Karakteristik itici hareketler...
Karakteristik itici hareketler...
Selma Savcı
Daha dün gibiydi geçtiğimiz aylarda Trump-Şi ikilisi arasındaki gerginlikler her daim masaya yatırılıyor, bütün ekonomi kanallarında 1. sırada yer alırken, bugün geldiğimiz noktada ise Trump’ın 8,5 yıl sonra yaptığı Çin ziyareti sonrasındaki açıklamaları ise büyük bir U dönüşünü bizlere gösterdi.
Hatırlayalım, ABD istihbaratına göre Çin, İran’a silah vermeye hazırlanıyor. Bu, Çin makamlarınca yalanlansa da ABD Başkanı Trump’a bu iddia soruldu. Trump, “Çin büyük sorunlarla karşılaşacak.” diyerek Çin’e ağır bir tehditte bulunarak dünyanın dengelerini bozacak birtakım açıklamalar zinciri art arda sıralamıştı.
Peki, şimdi ne oldu?
ABD Başkanı Donald Trump, 8,5 yıl aradan sonra Çin’e resmi ziyaret gerçekleştirdi. Ziyarette Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth, Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer ve Beyaz Saray Müsteşarı Stephen Miller yer alıyor. Bunun yanı sıra çok sayıda teknoloji CEO’ları da Trump’a eşlik eden isimler arasında.
Yani dünyanın 1 numarası olduğu bazı ülkeler tarafından dillendirilse de ABD’nin süper güç olma isteği için de Çin’in üzerine basma ihtiyacında olduğu da kulislerde konuşulan en sıcak konuydu...
Uzmanlara göre ise; “İran konusu Çin devlet medyasında Amerika’nın aksine geniş çaplı bir haber olarak yer bulmadı. Tarafların bir mutabakata vardığı yönünde herhangi bir bilgi paylaşılmadı.” sözleriyle Pekin’in kontrollü medya stratejisine dikkat çekildi.
Trump’ın özellikle Çin’e yönelen petrol sevkiyatında Texas ve Alaska’nın öne çıkacağını söylediği de ABD ve Çin kaynaklı basın tarafından aktarıldı. Ve yine “Trump, Çin gemilerinin petrol alımı için Texas ve Alaska gibi eyaletlere yönlendirileceğini belirterek enerji piyasasındaki hareketliliğin de gelecek günlerde daha da kızışacağı sinyalleri verildi.
Elbette Pekin’in medya stratejileri ise hakikaten en çok konuşulan konular arasındaydı. Trump’ın karakteristik itici hareketlerinden tutun da söylediği söylemler medyada yer bulmadı. Üstelik hem Çin devlet medyası değil, Hong Kong merkezli medya kuruluşları nezdinde de Trump ile ilgili uzun uzadıya yayınlar yapılmadı.
Aslında bu tür haberler silsilesi de bize açıkça gösteriyor ki, Trump ve Şi arasındaki soğuk savaşın yapılan ziyarete bile yansıdığı açıkça görülebiliyor...
Zirvenin en kritik başlıklarından biri ise Tayvan oldu. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in görüşmeler sırasında Tayvan konusunu “ikili ilişkilerin en hassas noktası” olarak tanımladığı belirtildi.
Trump’ın zirve sonrası yaptığı son açıklamalar da gündeme damga vurdu. ABD Başkanı’nın Çin ile ticaret alanında önemli anlaşmalara imza attıklarını söylediği aktarıldı.
Zirvenin en dikkat çeken çıkışlarından biri ise İran başlığında geldi. Trump’ın Şi Cinping ile birlikte kritik krizleri çözdüklerini söylediği belirtildi.
“Trump, İran’la ilgili olarak ‘Başkalarının çözemediği çok sayıda farklı sorunu Şi Cinping ile çözdük’ dedi.” ifadelerini kullandı.
Bu açıklama Washington-Pekin hattında perde arkasında yürütülen kritik diplomatik temaslara ilişkin yeni soru işaretlerini beraberinde getirdi.
ABD Başkanı Donald Trump ayrıca; ziyaret ettiği Çin’in bir balo salonu olduğunu belirterek, ABD’nin de bir balo salonu olması gerektiğine işaret etti.
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Çin’in bir balo salonu var, ABD’nin de olmalı.” ifadesini kullanarak, ülkesinin balo salonunun yapım aşamasında olduğunu ve “türünün en iyisi olacağını” vurguladı.
Balo salonunun Eylül 2028’de tamamlanmasının planlandığını aktaran Trump, “(Çin Devlet Başkanı) Başkan Şi (Cinping) ile yürüyorum. Dünyadaki en büyük liderlerden biri.” ifadelerine yer verdi.
ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in İran’la anlaşma ve Hürmüz Boğazı’nın açılması konusunda yardımcı olmaya hazır olduğunu söylediğini bildirdi. Öte yandan Trump, Çin Devlet Başkanı’nın kendisine, ‘İran’a askeri destek sağlamayacağı’ konusunda güvence verdiğini ifade etti.
Yani zirvede aslında ABD Başkanı Trump’ın İran’da bozguna uğraması sonrası görülüyor ki, kendi saflarına büyük güçleri çekme telaşında olduğu için hareket ettiğini gördük. Her ne olursa olsun ABD ve Çin arasındaki gerilimin ben Trump’ın Şi’ye yaptığı güzellemeler zincirinin derinliklerinde kalacağı kanaatinde değilim. Çin’in yeni bir güç olma yolundaki adımları ABD’nin tekelinde olmayacak gibi görünüyor..
Ezcümle; ABD ve Çin arasındaki bu güçlü çekişmenin sinyallerini İran üzerinden Sarı Şeytan’ın sürdürmek istediği savaş özelinde de daha da kılcal damarlarına sirayet edeceği bir ateş çemberinin genişleyeceğini şimdiden söylemek mümkün..
Her ne olursa olsun, 1949’dan beri işgal altında tuttuğu Doğu Türkistan’da (Sincan Uygur Özerk Bölgesi) Uygur Türkleri ve diğer Müslüman azınlıklara yönelik sistematik asimilasyonu sürdüren Çin ve İran’da masum öğrencileri bile bombalamaktan çekinmeyen Sarı Şeytan haydut ABD için aslında söylenecek en güzel cümleler ise; ‘Zalimler için yaşasın Cehennem.’