İstanbul Sözleşmesi ve Aileyi Yok Etmek İçin Alınan Kararlar

31 Ağustos 2019 Cumartesi

17 Yıldır ülke yönetiminde olan Ak Parti Hükümetinin yaptığı en kötü icraat; İstanbul Sözleşmesidir. Yahudi girişimcilerin başlattığı ve sadece Müslüman ülkelerde değil tüm dünyada aile kurumunun çökertilmesini amaçlayan bu projeyi imzaladığımız yetmiyormuş gibi bir de buna uygun kanunlar çıkarılmıştır. İşte son yıllarda kamuoyu önünde meydana gelen dehşetli cinayetlerin en önemli sebebi bu sözleşme ve kanunlarla başlayan ailenin yok edilme çabasıdır.

Hâlbuki Anayasamız ailenin korunması için devlete önemli görevler yüklemiştir. Anayasanın 41. Maddesi “Aile, Türk toplumunun temelidir” diye başlar ve Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 md. İle “Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır” demektedir. Fakat, Hükümet aileyi ve çocuklarımızı korumak bir yana tamamen çökertmek üzere tuzağa düşürülmüştür. Anayasayı bir kenara bırakın dini inançlarımız başta olmak üzere bu konudaki bütün milli değerlerimiz sinsi bir biçimde ayaklar altına alınmış eşcinsellik meşru hale getirilmeye çalışılmıştır.

İşin daha kötüsü İstanbul Sözleşmesin imza altına alınmasında görev yapan Ak Partili milletvekilleri ve bazı yöneticiler; yapılan işlerin yanlışlığını anlamak istemeyip bilakis çıktıkları televizyon programlarında bu skandal sözleşmeyi savunup Ak Partinin iyice gözden düşmesine çalışmaktadırlar.

İşte bu yazı özellikle Hükümeti ikaz etmek ve yapılan yanlışları dile getirmek için kaleme alınmıştır. Uzun olmasının ve bazı ayrıntıları dile getirilmesinin sebebi; hala yapılan yanlışlıkların farkına varamayan insanları uyarmak içindir. Öyle ki; sözleşmeyi defalarca okuduğunu ve tek bir hata göremediğini söyleyen bazı zeka seviyesi sınırlı insanları ancak bu şekilde ikna etmek mümkündür. Ayrıca konu üzerinde çalışma yapmak isteyenlere bir mehaz olması açısından konu derinlemesine ele alınmıştır.

Günümüzde ekonomi ve siyaset birinci planda konuşulmaktadır. Fakat bunlardan önce gelmesi gereken çok daha önemli konu; sosyal ve kültürel alanlardaki yozlaşma ve yanlış uygulamalardır. Asıl bu konuda acil önlemler alınması gereklidir. Diğer meseleler zaman içinde çözüme kavuşturulabilir. Lakin aile temelleri yıkılan bir devleti yeniden inşa etmek hiç kolay değildir.

Toplumun çekirdeği olan aile konusunda yaşadığımız yozlaşmalar hiçbir dönemde bu kadar ileri seviyelere varmamıştı. Kadınları hiç gereği yok iken çalışma hayatına zorla sokmaya çalışmak çok büyük yıkımlara yol açmıştır. Aileyi yok eden kanunlar çıkarılması ve İstanbul Sözleşmesi gibi Müslüman bir devlette skandal olacak icraatlar fütursuzca icra edilmektedir. Dimyata bulgura giderken evdeki bulgurdan olmamızın en önemli sebepleri arasında işte bu yanlış icraat ve kural tanımayan umursamaz zihniyet yatmaktadır.

Kendileri feminist olup kadınları dinimizin de yasakladığı bir şekilde kocalarına karşı isyana teşvik eden bakan ve bürokratların yaptığı icraatlar, sayılamayacak kadar çoktur. Bunların birçoğunu ele alıp dile getirmiştim. Önemli olması açısından yaşadığım bir örneği dahi yazayım:

Bir veli toplantısında sınıf öğretmeni şöyle demişti. “ Kız çocuklarımızı okula gönderelim iş güç sahibi olsun ezilmesin, kocalarına karşı çıkmasını öğrensinler” Bu söz üzerine hoca hanıma dedim ki; “Biz çocuklarımızı okula gönderiyoruz ki büyüyüp evlendikleri zaman kocası ile nasıl iyi geçinir mutlu olur, öğretiliyordur diye. Fakat siz eşler arasında sevgi ve saygıyı değil üstünlük kurma yöntemlerini anlatıyorsunuz”.

Hoca hanım çok insaflıydı. Bütün kadın veliler bana pis pis bakıp söylendiği halde haklı olduğumu söyleyerek savunmaya çalıştı. Hatta ailesinden almış olduğu eğitimin ne derece güzel olduğunu örneklerle ifade etti.

Evet, şu gerçeği artık görmek zorundayız. Toplumu yozlaştırmak için cinsiyetsiz bir nesil meydana getirmek ve güzel ahlaktan uzaklaştırmak için başta Yahudi kurum ve kuruluşları olmak üzere gecesini gündüzüne katarak çalışmalar yapıyorlar. Dine düşman ve feminist örgütlerde kendilerine en büyük katkıyı sağlamaktadır. Özellikle CHP’li kadınlar bu konuda başı çekmektedirler.     

Kimse doğru dürüst farkında değil. Örneğin bir Güney Koreli müzik grubu üzerinden bütün dünyada "Cinsiyetsiz toplum" projesi yürütülüyor. Türkiye’de de bu maksatla başta Sabetaycı medya organları olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinde ve Emniyet teşkilatında uzun yıllardan beri sürdürülen çeşitli projeler vardır.  İşte sakal ve bıyık yasağı koyarak milletimizi cinsiyetsiz hale getirmeye çalışan bu namus kavramından yoksun insanlar üzerinde biraz durmak istiyorum.

Kadın görünümlü erkek üyeleri aracılığıyla “toplumsal cinsiyet eşitsizliği” denilerek İslam’ın başkenti İstanbul’da dehşetli bir sözleşme imzalanmıştı. Avrupa Konseyinin oluşturduğu uzmanlar grubu “Kadına Yönelik Şiddet ve Hane İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele” adı altında bir geçici komiteyi yani CAHVIO’yu kurarak; Şeytanı dahi utandıran ahlaksızlık projesini İstanbul’da yürürlüğe soktular.

İstanbul Sözleşmesi CAHVIO’nun 2009-2010 yılları arasındaki yoğun çalışmaları sayesinde görünüşte “kadına yönelik şiddeti” önleme konusunu ele aldığını zannediyorduk. Fakat kısa zamanda anlaşıldı ki bunların amacı başkadır. Maalesef hükümetimiz bu çirkin projeye alet olmuş hatta bazı kamu kurumları aracılığı ile destek olmuştur.

Fakat zararın neresinden dönülse kardır. Derhal bu ahlaksız gidişe bir son verilmelidir. Bu konuda yapılacak işlerin başında da bu aileyi yok etmeye çalışan sözleşmeden çekilmek gerekiyor. Çünkü eşcinsellik başta olmak üzere cinsi sapıklıkları önleyecek en önemli işlerden bir tanesi erkeklerin erkek gibi ve kadınların da kadın gibi görünmesi gelmektedir.

Bu konuda Kuran’da Lut kavminin başına gelenler zikredildiği gibi hadislerde eşcinsellik konusu üzerinde önemle durmamızı gerektirmektedir. Hadislerde “Resûlullah (asm), kadınlaşan erkeklere ve erkekleşen kadınlara lânet etti." (Buhârî, Libâs 62. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Libâs 28; Tirmizî, Edeb 24; İbni Mâce, Nikâh 22) ve " Resûlullah (asm), kadın gibi giyinen erkeğe, erkek gibi giyinen kadına lânet etti." (Ebû Dâvûd, Libas 28; bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, 2/325) buyrulmaktadır.

Bediüzzaman Said Nursi, Lemaat isimli eserinde “Erkekler heva ve hevesle kadınlaştıkça kadınlar da hayasızlıkla erkekleştiler” diyerek bu sapkınlığa dikkat çekmiştir.

Kötü ahlak özellikle Avrupa’da giderek yaygınlaşmış ve nihayetinde ülkemizde zorla uygulama alanına sokulmuştur. İçkili sefih eğlenceler, balo adı altında yaygınlaştırılarak Türk kadınının iffeti ve namusu ayaklar altına alınmıştır. Bunu yeterli görmeyen başta Sabetay Yahudileri, erkeklere de aynı şekilde saldırmış sakal ve bıyık yasağı koyarak özellikle askerlerimizin muhannes gibi yani kadınlaşmış erkekler gibi görünmesini sağlamaya çalışmışlardır.

Evet, erkek kadın gibi süslense muhannesliktir, yakışmaz. Mert ve onurlu erkekler cilveli kadın gibi davranmamalıdır. Dinimizin bize kazandırdığı onur ve izzet,  Türk tarihinin gösterdiği kahramanlık ve şecaat bu çirkin görüntüye müsaade etmez. Devlet yöneticileri şimdiye kadar tedbir almadı ise hiç olmaz ise bundan sonra dikkatli olmalıdır. Özellikle Milli Eğitim ve Aile Bakanlıklarının bu dehşetli ahlak düşmanlarına uyanık olması anayasal bir görevdir. Çünkü ailenin korunması için anayasamızda açık hükümler bulunmaktadır.

Yapılan çalışmalar açıkça gençlerin unisex kişiliğe ve 3.cinsiyet adı verilen apaçık bir sapıklığa yönlendirmektedir. Lut kavminin başına gelen dehşetli eşcinsel sapıklık bugün hem Türkiye’de hem de bütün dünyada özellikle medya araçları ile sürdürülmeye çalışılmaktadır.

Küresel ahlaksızlık odakları, cinsiyetsizliği yaygınlaştırmaya çalışmaktadır. Bu duruma seyirci kalan hükümetimiz müzik, sinema ve moda yoluyla yaygınlaştırmaya çalışılan nötr cinsiyet, unisex kişilik veya 3.cinsiyet faaliyetlerine karşı önlem almamaktadır. Bilakis seküler yaşamadı altında sapıklık devlet eliyle zorla dayatılmaktadır.

Ne üzücüdür ki İstanbul Sözleşmesi’nin maddelerinden bir çoğu: LGBT adı verilen sapık güruha karşı bunları koruma amaçlı maddelerdir. Sözleşmenin “Temel Haklar, Eşitlik ve Ayrımcılık Karşıtlığı” başlıklı 4. Maddesi’ne göre “Bu sözleşme hükümlerinin taraflarca uygulanışında, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği başka statüler temelinde hiçbir ayrımcılık yapılmayacaktır.” Denmektedir.

Ayrıca sözleşme, hane içi şiddetin tanımını yaparken “eş” kavramı ile birlikte “partner” kavramını da ele alarak LGBTİ+ (lezbiyen, gey, biseksüel, transeksüel ve interseks) bireylerin içerisinde olabileceği Medeni Kanunda tanınmayan ilişkileri de kapsamaktadır. Bu utanç verici sözleşmenin İstanbul gibi yüzyıllarca İslam’a başkentlik yapmış bir şehirde imzalanması affedilmez bir hatadır.

“İstanbul Sözleşmesi” adı maalesef 2011 yılının ilk yarısında Avrupa Konseyi’nin dönem başkanı olan Türkiye hükümetinin yoğun çabaları ile 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılmıştır. Sözleşmenin hem ilk imzacısı, hem de parlamentosunda onaylayarak sözleşmeye taraf olan ilk ülke Türkiye’dir.

Sözleşme 1 Ağustos 2014 tarihinde, 10. üye ülkenin onay mekanizmasını tamamlamasından sonra yürürlüğe girmiş olup 2018 itibari ile sözleşmeye taraf 33 ülkeden bir kısmı bazı maddelere şerh koymuştur. Henüz taraf olmamış 13 devletin varlığını da unutmamak gerekir.

Türkiye gibi Güney Kore de proje ülkelerden bir tanesidir. Gelişmekte olan bu iki ülkeyi bu ve benzer ahlaksızlık ile çökertmeye çalışmaktadırlar. Türkiye’de bu işi sinsizce ve bilinçsiz kamu kurumları ve Sabetay medyası aracılığı ile sürdürürlerken Güney Kore’de apaçık sapıklığa gidilmektedir.  Örneğin bu ülkede son dönemde erkeklerinde makyaj yapması moda haline gelmiştir. Müzik Grupları aracılığı ile dehşetli ahlaksızlıklar planlanmaktadır.  ARMY adı altında açılımı “gençlik için tapınılası gençlik temsilcisi” adı altında faaliyetler düzenleniyor.

Ray Kurzweil adı altında bir kişi  “İnsanlık 2.0” isimli kitabında şöyle diyor: “Kusursuz dünyayı Tanrı’nın değil bizim yarattığımız gençler kuracak” İşte gayet açık bir şekilde Lut kavminin benzer bir örneğini yaşıyoruz.

Doğu toplumlarını dizayn etmek için gelişmekte olan ülkeler arasında teknolojik olarak ileri durumdaki Türkiye ve Güney Kore özellikle seçilmiştir. G. Kore’den gelen verilere göre bir köprüde 40 dakika bir intihar olduğu söylenmektedir. 2011’de bir ara günde 40 gencin intihar ettiği haberleri basına yansımıştır.

Çok yakın bir tarihte kendi çocuğunun gözü önünde hunharca bir cinayet işlendi. Bunun üzerine bir takım LGBTİ kuruluşları, bu cinayeti bahane ederek, halkımıza tuzak kurulmuş  İstanbul Sözleşmesini savunmaya başladılar.

Bu elim cinayetin arkasından İstanbul’da başka bir cinayeti oldu. Bu sefer bir kadın kocasını bıçakla öldürmüş ve 4 parçaya ayırmıştı. Fakat hepsi lanetlenmesi gerekirken bazı kuruluşlar bu ikinci cinayeti görmezden gelerek tek kelime dahi etmediler. Demek ki meselenin altında başka planlar ve fitne örgütleri yer alıyor.

Çok zeki olmaya gerek yok. İstanbul Sözleşmesinin değiştirilmesini istediğimiz maddeleri ve bu sözleşmeye dayalı olarak çıkarılan 6284 sayılı yasa, çok tehlikeli ve uygulamada kaldığı müddetçe, bu tür cinayetler süratle artacaktır. Daha nice aile faciaları yaşanacaktır. Çünkü ateşe körükle gidilmektedir. Böyle giderse bu dehşetli cinayetler devam edecek işin içinden çıkılmaz hale gelecektir.

İstanbul Sözleşmesinin feshi, ya da değiştirilmesinin gündemde olduğu şu günlerde, Soros başta olmak üzere, Siyonist ve Sabetayist güçler, tüm imkanlarıyla, bu sözleşmenin değiştirilmemesi için propagandaya geçmişlerdir. Soros gibi fitnenin finansörleri bizzat milyarlar harcayarak, tüm haber kanallarını ve sosyal medya ile, kadın kuruluşlarını aynı doğrultuda kullanmaya kalktılar. Çünkü onlar için Türkiye; çok önemli bir ülkeydi.

Bu kuruluşların amacı, nihai hedeflerine ulaşmak için, tarım, insan sağlığı ve toplumsal sistemlerin tümünü tarumar etmek ve sonunda, kendi krallıklarını ilan ederek bir dünya devleti kurmayı amaçlamaktadırlar.

Bu maksatla uzun yıllar sinsice çalışarak ciddi mesafeler kat ettiler. Her türlü fitne çıkarılarak bürokratik, ekonomik, siyasal ve askeri yönden dünyayı hakimiyetleri altına çalışıyorlar. Şimdi tahrif edilmiş Tevrat’ta geçen ve Siyonistlerin amacıyla bu amaca ulaşmak için kendilerine yol gösteren maddelere bakalım:

“Sizden büyük ve kuvvetli milletlerin mülkünü alacaksınız. Ayak tabanınızın bastığı yer sizin olacak. Önünüzde kimse duramayacak. Tanrınız, dehşetinizi ve korkunuzu ayak basacağınız bütün diyara koyacaktır”. “O gün Rab, Abram (İbrahim)’ la ahdedip dedi: Mısır ırmağından (Nil), büyük  ırmağa (Fırat) kadar, bu diyarı senin zürriyetine verdim”.  “Evet, bütün krallar o’na secde etsinler, bütün milletler o’na kulluk etsinler”. “İşte benden sana miras olmak üzere, milletleri; mülkün olarak, yeryüzünün uçlarını da vereceğim”. “O gün, çepeçevre sağda ve solda, bütün kavimleri yiyip bitirecekler”. “Sen benim cenk topuzum ve harp silahımsın ve seninle milletleri kıracağım ve seninle ülkeleri helak edeceğim”. “Ve her kes kardeşine karşı ve her kes komşusuna karşı, şehir şehre karşı ve ülke ülkeye karşı cenk edecekler ve ruhu içlerinde kalmayacak”.

Bu maksatla Soros tarafından harcanan paralarla, harıl harıl, İstanbul Sözleşmesinin maddeleri hakkında yalan ve yanıltıcı bilgiler ortalıkta dolaştırılmaktadır. Hatta işin utanmazca tarafı da, İstanbul sözleşmesine karşı olanların, Feto’cu olduğu hakkında iftiralar atılmasıdır. İstanbul sözleşmesinin iptalini isteyenler kötülenmekte ve iktidar üzerindeki tesirleri kırılmak istenmektedir.

İstanbul Sözleşmesini okuyup inceleyerek madde madde, yanlış olup ta değiştirilmesini isteriğimiz kısımlarını açıklamak gerekiyor. Bu maddelerin kadın hakları savunulmasıyla hiçbir alakası olmadığı gibi, bilakis kadını tahrip etmekte, kadın haklarını, aile bireylerini ve tümüyle aileyi, sonunda da toplum değerlerini ayaklar altına almaktadır.

Bu sözleşmenin özetlediğimiz ve mutlaka değiştirilmesini istediğimiz maddeleri şu şekildedir:

  1. 3/b Madde ve fıkrası, eş yanına bir de partner deyimini eklemiş ki, bu deyimle “eşcinsellik ve homoseksüellik” yasal alt yapıya kavuşturulmuştur. Sapıklık; partner ifadesi ile ev arkadaşlığı adı altında meşrulaştırılmaya çalışılmıştır.
  2. 4/3 Madde ve fıkrası, cinsel yönelim adı altında sapıklık temel haklar arasına alınmıştır. Bu sayede eşcinsellik, homoseksüellik ve lezbiyenliği de cinsel hürriyet adı altında kabullendirmek için, yasal alt yapı oluşturulmuştur.
  3. 4/4 madde ve fıkrasıyla, kadınlar lehine alınacak hiç bir karar ayrımcılık sayılmayacak, denilmektedir. Kısaca kadınları korumak adına aile feda edilmektedir.
  4. 4. Maddede “aile” olarak tercüme edilen kelime asıl metinde, “domestik” olarak geçmektedir. Domestik, ortak ev arkadaşlığı olup, aile deyimi kalkıyor ve eşcinsel ilişkilerle ilgili oluşturulacak ikametleri de kapsamaktadır.
  5. 7. Maddeye göre, devletin alacağı tedbirler (ki, aşağıda bu tedbirler gelecek), tüm sivil toplum örgütlerini de kapsayacaktır.
  6. 9. Maddeye göre, devlet (LGBTİ gibi) sivil toplum örgütlerinin çalışmalarına itibar edecek ve onlarla bu konuda her türlü birlikteliği sağlayacak, teşvik edecek ve güç verecektir.
  7. 12/1. Madde ve fıkrasıyla, aile içinde bulunan din, örf ve adetlerimizdeki esasa göre, karı-koca görev ve sorumlulukları kalkmaktadır. Eşler ve çocuklar, birbirlerine karşı bağımsız ve sorumsuz oluyor. Yani aile içinde bir düzen ve disiplin kalmıyor, otel gibi herkes başına buyruk ve istediği gibi, girip çıkabilecek, istediği gibi davranabilecektir.
  8. 12/1. Madde ve fıkrada, “ortadan kaldırma” olarak yapılan tercümenin asıl metindeki, kelimenin karşılığı, “kökünden kazıma” olup, böyle tercüme edilmesinden korkulmuş ve yumuşak mana verilmiş. Kısaca örf ve adetlerin getirdiği kurallar, kökünden kazınacaktır.
  9. 12/5. Madde ve fıkrasına göre, eşcinsellere karşı din, sözde namus ve kültür kuralları gibi bahanelerle karşı çıkılmayacak, denilerek sapıklık meşrulaştırılmaktadır.
  10. 13. Maddeye göre devlet, toplumsal tepkileri önlemek için, bunların dernek ve kuruluşlarına yardım edecek, yanlarında olacak ve işbirliği yapacaktır. Yani eşcinsellere karşı tepkileri yok edecek ve onlara karşı anlayışlı olunmasını esas almaktadır.
  11. 14. Maddeye göre, tüm eğitim kurumlarında, cinsel yönelim (eşcinsellik) in temel hak olduğu işlenecektir. Ayrıca bunlara saygı gösterilmesi gerektiği öğretilecek. Çocukluk çağında, beyinlerine eşcinselliğin normal olduğu işlenecek ki, bu teşvik aslında yönlendirmektir.
  12. 16. Maddesiyle, eşcinsellere karşı tepki ve şiddetin önlenmesiyle ilgili tedbirleri almaktadır.
  13. 36. Maddeyle, eş ve partnerlere rızaları olmadan cinsel ilişki kurulamayacak hükmü getirilmektedir.
  14. 48. maddeyle, bu sözleşmede tarifi yapılan, şiddete maruz kalanla, şiddet uygulayanların uzlaştırılması ve bu konuda arabuluculuk yapılması, kesinlikle yasaklanmaktadır. Bu konunun kanunla düzenlenmesi istenmektedir.

80. Madde, bu sözleşmenin her zaman müeyyidesiz feshedilebileceğini ifade etmektedir. İşte Hükümetimizin elindeki en güçlü koz budur. Aileyi yıkmayı ve sapık ilişkileri meşrulaştırmayı öngören bu sözleşmeden çekilmek hiç olmaz ise bazı Avrupa ülkelerinin yaptığı gibi bazı maddelerine şerh koymak gereklidir.  

Siyonizmin sinsi bir oyunu işte bu sözleşmedir. Hayvanlar aleminde bile görünmeyen, erkek erkeğe ve kadın kadına cinsel ilişkiyi geliştirecek hususlardan dolayı yüzü manda derisi ile kaplı insanlar bulunmaktadır. Allah, haya ve utanma duygusunu insanlara vermiştir. Lakin bazı insanlar aynı hayvanlar gibi bu duygudan mahrumdurlar. Bunların yüzleri kızarmaz, utanmak arlanmak diye bir yönleri yoktur.

Asıl maksadı ahlakı çökertmek olan fakat arasına serpiştirdikleri maddelerle bunu gizleyen İslam düşmanları; kadın-erkek ilişkilerini bitirerek, üremeyi ve çocuk yapmayı da ortadan kaldırarak, nüfusları zaman içinde bitirmeyi amaçlamaktadırlar. Bu sözleşme, ne acıdır ki; ilkönce Türkiye tarafından imzalanmıştır.

Bugün dünyanın bir çok devleti, özellikle Rusya ve İngiltere gibi büyük devletler; bu sözleşmeyi reddettikleri gibi, Avrupa Birliği üyesi devletlerin yarısından fazlası kabul etmemektedir. Yakın zamanda Paris’te toplanan G7 zirvesinin 4. maddesi olarak gündeme getirilmek istenmiştir. Fakat anlaşma sağlanamadığı için, bu maddeden hiç bahsedilmemiş ve diğer 3 maddenin deklaresi ile yetinilmiştir.

Siyonist felsefenin temsilcisi ve para babası Soros tarafından da iyice kuşatılan halkımız, her gün yapılan yalan ve sahte haberlerle aldatılmaktadır. Kadınlarımız istismar edilerek, kadın hakları adı altında uluslararası hain emelleri, güzel ülkemizde uygulanmak istenmektedir. Bu maksatla her gün medya araçları ile milyarlar harcanarak alçakça insanları etkilemeye çalışıyorlar. Diğer bir sahtekarlığı da şöyle yapıyorlar: güya bu sözleşme iptal edilirse, ülkemiz çok büyük tazminatlara maruz kalırmış, müeyyideler uygulanırmış.

Bu sahtekarlara karşı, 80. madde çok açık olup, o maddede, “istediğimiz zaman, Avrupa Konseyi genel sekreterliğine yapacağımız bir yazılı beyanla, tek taraflı olarak ve müeyyidesiz bir biçimde, bu sözleşmeyi feshedebileceğimiz” yazılıdır. İşte bu hain oyunlara kanmamak ve tehlikelerini sadığımız İstanbul Sözleşmesinin bu maddelerine çekince koymamız gereklidir.

Aksi halde, bu sözleşme ve buna dayalı olarak çıkarılan 6284 sayılı kanunun uygulaması devam ederse, yarın gelecek olan LGBTİ derneklerin çalışmalarının da katkısıyla, milletimizin, inançsal ruhsal ve sosyal yapısına uymayan bu uygulamalar; kısa zamanda etkisini gösterecektir. Sapıklık onarılmaz derecede artacaktır. Ayrıca aile cinayetleri niçin artıyor sanıyorsunuz? Vesselam…

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Akif Akif 15 gün önce
    derhal kalkmali bir an önce kendi değerlerimize donmeliyiz .hükümet neyi bekliyor aile kurumunun bir an evvel tamamen yok olmasını mı .
  • Feraye Feraye 15 gün önce
    Aynen katılıyorum size
  • nadim hatipoğulları nadim hatipoğulları 15 gün önce
    SAYIN REİSİM BU YAZILANLAR BURDA OLDUĞU GİBİYSE VAY HALİMİZE VAY HALİNİZE BUNUN VEBALİ GÜNAHI ÇOK BÜYÜK OLUR SON ZAMANLARDA BAŞIMIZA GELEN MUSİBETLERİN EN BÜYÜK SEBEBLERİNDEN BİRİ OLABİLİR ALLAHU ALEM ŞİMDİ DİYECEKSİNİZKİ BAŞKA ÜLKELERE NİYE BELA İSABET ETMİYOR DİNSİZLİKVE İMANSIZLIK BELASI VAR YA BAŞLARINDA BUNDAN DAHA BÜYÜK BELAMI OLUR. SAYIN BAŞKANIM BU GÜZEL MEMLEKETİMİZİN GÜZEL İNSANINA VE SİZLERE YAKIŞAN BUNUN BİZE YAKIŞIR BİR ŞEKİLDE DÜZELTİMESİDİR ALLAHCC YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN AMİN.
  • Mertürk Mertürk 15 gün önce
    İktidar ,İstanbul sözleşmesini ve daha birçok yasayı kaldıramaz. Çünkü bu yasalar AB ve küresel para fonlarının desteği ile çıktı. Türkiye ekonomik olarak yakayı kaptırmış durumda ve dolayısıyla ,AB ve küresel para fonlarıyla arasının bozulmasını istemez. Bu yasalar iptal edildiği takdirde ,AB ve küresel para fonlarıyla aramız bozulacağı için ,oradan gelecek borç para ve sıcakparadan sıkıntı çıkabilir. Türkiye nin borç ve sıcak paraya ihtiyacı var ,parada onlarda var. Tam bağımsızlık ekonomik bağımsızlıktangeçer.
  • Aziz Arıçam Aziz Arıçam 15 gün önce
    Eğer iktidarda Ak Parti olmasaydı,dindarlar şiddetle karşı çikar ve bir kamuoyu bilinci oluşurdu.Bizden olan bir hükümet vasıtasıyla malesef çirkin emellerini gerçekleştiriyorlar.Bu tür yanlışlara tepki gösterenlerde hemen hükümet düşmanı fetöcü gibi yaftalarla susturuluyor.Aile dağılınca toplumda millet de dağılır.Lüten yanlışa yanlış diyebilelim,tepkimizi gösterelim
  • Zînâ, âcilen tekrâr yasaklanmalıdır..!Zînâ, âcilen tekrâr yasaklanmalıdır..!15 gün önce
    Evet, zinâ (nikâhsız kadın-erkek birlikteliği) âcilen tekrâr yasaklanmalıdı[email protected]:Nikâhın niçin akdedildiğini bildiğinizi farzederek ben de size soruyorum: 36. madde sizi neden râhatsız etmez.?!Şâyed kanâtinizde ısrâr ederseniz, evlenirken/ nikâh kıyılırken bunu müstakbel eşinize bir söyleyiverirsiniz..! Nikâh, her şeyden önce "zinâ"yı önlemek içindir, yani "cinsel...müsâdesi" tâ baştan verilir...Bu, tabîi ki evvelâ "mü'minler" içindir..!
  • A.Yücel A.Yücel 15 gün önce
    İlâve olarak Zina Yasasını da ekleyelim. Zina suç değil, yuvalar yıkılmaya devam ediyor. Sayın cumhurbaşkanımız bu konuda yanlış yaptık, düzelteceğiz, demişlerdi. Biz hep bekliyoruz, verilen sözler tutulsun, diye. Sonra oylar neden düşüyor diye soruyorlar.
  • seda seda 16 gün önce
    36. maddeden neden rahatsız olduğunuzu anlamak mümkün değil. Tecavüz hoşunuza mı gidiyor?
  • RıfatRıfat16 gün önce
    Hocam kalemine sağlık, güzel bir yazı ama tabi ki anlayanlara; Ak parti neden kan kaybediyor? sorusunun en önemli nedenlerinden biri!...
  • RabiaRabia16 gün önce
    EuzubillahiminesseydanirracimbismillahirrahmanirrahimEuzubillahiminesseydanirracimbismillahirrahmanirrahimGerçek Rabbinden gelendir, öyleyse şüphecilerden olma.61Sana gelen bu gerçek bilgiden sonra, kim seninle bu gerçekler hakkında tartışırsa de ki: “Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, biz siz hepimizi çağıralım, sonra hepimiz birden gönülden yalvaralım ve Allah'ın lanetinin, O'nun rahmetinden uzak olmanın, aramızdan yalan söyleyenlerin üzerine olmasını dileyelim.”62İşte İsa hakkında işin gerçeği budur. Allah'tan başka gerçek ilah yoktur. Şüphe yok ki, Allah her zaman üstün gelen ve herşeyi yerli yerince yapandır.ali İmran süresi ayetleri.elhamdulillah.sayin Kara hicrî yılınız mübarek olsun.hasa Hz İsa ya oğul diyenler Allah'ın gazabına uğrarlar.bu rahipler ve papazlar böyle ilan ederse yalancılardir.kuani Kerim'de Allahin gazabını celbedecekleri sabittir.estagfirullah.Sayin ErKara 21yy müslümanları olarak cuma namazını bile bayanların kilmasinda mobbing var ülkemizde.kilmak istiyoruz.mobbing demişken CHP nin aklı bunaiyi çalışıyor.cikarilan işlerinden edilen bu garip durumdaki mazlum insanların ahlarina dualarımızı ekliyoruz ve diyoruz ki ey müşrik, putperest akıl eğer yalancı değilsen çağrıya katil.hirsizlikla belediye başkanı secilmediyseniz vede yalancılık la; gelin daha şimdiden hakkını vermediginiz, o eylem yapan insanlarla sizde oturun.Allahin lanetini isteyin bakalım isteyebiliyormusunuz.degilse onlarla anlaşma yapın haklarını 2 katiyla ve işlerini de iade etmek suretiyle verin.deriz.saygilar selam ve dua ile Allah'a emanet olun teşekkürler HasbinAllah'u ve nimel vekil deriz.Allah razı olsun
  • Güzel Ammaa...Güzel Ammaa...16 gün önce
    Güzel bir yazı olduğunu beyan ederek bu Din Örf Adet gibi hassas konularda asla taviz vermeyen siz Akit Ailesini kadrosunu tebrik ederim. Bununla birlikte maalesef sizler Gazeteniz tüm kadro olarak (öyle üç beş kişiyle değil) fırsat buldukça (öyle bir iki defalığına değil) makam sahibi insanların, bizzat sayın reis i cumhurun yada reis i cumhura nazı geçen kişilerin yanlarına gidip konuyu etraflıcaanlatmadıkça!! şurada yazdıklarınızla sadece okurlarınızı bilgilendirmiş olmaktan öteye geçemezsiniz.. Şayet siz makam sahiplerine derdinizi anlattınız ama hiçbir sonuç alamadıysanız şurada köşe yazılarıyla ve manşetlerle yapabileceğiniz şey en fazla sağduyulu birtakım okuru bilgilendirmek olur maalesef daha ötesi de olmaz. Selametle..
  • İsmail İnanİsmail İnan16 gün önce
    Görüşlerinizekatılmamak mümkün değil.Tesbitleriniz ve çözüm önerilerinizi İnşallah iktidar dikkate alır. İktidar zararın neresinden dönersekardır.Bu toplum bu kadar ağır yükü kaldıramaz kaldıramıyorda istatistiklerde göstermektedir ki bu yasa ve sözleşme yürürlüğe girdikten sonra kadın cinayetleri artmıştır. Ama görmesi, duyması gerekenler kör ve sağır kesildiler sanki artık kaldırın 6284 sayılı yasayı ve İstanbul sözleşmesini kaldırın süresiz nafakayı ki aileler özellikle erkeklere güven gelsin huzur gelsin. Ben bana evliliğim boyunca huzur vermeyen her türlü hakareti yapan (pezevenk, ibne burada yazmaya utandığımvb. hakaretleri yapan) çocuklarımı da bana düşman eden bir kadına ev hanımı olmasına rağmen evi arabayı verdiğim halde maddi manevi tazminat olarak emekli ikramiyemi gasb etti halen dokuz yıldır yüzünü dahi görmediğim kişiye emekli maaşımda icra yoluyla nafaka ödemekteyim. Onun maddi durumu benden aldığı 250-300 bin tl ile çok iyi olmasına rağmen yoksulluk nafakası ödemekteyim.Benim şimdi ne evim nede arabam var. Bana yapılan bu zulümdür. Artık feryadımızı lütfen duyun ve kaldırın şu süresiz nafakayı ben katolik nikahı kıymadım. Obzesif takıntılı bir eşi ancak yirmidört sene taşıyabildim. Artık hakaretlerini yaptıkları akıl almaz davranışlarına tahammül edemiyordum ya ayrılacaktım ya kendi canıma yada karşımdakine zarar verme noktasında ayrılmaya karar verdim ama bu seferde yasalar canıma okudu. Elimde avucumda ne varsa karşı taraf aldı. Halada süresiz nafaka nedeniyle o kişiye maddi destek vermek zorunda kalıyorum. İnancım olmasa ben nasıl dayanırdım bu kadar zulme. Allah bana sabır versin ve benim gibi nafaka mağduru olanlara....
  • Bir "âilemiz" vardı, o da "elimizde" pat(latı)lıyor.!? Bir "âilemiz" vardı, o da "elimizde" pat(latı)lıyor.!? 16 gün önce
    Bir "âilemiz" vardı, o da "elimizde" pat(latı)lıyor.!? Meseleyi pek vecîz ifâde etttiğiniz için teşekkürler, Vehbi Bey..!
  • Doğrusu...Doğrusu...16 gün önce
    Çok güzel özetlemişsiniz. Teşekkür ederim. Acabâ "muhâfazakâr" iktidâr daha ne bekler..?!
  • Ferhat bilenFerhat bilen16 gün önce
    Bu yasa sebebiyle ailem yıkıldı, ... Kimki Rabbimizin şeriatına muhalif kanun çıkarıyorsa Rabbimizin lanetine uğrasınlar
  • NazmiNazmi16 gün önce
    "inançsal" ne demek?
  • MustafaMustafa16 gün önce
    Tandoğanın dediği gibi bu ülkeye lgbt gelecekse onuda biz getirirz diyor, ak adaletliler. Kocalar çöpe, ömür boyu nafaka, gelsin feminist çift cinsiyet severler. Ya ya ya şa şa şa...
  • BarışBarış16 gün önce
    Allah sonumuzu hayır etsin iman ihlas versin kadınına erkeğine baştakılere hidayet versin hakkı hak batılı batıl görmeyi nasip etsin.Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.
  • enesenes16 gün önce
    Ya Arkadaş ne değerli bir sözleşmeymiş vatandaş isyan ediyor maalesef elimizle oy verdiğimiz hükümetin hiç sesi çıkmıyor.
  • KorkusuzKorkusuz16 gün önce
    Bu gayri ahlaki tehlikeli yikici sozlesmeyi imzalayanlar bu vebalin altindan kalkamazlar.Akp yede onemli puan kaybettiriyor.negatif etki.Peki telafisi mumkunse bu hatadan donulmelidir.Turk Islam kulturune tamamen zid kabul edilemez.her zaman diyiruz.Batinin kulturu ayri yasam tarzi.Sen muslumansan seninki ayri..Musluman gibi yasa.
  • MikiforovMikiforov16 gün önce
    Sorunları dile getirmek adına detaylı ve başlangıç için güzel bir yazı olmuş hukumet toplumdan gelen seslere kulak tıkıyor bazı islamı stklar ve bir siyasi parti imza kampanyası yurutuyor ancak hukumetten yine muspet bir adım yok cevrem deki herkese bu durumu anlatıyorum insanlar istisnasız hukumetin bu ucube sozlesmesini ve onceden imzalanıp kaldirilmamis sacma kanun ve anlasmaları ogrenince ofke duyuyorlar herkese bu olayları anlatmak insanları aydınlatmak gerekiyor
  • engineerengineer16 gün önce
    yazar : "Kötü ahlak özellikle Avrupa’da giderek yaygınlaşmış ve nihayetinde ülkemizde zorla uygulama alanına sokulmuştur." hemde zorla diyorsunuz öyle mi? dünya ve ahiretlerini helak edenler, Milletimizin de dünya ve ahiretini karartmaya uğraşıyorlar öyle mi? gelmiş geçmiş en bahtsız bahtı kara yönetim bu demekki, doksan yılda chp zihniyetinin bin yılda veremeyeceği zararı bunlar verdiler öyle mi? ahiretlerine de yeter dünyalıklarına da yeter, ne kötü bir son değil mi?
  • Hasan DoğanHasan Doğan16 gün önce
    Bu sözleşmenin kabulünden sonra kadın cinayetleri artmış : 2011 yılında 121 olan rakam 2018 yılında 440 olmuş.7 senede Türkiyenüfusu 4 kat artmadı.Öyleyse Bu sözleşme ve buna dayandırılan kanunlar kadını koruyamadıgı gibişiddete meyilli erkekleri daha da siddete yöneltmek için tahrik edici unsurlar içermektedir . Kadına yönelik şiddet azalmıyor. Erkeğe yönelikşiddet kanunlaarttırılıyor ve aile kurumu dağılıyor.Ve bütün bu meseleyi bizden biri kabul ettiğimiz Erdoğan icat etti. Hatırlarsanız secim döneminde Beka kelimesi çok kullanıldı. Bizim değerlerimiz , aile kurumumuz , eğitim sistemimiz bozulup ise yaramaz hale geldikten sonra , ekonomi iyi olmuş ya da kötü olmuş ne fark eder? Adı müslüman kendi gavur bir toplum olduktan sonra ilk 10 ekonomidenbiri olmanın ne önemi vardır?Hem geçmiş kavimler hakkında bize bildirilene göre : Ahlaksızlık normal olduysa ve artık ahlaksıza ahlaksız denmiyorsa o toplum kısa süre içinde helak olmuştur.Mor çatıcılar, ahlaksız örgütler vebaşörtülü kademciler bu sözleşmeyi savunuyorlar.Diğer yandan duyarlı kesim bu sözleşmenin iptal edilmesi için yazılar yazıyor. Akit yazarları olarak bir karar vermeniz lazım: Aylardan beri yazılıp cizilenler Erdoğan'a ulaşmıyor mu? Yoksa Erdoğan bu sözleşmeyi hâlâsavunuyor mu? Doğrusu İETT şoförlerinin sakallarını kestirmek zulümdür evet ama Aileyi ve genel Ahlakı bozmak daha büyük bir zulümdür. Hükümetebu sözleşmeye devam edip etmeyeceklerini bir sorun,eğer yanlışlarından dönmezlerse sorumluları manşete taşıma zamanı gelmiştir..
  • VatandaşVatandaş16 gün önce
    Hocam ,çok güzel ifade etmissiniz ama AKP bunu bek kaale almaz gibi geliyor bana. İstanbul vs, seçimlerini niçin kaybetti AKP bu dangalakca tavırlari yüzünden . Ailelerparamparça oluyor bunlar hala Avrupa derdinde. İstanbul'u çok büyük bir felâket bekliyor,bunun bedelini çok ağır ödeyecekler. niçin İstanbul sözleşmesi denildi buna bir düşünün. Kafir unutmaz eski tarihini ve böyle öç alır. Vesselam
  • RizemasiRizemasi16 gün önce
    Allah razı olsun değerli abim. Biz islamı yaşamaya çalışan aileler olarak, bizlerde zor durumdayız. Ak parti kurulduğundan beri oy veriyorum ve bu duruma üzülüyorum. Reis den asla vazgeçmem diyordum ama işin sonuna geldik galiba. Ülkemizin çocuklarını ermeniler bakıp büyütüyor. Neden hükümetimiz kadının çalışması için ne gerekiyorsa yapıyor ve bundanbi işe yaramayan aile bakanımız övünüyor. Ermeni bakıcının baktığı bu çocuktan bu ülkeye, bu millete fayda gelirmi. Yazıklar olsun. Bir de Müslüman sivil toplum kuruluşları yetersiz kalıyor. Onlar sokağa çıkıyor, biz neden çıkmıyoruz. İşin ehlimüslüman sivil toplum liderleri istiyoruz.
  • BirolBirol16 gün önce
    Peki sayın yazar,KADEM bu işin neresinde.
  • hepsi türkeş- bahçeli model!hepsi türkeş- bahçeli model!16 gün önce
    Biz 17, 18 yaşımıza vardığımızda büyük bir hevesle azıcık çıkan bıyıklarımızı adeta asıla asıla büyütür bırakırdık. Şimdiki müslüman aile çocukları ise bıyıklarını neredeyse cımbızla yerinden söküp, cascavlak kadın suratlı bir yüzle ortalıkta dolanıyorlar. Eczaneden vücut kılları giderici sıvı temin ediyorlar. Dikkat edin, her çeşit sapıklık deneyi en fazla bizim islami(?) camiada(?) müthiş bir hızla yayılıyor; bıyıklı adam göremiyorsunuz artık, farkındamısınız?

Günün Özeti