Sednaya hapishanesi: Özgürlüğü iki bez parçasına bağlayan ahmaklar sürüsü!
Sednaya hapishanesi: Özgürlüğü iki bez parçasına bağlayan ahmaklar sürüsü!
SELMA SAVCI
Suriye’de Katil Esed’in devrilmesi sonrası ülkenin en karanlık detayları da maalesef ortaya çıkıyor. Bu karanlık detayların başında ise tıpkı ABD'nin “işkence üssü” Guantanamo hapishanesi gibi hayatımızın hafızalarına mıh gibi çakılan Sednaya hapishanesi görüntüleri geldi.
Tecavüzden tutun da, mezbahayı andıran görüntülere kadar, binlerce insan bir zindanda sesleri duyulmayacak şekilde katledilmiş.. Her tarafta oradan kurtulan kadınların ve çocukların hayatlarından yapılan ince ayrıntılar ise biz Müslümanları kahrettikçe kahredecek cinsten.
Öncelikle bir pasaj sunduktan sonra esas kahredici ve çıldırtıcı konuya giriş yapacağım. Suriye'nin Halep kentine dil eğitimi için gittiği 1995 yılında casusluk yaptığı iddiasıyla tutuklanan ve 21 yıl Sednaya Hapishanesi'nde kalan Hataylı Riyad Avlar, Anadolu Ajansı’na yaptığı şu korkunç açıklamalara bir kulak kabartalım istiyorum…
Diyor ki, 48 yaşındaki Avlar, “Oradaki tutukluluk durumları kötüydü. Yemek, sağlık, içerideki yaşam koşulları çok kötüydü. 2011'den önce insan hakları ihlalleri vardı. 2011'den sonra bütün insanlığa karşı bir ihlal oluştu çünkü içeride cinayetler yaşandı. Asker, polis içeriye girip koğuştan birini öldürmeden çıkmazdı. İnsanlar korku içerisinde yaşıyordu. Yiyecek bir şey yok, bazen o kadar işkence yaparlardı ki yemeği tuvalete döküp gidiyorlardı, tutuklulara zorla yediriyorlardı. Psikolojik, fiziksel ve cinsel işkenceler vardı. Ailemle görüşmeme izin vermiyorlardı. 15 yıl sonra gelip, 'Ailene haber gönderebilirsin' dediler. En son 2010'da kardeşlerimden biriyle sadece 15 dakika görüşebildim. Cezaevinden çıkışım sürpriz oldu. Sınır kapısından beni teslim ettiler. Cezaevlerindeki kayıtlara bakılsın. Niye, bu insanların nasıl öldüğü ve nasıl kaybolduğunun tek kaydı o cezaevinde. Toplu mezarlarda birçok ceset açığa çıkacak ve aileler alacak."
Bu sözler karşısında çıldırmamak elde değil, biz Müslümanlar ise şu hadis-i şerifte de belirtildiği gibi, “Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle, gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalben buğz ediniz.” Bunu yapmalıyız kesinlikle…
Esas konu ise şu; hâlâ içimizdeki beyinsizler tayfasının X’ten yaptıkları paylaşımları gördükçe de nasıl bir cendere içine düştük demeden geçemiyorum…
Suriye’de bir katil rejimin sonlandırılması sonrası ortaya çıkan manzaralar tüm dünyanın lanetine uğrarken, bazı beyin yoksunları ise, şu paylaşımları yapıyor. Noktası noktasına şöyle, “Suriye Baas rejiminin devrilişini coşkuyla kutlayan arkadaşlara, eşleriyle birlikte Tartus’ta bir plaj keyfi öneriyorum. Bu Esad döneminden kalma bir fotoğraf, seneye eminim tam bir özgürlük ortamı soluyacaklardır…
Fotoğrafın öznesi ise iki bikinili kadın…
Evet, yanlış duymadınız tecavüze uğrayan kadınlar, işkence görmüş masum çocuklar ve anne babaları kazıklarla katledilen insanlar ortadayken, Suriye’deki özgürlüğü bikini giyen kadınlar diye algıyı yapan içimizdeki zavallılar… Katil Esed’e methiyeler düzen zihniyet şimdi oturmuş özgürlüğü iki bez parçasına indirgeyen bir kafa yapısıyla karşımızdalar.
Hatırlarsanız, içimizdeki bazı geri zekalılar, “Suriye’deki savaş ortamından kendi istekleri ile değil, ölmemek için evet yanlış duymadınız, katledilmemek için başka vatanlara ve ülkemize sığınan Suriyeliler üzerinden “Gönderin şunları, ekonomimiz öldü bitti, bize bakmıyorlar, Suriyelilere maaşlar bağlanıyor” yalanlarını pompalayan bir zihniyet vardı. Şimdi ise tüm sınır kapılarımızın açılmasıyla ekranlarda saatlerce izlediğimiz evlerine dönen Suriyelileri görüyoruz… Şunu idrak etmemiz lazım, hiçbir vatan evladı kendi topraklarını keyfi olarak bırakmaz.
Suriyeliler de Esed rejiminden kaçarak ülkemize sığınmışlardır… Ama bizler tıpkı Gönüllerimizin Sultanı Peygamberimiz Hz. Muhammed (Sav)’in Bedir savaşı sonrası esirler için, “Okuma yazma öğretmeleri sonucu onları serbest bırakın ve onlara zarar vermeyin” sözlerindeki Müslüman olma naifliğini günümüzde de sürdürmeliyiz. Böylesi bir Peygamber ahlakıyla ahlaklanmamız ve kapımıza gelen Müslümanlara sırt dönmediğimiz ve Türk milletinin asilliğini de gösterdiğimiz kanaatindeyim. Kaldı ki, vatanlarına er ya da geç dönecek Suriyeliler olduğunu ve geçici misafirimiz olduğu gerçeği de ortadayken, hâlâ bunun üzerinde algı yaparak tepinen zevat da bunun farkında olmalıdır.
Kaldı ki, özgürlük sadece giyim üzerinden okunacak bir şey değildir. Bunu da zaten Suriyeliler üzerinden anlatmaya çalışmak da işin en acı tarafı olsa gerek. Vatanlarında oluk oluk kan akan bir milletin kapımızda “Yardım edin” seslerine kulak verdiğimiz için bu karşı çıkan topluluğun da emin olun bir gün “Biz ne yapmışız” dediklerini elbet duyacağız…
Selam ve dua ile…