• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Selma Savcı
Selma Savcı
Selma Savcı
TÜM YAZILARI

Okullarda; ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar...

19 Ocak 2025
A


Selma Savcı İletişim: [email protected]

Okullarda; ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar...

Selma Savcı

Okullarda ara tatil başladı, öncelikle eğitim dünyamız ve evlatlarımız için hayırlara vesile olsun diyerek bugün buradan MEB’in değerli yetkililerine seslenmek istiyorum. Malumunuz eğitimde her daim reform yapan Sayın Bakan Yusuf Tekin ve ekibinin her daim yenilenme ve çağın gereklerine uygun hareket hamlelerine şahit oluyoruz. Ve özellikle Türkiye Yüzyılı Maarif Modeliyle nasıl bir saldırıya maruz kaldıklarını da anbean takip ettik. Öncelikle bu modelin amacına bir bakalım…

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; öğrencilerin inanç, kimlik ya da sosyoekonomik durumları nedeniyle dezavantajlı olmadığı bir öğrenme süreci tasarlar ve bu farklılıkları dikkate alarak olası dezavantajları giderici tedbirlerle herkes için adil bir eğitim sürecini tahkim eder. Görüldüğü üzere yapılacak nokta atışlarla ülkemizin geleceği olan gençlerimiz için hep daha iyisini yakalamak ve dünya ülkeleri ile birlikte eğitimde yarışabilecek potansiyelde bir Teknofest gençliği inşa etmenin peşinde olmalıyız.
Gelelim esas üzerine parmak basacağım konuya… Okullarda karne heyecanı haberlerini paylaşmamız gerekirken çok üzücü bir haber öğrendik geçtiğimiz günlerde. Büyükçekmece’de bir lise öğrencisi oynadığı oyundan etkilenerek, çantasına oyundaki karakterlerin de sıklıkla kullanmış olduğu; bıçak, keser ve copu da alarak müdür yardımcısının odasına gidip devamsızlık üzerinden tartışma sonrası müdüre saldırdı. Bu saldırı sonrası müdür yardımcısı ölümcül bir yara almıyor ve 16 yaşındaki bu gencimiz de tutuklanıyor.
Yaptığı ifadelerde ise bu şiddet sarmalında boğulan genç, “Bir anda sinirlendim, öfke patlaması yaşadım. Gittim, aslında beni de kızdırmamıştı” demiş.
Gördüğünüz üzere ülkemizde de giderek sayıları artan dijital tehditvari oyunlar için acil bir şekilde önlemler alınmalı.
Yapılan kamuoyu çalışmalarında ortaya çıkan veri ise çok ama çok ilginç. Oyunların %85 ile 90 arasında bölümünde şiddet ve suç unsurları ciddi anlamda gözle görülür şekilde ortaya saçılıyor. Ve dünyada en çok satan 10 oyundan 8'inde yine şiddet ve suç var. Böylesi bir ortamdan ise şu girilen ara tatilde anne babalar olarak çok daha şikayet edebileceğimiz bir duruma doğru ilerliyoruz maalesef.
Bakınız başta da söyledim MEB yetkililerinin acilen bu şiddet sarmalına yakasından ya da paçasından yakalanan gençlerimiz için müfredata çok daha belirgin bir şekilde dersler ya da öğretmenleri eşliğinde uygulamalı eğitimlerini daha da sıklaştırmalarını önemle rica ediyorum.
Evet akıllı tahtalarımız sayesinde sayısız ders verecek filmlerle gençlerimiz besleniyor kuşkusuz ama dediğim gibi böylesi tekil olayların daha da çoğalmaması adına ciddi projelerin ortaya atılmasının ben elzem olduğu kanaatindeyim.
Tatilde tabletlerle arkadaşlığı daha cazip hale getirmemek adına evlatlarımızı korumanın da temelinde ciddi bir eğitim furyasının koparılması yatmaktadır.  
Evet dijital dünyanın ve teknolojinin nimetlerini sonsuz kere kullanmanın avantajları olduğu gibi dezavantajlarının da olduğunun farkındayız kuşkusuz, ama gelin görün ki, bu dijital dünyanın gençlerimizin zihinlerine hep bir şiddet hep bir cinsellik kimlikleriyle sokulmak istenmesi de toplumsal zehirlenmenin de temelini atabilir. Onun için bu son dönemde özellikle yapay zeka üzerinden koparılan fırtınanın da farkına vararak bir neşter vurmalıyız. Yapay zekanın hayatımıza daha da sokulmak istenmesi ve aslında gerçeklik ve sanal gerçeklik arasındaki ince çizgide yürümesini istedikleri gençlerimizin daha da komaya girmelerinin zeminini oluşturup dijital dünya ve gerçek hayat arasındaki bocalamalarını isteyen sosyal medya canavarlarını unutmamak gerek.
Bu dijital dünyadaki şiddetin etkilerinin daha artırılıp gençlerin suç örgütleri, terör örgütleri ve sosyal medya fenomen bozuntuları arasındaki lağım çukuruna sokulmak istenmesinin kapısı mutlaka yüzlerine çarpılmalıdır. Bunun için de ben tekrar tekrar Milli Eğitim Bakanlığımızın neferlerine ve üst düzey yöneticilerine başta Sayın Bakanımız olmak üzere seslenmek istiyorum. Gençliğimizin sıralarında öğretmenlerini can kulağıyla dinleyeceği ve teknoloji derslerinin daha detaylı ve en önemlisi de okuldaki şiddeti tamamen yok etmesine yönelik derin ve mahiyetli çalışmalarının daha da fazlalaşmasını rica ediyorum.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in Gençliğe Hitabesinde; "Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik”… diye başlayıp, büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin bir gençlik… diyerek ve son olarak; Tek cümleyle, Allah'ın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin alemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak, O'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, sarınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye lâyık görecek bir gençlik inşa etmenin dileğiyle…
Selam ve Dua ile…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Okur

 Eğitimde gelinen nokta ortada.

Sahi

Sahadan uzak olup da eğitim hakkında atıp tutanlara çok gülüyorum. Bir öğretmen olarak sayın yazara soruyorum " Okuyup da ne olacak" resmen bu haldeyim. Çok çalışkan ve zeki bir öğrencim 10-15 sene önce hocam bilgisayar öğretmeni olmak istiyorum dedi. Tamam oğlum sende bu kapasite ve azim varken çok rahat olursun dedim. Dün kenar bir mahallede yerleri süpürüyordu. Hayırdır dedim. Hocam bilgisayar öğretmeni oldum ama atamam olmayınca bu işe girdim dedi. Bu arada yıllardır memleketten vekil olan ismi lazım değilin taşeron temizlik şirketi sahibi olan akrabası lüks aracı ile önümüzden geçti gitti. Aynı sınıfta idiler biri en iyi diğeri en şanslısı. İnsanların okula inancı kalmamış hatta zorunlu eğitim olmasa önünden geçmeyecek halde. Ancak yüz kişiden üç beşi okuyup bir yerlere gelebiliyor maalesef
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23