Başarı merkezli değil, insan merkezli eğitim

02 Temmuz 2019 Salı

Eğitimde ve toplumda “başarı” esas alınıyor ve “başarı” için her yol “mubah” sayılıyor. Bu da yüreklerdeki “sevgi” ve “barış”ın ayarını bozuyor. 

Osmanlı eğitim sistemi “başarı”ya değil, “insan”a ayarlıydı: İnsan merkezli olarak eğitilen Osmanlı insanı din, dil, renk, ırk farkı gözetmeksizin insanlara hizmeti ibadet telakki eder, “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” prensibi içinde, hayırda yarışır, bu ulvi ve külli yarışın bir sonucu olarak da, büyük hayır müesseseleri (vakıflar) vücuda getirirdi.

Osmanlı’da vakıf müesseselerin bolluğu ve yaygınlığı, hayırda yarışın ne denli büyük bir toplumsal heyecan dalgaları oluşturduğunu gösteriyor.

Rahatlıkla diyebiliriz ki, Osmanlı insanı, “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olan, malın en hayırlısı Allah yolunda harcanan, Allah yolunda harcananın da en hayırlısı halkın en çok ihtiyaç duyduğu şeyi karşılayandır” anlayışı çerçevesinde, hayatını yaradılış hikmetine hizmete vakfetmişti.

Devlet, insanının bu ulvi çabasından öylesine etkilendi ki, (belki birazcık abartıyorum) bizatihi kendisi devasa bir vakfa dönüşüp din, dil, renk, ırk, kıyafet farkı gözetmeksizin, tüm gücünü, yönettiği insanların hizmetine sundu. Bu da Osmanlı’yı “dilencisiz millet” yaptı.

Osmanlı ahlâkında insan hayatın merkezidir. Vakıf müesseseler ise, insana (ve tabii ki hayata) duyulan sevgi ve saygının kurumlaşmış halidir. 

Böyle müesseseler düşünebilmek için, insanın yaradılış hikmetini kavramak gerekir. İnsanın yaradılış hikmetini en iyi anlatan kitap Kur’an olduğuna göre, insana hizmeti pek tabii Müslümanlar kurumlaştıracaklardı. Böylece Müslüman yüreklere “vakıf” fikri doğdu ve kısa sürede kültüre dönüştü.

Bir kişinin malını-mülkünü hiç tanımadığı insanların hizmetine sunması, insanı tüm teferruatı ve kıymetiyle kavramasıyla mümkündür! Belli ki, bu idrak Osmanlı insanında mevcuttu. Bu idrak olmasaydı, yirmi altı binden fazla vakıf kurulabilir miydi? Bu vakıflardan bazıları hayvanlara ve bitkilere yöneliktir ki, Ortaçağda böylesine derin bir çevre bilincini takdirle anmamak haksızlık olur.

Kendi ecdadımıza haksızlık demek, “sütsüzlük” demek olacağından, hayvanlara ve bitkilere bakış açısına birkaç örnekle işaret etmek isteriz.

Elisee Recus yazıyor: “Osmanlılardaki iyilik duygusu hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır...

“Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde, hangi evin bacasına leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o bir Türk evidir. Leylekleri rahatsız etmemek için ateş yakmazlar.”  (Küçük Asya. c. 9)

Gezgin Guer, başka bir örnek veriyor: “Bu adamlar (dediği bizim ninelerimiz ve dedelerimizdir) sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar... Sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık Müslümanlara bile rastlamak mümkündür...”

 “Osmanlı Asırları”nda, canlı cansız tüm varlıkların Allah’ı zikrettiğine inanıldığı için, hayata “şefkat” ediliyor, hayatın en kıymetli varlığı olan insana, düşman olmaması kaydıyla, “öz kardeş” nazarıyla bakılırken, hayvanlar ve bitkiler aynı şefkat anlayışı içinde kucaklanıyordu.

Artık şunu iddia edebiliriz: Yeryüzünün ilk “sosyal devlet”i ninelerimizle (bu devletin temelinde “Hayme Ana”nın ve “Bacıyan-ı Rum” denilen kadın örgütlenmesinin yüreği var) dedelerimizin kurduğu Osmanlı Devleti’dir. 

Bunları ötelemek, “Canlı-cansız tüm varlıklar Allah’ı tesbih eder” anlayışında billurlaşansistemden kopardı.Gele gele canlılara zulmeden bir duruma geldik.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • TürkTürk1 ay önce
    Bi zamanlar şöyleydik böyleydik diye heşeyini kaybetmiş züğürt ağa gibi teselli aramanın masal okumanın konuşmanın alemide faydasıda yok..Atatürk düşmanlığından ün yapmaya çalışan bundan geçinenlere milletin karnı tok ve çokta sinirli..bunu iyi bilin..suni olarak rüzgarı ters estirdiniz ama artık rüzgar düz esmeye başladı..gençlik bomba gibi.masal dinlemez biat etmez aklı başında ve herşeyin farkında..en iyisi artık herşeyin bittiğini ve yeni neslin masalcı dedelerini dinlemediğini ve dinlemeyeceğini anlayın..dedeler dönemi bitti..şuurlu bir türk gençliği var..ve masallarınız bitti..yol yakınken rüzgara karşı işemeyi bırakınız..
  • Erdal Taha Aydoğdu Erdal Taha Aydoğdu 1 ay önce
    Çok güzel tespitler...tebrikler
  • İstanbulİstanbul1 ay önce
    Sayın yazar masal anlatmayı cok sevıyorsunuz isın kolayını bulmussunuz osmanlı bu kadar ıyıydude bana bir sehzadenın veya pasanın anadoluyu gezdugını ıncelemeler yaptıgını yazsanıza artık ınanın. Sıktınız ayhan. Rumuzlu arkadasa aynen katılıyorum aynen bu devır gıbı halk umurlarında degıldu kendı menfaatlerı pesındeydıler
  • Ahmeda Ahmeda 1 ay önce
    Şu Osmanlı fetişizmini bir bırak sayın yazar. Osmanlı ve Abdülhamid siz ve M.Armağan adlı Cumhuriyet düşmanının ekmek teknesi olmuş. Günümüze gelin güzel şeyler ortaya koyun ki, atidekiler sizi hayırla yadetsin. Ama ekmek teknesini bırakmak zor değil mi sayın yazar?
  • AyhanAyhan1 ay önce
    Yavuz ..,Farkındayım ki buradaçoğunlukla samimi vatandaşlarımız yorum ve düşüncelerini paylaşmaktalar. Nezdimde hepsini takdirle karşılıyorum. Milletimiz içinde çok salih kullar vardır. Ilimsiz kuş uçmaz, kimseyi de düelloya davet edemezsiniz. Hollandada 100 çiftçi yıllık 60 milyon ton patatesi bizdeki kadar bir teknikle elde ediyor. Her alanda az bir teknikle fazlasıyla üretim var. Bizdeki şu andaki dünyevi ilim Avrupanin 200 yıl önceki çöpe attıkları. 100 yakın üniversitemizin her birinin gideri 1ile 2 milyar dolar civarında. Hepsininin devlete 1000 liralık faydası yok. Sadece kuru kelime bilgisi aktarımı var. O da eksik, yanlış ve ilkel. Üniversitelere yapılan yatırımla tavuk çiftliği açmak daha karlı. Üniversitelilerimizin yetenekleri Avrupalı ilkokul mezunlarınınki kadar. Lakin bizimkilerin ünvanlarına baksanız adam zannedersiniz. İçi boş kütüklerdir.Denizden ve dağdan çok miktarda basit bir teknikle uranyum kazanıyorlar. Bizim eski ideoloji yobazları daha izmlere takılıp kalmışlar. Avrupada tarihle falan uğraşan ve bu konuda konuşan ortalıkta kimse yok. Olsa dahi para da verseniz kimse ciddiye almaz, dinlemez,okumaz. Ancak çok az sayıda tarihçi mevcut. Bu tarihçilerin vazifeleri yönetimin istediği gibi tarihi kurgulayıp kitaplara ve Wikipediaya geçirmek.Nükleer enerji için gerekli uranyum dağlarımızda ve denizlerimizde çok miktarda mevcut. Avrupa ve Amerikalı böyle bilgileri alanen kitaplara ve Wikipediaya yazmaz. Hatta anlamasınlar diye yanlış bilgiler verir. Türkiye aç ve perişan, gıda ve et meselesini halledememiş. Avrupalı fakirlik ve açlık sorununu 100 yıl önce çözmüş ve garantilemiş. Türkiye sosyal devlet olmazsa insanları hiçbir yöntemle devlete bağlayamazsınız. Avrupalınin hemen hepsi günde 5=6 şişe şarap, bira içip sarhoş dolaşır ama işleri yine tırındadır. Bu ayyaşlar problemlerini çözmüş mali sıkıntıları azdır. Bizim ayyıklar buradaki sarhoşlar kadar milleti düşünmezler. En ayık hocalar dahi Rabbena hep bana derler. Bizdeki nefse ve şeytana tapma Avrupalıdan çok fazladır. Türkiye ve Arap Ülkeleri nefse ve şeytana tapmada üstünlüğü kimseye bırakmaz fakat Allah ve peygamberden sürekli gelmeyecek yardım isterler ve umarlar. Demokrasi Avrupa için kurtuluş Türkiye için zuldür. Zira Avrupa papazlarin şerrinden demokrasi ile kurtuldu. Vatikan 600 yıllık dönemde geçmişte 60 ile 100 milyon kendi insanını diri diri yaktı, giyotinledi, kazığa oturttu, gererek, vahşi hayvanlar önüne atarak, çarmıha gererek, şişleyerek katletti. Suçları ise kiliseye ve öğretilerine karşı protesto etmekti. Diri diri yakılarak katledilenler arasında 1700 kadar da papaz vardır. Bunlar da Hz. İsanin oğulluğunu ve ilahlığını reddetmiş akıllı filozoflardı. Bugün Vatikan hakimiyet gücünü yitirmiş yalnız kilise vergileriyle ekonomik gücünü koruyor. Vatikan geçmişte işlediği suçlarını örtmede çok hünerli. İddialarına göre yaptıkları yani katliamlar Tanrının isteği doğrultusunda olmuş. Her yaptıkları kutsal ruhun ilhamıyla gerçekleşmiş. Papada kusur aramak Tanrıda kusur aramakla özdeştir. Nice felsefeler, edebiyatlar yapıp kendilerini meşru göstermek için 100 bin dini, edebi, felsefi kitaplar halen yayında, kütuphane ve internettedir. Ayyaş Avrupalı bu masalları geçmişte yutmuş ve bugün dahi yutmaya devam edenler çok. Bize zillet damgası vurulmasının sebebi kalben ilimle ve hakla uğraşmamak.Size ve samimi vatandaşlarımıza karşı kötü zan içinde değilim. Selamlar!
  • TARIKTARIK1 ay önce
    Yavuz bey 17 yıldır bir adım ilerlemedi milli eğitim. Bunu da eleştir misiniz?
  • veliveli1 ay önce
    Kart Burhan, Sen geliştin de İHL'li mi engelledi? Devletlerin tarihinde 50-60 senenin lafı olmaz. "Aslını inkar eden haramzadedir" kabilinden inkar ettiğin Osmanlı 600 sene, adını bile bilmediğini düşündüğüm Endülüs 800 sene, seninve senin gibilerin öykündüğü köksüz batılılara kök söktürmüş, medeniyet nedir, teknoloji nedir ve tüm bunlara sahipken nasıl insan olunuru ezberletmiş. Sen kör taassubunda, kusmuğunun içinde boğulan ayyaş misali yüzmeye devam et.
  • ÖzgünÖzgün1 ay önce
    Biz Osmanlıyız ve İslamiyeti hedef alan dis guclerle mucadeleye devam ediyoruz
  • Burhan KartBurhan Kart1 ay önce
    Batı bilimde,teknolojide almış başını gidiyor,siz hala Osmanlı edebiyatı yapıyorsunuz.İslam ülkelerinin hali ortada.İmam hatip açmakla olmuyor bu işler.Kendi insanını yetiştirmezsen göbeğin hep batıya bağlı kalır.Bu kafalarla bir adım ileri gidemeyiz.Aksine bugüne kadar edinilmiş olan kazanımları da kaybediyoruz.
  • sema emine aydınellisema emine aydınelli1 ay önce
    Osmanlı Devleti bizimkökümüz, geçmişimizdir, iyi taraflarını yaşatmak isteriz de bir de Cumhuriyet kurulduğundakiokuma yazma oranlarını açıklasanız....Sağlıkta bulunduğumuz noktayı, halkın, köylününhalini,hal i pür melalini açıklasanız...
  • TalatTalat1 ay önce
    Tarih ne yazılanlar ne de söylenenlerdir.Çoğunlukla despot ve diktatörlerin meddahları tarafından kaleme alınan hilelerdir. Osmanlı abartıldığı kadar ihtişamlı değildir.Avrupalılar, Amerikayı, Avustralyayı keşfedip yerleşiyorlar, çağ açıp =kapadık demiyorlar. Tarihçilik bir nevi yalakalık yapmaktır. Fatihi kötülemek istemem fakat gerçekler başka. Osmanlı neden battı sorusuna Allah batıl olduğu için batırdı derim. Başkalarını günah keçisi göstermekmeddah ve asalakların işidir. Osmanlı'nın ibadet kısmı hariç tamamen Roma ve Bizans taklitcisidir. Toprak sistemi, devlet yöntemi Avrupa ve Vatikanla tamamen örtüşmektedir. Saltanat ve hanedan üyelerinin Osmanlıdaki birbirlerini katlı Avrupada yok gibidir. Osmanlı tarihi hanedan mensuplarının birbirlerini acımasızca nasıl katledikleriyle doludur. Aynı zaman bunlara kutsallık, evliyalık atfedeceksin, olacak iş değildir. Bizdeki İslam anlayışı Orta Çağdaki Vatikanin Hristiyanlık anlayışıdır. Bugün dahi değişiklik yok gibidir. Bugünkü İslam anlayışı ütopya ve kimseye faydası yok. İlahiyat Fakültelerinde yaptırım gücü olmayan İslam okutulur. Hüküm ise tağut ve küfrün elindedir. Şimdiki İslam öğretisiyle masal arasında fark yoktur. İlahiyat Fak. , IHL leri açıp israf etmeye ne gerek var. İslam, din tahsili yapanlara da tesir etmedi. Hepsi ortalıkta ve nefsim nefsim diye çığlık atıp nameler döktürüyor. Demokrasi Avrupa şeytanının icat ettiği sömürü aracı bir puttur. Şimdiki İslam anlayışı(münafıklık) demokrasi putundan daha şerlidir. Orijinal islamda kusur olduğunu asla kabul edemem
  • KüçükKüçük1 ay önce
    Günümüzde de, özellikle bazı yerlerde kerpiç evlerin içerisinde bacalı şömine tarzı ocaklar bulunur,bu ocaklarda veya sobalarda kışın ısınmanın dışında yaz mevsiminde de yemeklerini buralarda yaparlar, o yüzden bu zamanda hatta bu mevsimde de evlerin bacasından duman tütebilir, kaldı ki bahsedilen zamanda tüpgaz, doğalgaz olmadığı ve bu tür ocakların yeme içme için yazın leyleklerin gelme mevsiminde de kullanıldığı, o evlerde de dumanların isteseler yazın dahi tütebileceği, ama leylekleri rahatsız etmemek için incelik göstererek, evlerin ocaklarını yakmayıp bacalarını tüttürmeden başka şekilde bu ihtiyaçlarını karşılamaya çalışacaklarını düşünmek yanlış olmasa gerek...
  • HasanHasan1 ay önce
    Aksam sabah osmanli edebiyati yap emperyal ac gozlu akbaba bati dunyayi mahvetti sen gelecegimize donuk bisey deme aksam yat osmanli sabah kalak osmanli
  • 1 ay önce
  • KaradenuzluKaradenuzlu1 ay önce
    Trabzon yaylalarında her daim ateş yakılır, eskiden ocaklarda sadece ısınmak için değil; ekmek ve aş pişirmek ve çamaşır-banyo için ateş yakılırdı.Evlerimizin kenarlarına yapılan yuvaları bozmazdık.Akıllı geçinmek , laf sokmaya çalışmak moda oldu sanırım
  • AbdullhaAbdullha1 ay önce
    Dünyada başarı elde edemezsen yok olur gidersin. Öncelik başarı olacak ki insanlar hayatta kalabilsin. Başarı önemli değil diyorsan yok olup giden milletlere bakabilirsin tarihte.
  • SECİH BAŞARAN SECİH BAŞARAN 1 ay önce
    AH CEM AH! ATEŞ, SADECE KIŞIN ISINMAK İÇİN YAKILMIYORDU, AŞINI PİŞİRMEK İÇİN VE TEMİZLİK İÇİN SU KAYNATMAK İÇİN YAKILIYORDU. BUGÜNKÜ GİBİ HER ODADA TV, HER ODADA PETEK YOKTU. HA BİRDE ECDADIN BUGÜN SEN RAHAT UYU, RAHAT ET DİYE SAVAŞTI, ZAFER KAZANDI VE SANA BİR YURT BIRAKTI. BU VATAN TOPRAKLARI BİR AİLENİN HAK'A BAĞLILIĞI VE ADLETİYLE BÜYÜTÜP BÜYÜK BİR İMPARATORLUK OLDU, TABİ OLAN HERKESİ İÇİNE ALARAK BÜYÜDÜ CİHAN DEVLETİ OLDU. BUGÜN BAZI AHMAKLAR BU DEVLET SANKİ BABALARININ MALIYMIŞ GİBİ ZANNEDİP OSMANLI'YA SÖVECEK KADAR İPİN UCUNU KAÇIRDI. ÖYLESİNE ŞİRAZESİNİ YİTİRMİŞKİ ŞU FARKI ATIRT EDEMEZ OLDU; ÜLKEYİ KURTULUŞ SAVAŞI İLE KURTARDIĞINI UNUTUP SANKİ KURULUŞ SAVAŞIYLA BİR ÜLKE KAZANMIŞ GİBİ DAVRANIYORLAR (KURTULUŞ SAVAŞINI KURTULUŞ SAVAŞI ZANNEDİYORLAR) VATANIN BİZLER GİBİ SAHİPLERİNDEN OLAN FAKAT BUGÜN SIĞINMACI DURUMUNDAKİ İNSANLARI KOVALAYACAK KADAR UÇMUŞ İNSANLAR VAR.
  • 61 CEM 6161 CEM 611 ay önce
    Leyleklerin yuva yaptığı dönemde ateş kimse yakmaz. Çocukken masallarınızı okur , haz duyardım lakin şimdi büyüdük da...

Günün Özeti