiz (s.a.v.), çocukları ve gençleri severek, onlarla çocuklaşarak, onların seviyesinden konuşarak iletişim kurardı. Bir bedevî gelip “Siz çocukları öper misiniz? Biz öpmeyiz” dediğinde Efendimiz (s.a.v.) üzüntüyle şöyle karşılık vermişti: “Allah senin kalbinden merhameti çekip almışsa, ben ne yapayım?”(Buhari, Edeb 1) Bu hadis, sevginin ve şefkatin iletişimdeki temel taş olduğunu gösteriyor.
İslam’ın Önerdiği İletişim Tarzı
Sevgi ve Merhametle Başlamak Genç, önce sevildiğini hissetmeli. Peygamberimiz (s.a.v.) torunları Hz. Hasan ve Hüseyin’i kucağına alır, omzunda taşır, onlarla şakalaşırdı. Namaz kılarken bile onları sırtına bindirirdi. Bu, “Sen benim için değerlisin” mesajıdır. Bugün de gençlerimizle göz teması kurarak, “Nasılsın evladım?” diye samimi sormak, onların dünyasına girmenin ilk adımıdır.
Dinlemek ve Anlamak Kur’an’da anne-babaya hitaben “Onlara ‘Öf!’ bile deme, onları azarlama; onlara gönül alıcı, tatlı ve güzel söz söyle” (İsrâ Suresi, 23-24) buyuruluyor. Bu emir, sadece yaşlı anne-babaya değil, evlatlara karşı da nazik ve anlayışlı olmayı öğütler. Genç konuşurken kesmeden dinleyin. Fikrini sorun, kararlarına saygı gösterin (elbette İslami sınırlar içinde). “Sen daha küçüksün, anlamazsın” demek yerine, “Bu konuda ne düşünüyorsun?” diye sorarak onu değerli hissettirin.
Örnek Olmak
En etkili iletişim, sözden çok davranışladır. Çocuklar bizi taklit eder. Namaz kılıyor muyuz, yalan söylüyor muyuz, telefona gömülüyor muyuz? Peygamberimiz (s.a.v.) “Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne-babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar” (Buhârî, Cenâiz 92) buyuruyor. Yani gençlerimizin dini yaşayışı büyük ölçüde bizim örnekliğimize bağlı.
Zaman Ayırmak
Ailece yemek yemek, birlikte Kur’an okumak, sohbet etmek… Bunlar rutin olmalı. Ergenlik döneminde gençler daha fazla anlayışa ihtiyaç duyar. Onların hobilerine ilgi gösterin; spor yapıyorlarsa maç izleyin, kitap okuyorlarsa birlikte tartışın. “Çocuğu olan onunla çocuklaşsın” (Deylemî, c. 3, s. 513) anlayışıyla hareket edin.
Nasihat ve Sınırlar İletişim sadece hoşgörü değil, aynı zamanda rehberliktir. Gençlere iman, ibadet, güzel ahlak ve helal-haram bilincini, sorumluluğunu anlatın. Ancak bunu bağırarak değil, hikmetle yapın.
Pratik Öneriler
- Haftada en az bir akşam “aile saati” ilan edin; telefonlar kenara konsun.
- Gençlerin başarılarını takdir edin, hatalarını ise özel olarak ve sevgiyle düzeltin.
- “Ben senin yaşındayken…” yerine “Bugün neler yaşadın?” diye sorun.
Manevi eğitimde zorlamayın; birlikte camiye gitmek, ilim meclislerine katılmak daha kalıcı olur. Unutmayalım ki, gençlerimiz emanettir. Onları modern dünyanın fırtınalarından korumak için en güçlü kalkan, sağlıklı aile iletişimidir. Eğer bugün köprüler kurmazsak, yarın pişmanlık duyarız.