• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Yıldız
Abdullah Yıldız
TÜM YAZILARI

Şeytan evlatlarımıza ortak olmasın!

21 Nisan 2026
A


Abdullah Yıldız İletişim: [email protected]

Şeytan evlatlarımıza ortak olmasın!

ABDULLAH YILDIZ

Kalplere vesvese veren, zihinleri çelen, ayakları kaydıran ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyan İblis’in Ademoğullarına karşı kıyamete dek sürecek mücadelesi Kur’an’da sıkça hatırlatılır. Şeytan bu meyanda her yola başvuracağını söyler: “…Dosdoğru yolunun üstünde pusuya yatacağım. Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım…” (A’râf/16-17).

Şeytanın Ademoğullarına karşı tuzakları da İsra/62-65’de ifşa edilir: “(Şeytan:) ‘Onun (Adem’in) soyunu, pek azı hariç avucumun içine alıp mahvederim’ dedi. Allah buyurdu: ‘(Ey şeytan!) Defol git! Artık onlardan kim sana uyarsa, iyi bilin ki cezanız cehennemdir. Eksiksiz bir ceza!... Haydi, onlardan gücünün yettiklerini sesinle/çağrınla ayart! Süvari ve yayalarınla onlara karşı ordu topla; mallarına ve evlâtlarına ortak ol, kendilerine vaatte bulun. Zaten şeytan insanlara aldatmadan başka bir şey vaat etmez. Doğrusu benim salih kullarım üzerinde senin hiçbir etkinliğin yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter.”


Yani şeytan psikolojik mücadelenin tüm unsurlarını kullanmakta, insanları etki altına alıp mahvetmek için sesli, yazılı, görüntülü tüm medya araçlarıyla onları avlamakta, birçoğunu da esir almaktadır.

Seyyit Kutup, İsra/64. ayeti şöyle yorumlar: ‘Burada saptırma ve kuşatma, kalplere, akıllara ve duygulara egemen olma yöntemleri canlandırılıyor. Büyük bir harp meydanında atlılar, piyadeler, bağırtılar yerlerini alıyor. Ses düşmanın sabrını taşırıp onları sağlam kalelerinden çıkarmak veya kurulmuş bir tuzağa, planlanmış bir taktiğe düşürmek için kullanılıyor; atlılar yakalıyor, piyadeler kuşatıyor…


Ayetteki “sesinle onlardan gücünün yettiğini ayart” ifadesindeki “ses”i müfessir Mücahid “eğlence ve şarkılar”, İbn Abbas, Katade, İbn Cerir, “Allah’a isyana çağıran her şey” şeklinde anlamıştır.


Aynı ayette geçen “istifzaz” eylemi, lügatte, ‘kışkırtmak, provoke etmek, harekete geçirmek, ayaklandırmak ve ayartmak’anlamlarına gelmektedir. “İclâb” ise ‘zor kullanarak ya da yaygara kopararak denetim altına almak ve ele geçirmek”demektir (El-Müfredât).


Bu yorum ve açıklamalar, şeytanın gizli faaliyetlerini, özellikle de medyatik yüzünü ve gücünü anlamamıza yardımcı olmaktadır. Ancak şeytan, “medya silahını” sadece provokasyon, kışkırtma, ayartma, kandırma ya da aldatma amacıyla kullanmaz. Hatta şeytanın yegâne silahı medya vasıtaları değildir; o, insanları “doğru yol”dan alıkoymak için akla ve hayale dahi gelmeyecek her türlü yöntemi ve aracı kullanmakta ve adeta bin bir surata ve kılığa girmektedir. M. Esed, Kur’an Mesajı’nda, Araf/17’deki “onlara önlerinden/ellerinin arasından ve arkalarından sokulacağım” ifadesine “hem açıktan açığa hem de akıllarının ermediği yol ve yöntemlerle” mealini verir. Ayrıca şu açıklamayı da ekler: “Sağlarından ve sollarından” ifadesi de ‘her yönden ve mümkün olan her vesileyle, her vasıtayla’ anlamına gelir.”


Keza bu ayette sözü edilen Şeytanın “önden” sokulması, “ahiret hayatı konusunda şüpheye düşürmesi veya gelecek endişesine sevk etmesi” olarak; “arkadan” sokulması, “dünyevî arzuları süsleyip hoş göstermesi” şeklinde; “sağdan” sokulması, “dostça, arkadaşça ya da kibir ve riya aşılayarak”, “soldan” sokulması ise, “düşmanca veya kalplerine isyan duygusu vererek” biçiminde yorumlanmıştır.

“Şeytan onlara vaad eder, onları kuruntulara düşürür; ama şeytanın vaadi bir aldanıştan başka bir şey değildir.” (Nisa/120) Günümüzde bu işlevleri “şeytanın sesi/görüntüsü” konumundaki medya araçları yapmakta; kuruntu ve fantazyalar oluşturarak fahşa, münker ve haramları altın tas içinde sunmaktır. 



Fahreddin RâzîA’râf/17. âyeti tefsir ederken, ‘şeytanın dört yönden saldırısı ve kuşatması karşısında insanlar için biri yukarı, biri de alt taraf olmak üzere iki cihetin açık kaldığını; kul hudû (tevazu) ile ellerini açıp dua ettiği ve huşû (saygı) ile alnını yere koyduğu zaman, şeytanın araya giremeyeceğini açıklar. Demek, şeytani kuşatmayı yarmak için iki büyük imkâna sahibiz: Dua ve Secde. Nitekim, Ankebût suresinin 45. ayeti, namazın ve duanın “fahşâ ve münker”i yani şehevî fiiller, gayri meşru ilişkiler, zina, haddi aşmak, ahlâksızlık gibi şeriatın haram kılıp suç saydığı kötü ve çirkin şeyleri önlediğini beyan eder.


Öyleyse gelin, insan ve cin şeytanlarının gözbebeği evlatlarımıza ortak olup onları mahvetmelerine fırsat vermeyelim, ciğerparelerimizi namazın ve duanın huzur ve mutluluk bahşeden ortamına taşıyalım.  

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23