Haliç’te özgürlük, çağdaş Batı’da zulüm!
Haliç’te özgürlük, çağdaş Batı’da zulüm!
SELMA SAVCI
Haliç’te denizden haç çıkarma töreni sonrası bir kez daha anladık ki ülkemizde azınlıklara fazlasıyla özgürlük sağlanıyor...
Ülkemizde öyle bir masabaşı haberler yapan gazeteci müsveddeleri var ki, her daim bunların kuyruklarına bastığınızda cazgırlaşan insanları her daim görürsünüz. Öyle bir hoşgörü ikliminde yaşattığımız farklı dinlere mensup insanlarımız var ki… Bir bakıyorsunuz kendi ayinlerini rahatlıkla yapabildikleri bir ortamları var. Yine ülkemizin en nadide bölgelerinde kendi kiliselerinde, kendi dinlerini özgürce yaşayabildikleri bir ortam tahsis edilmiş durumda kendilerine…
Malumunuz vaftiz Hristiyanlığın en önemli ritüellerinden biridir. Hz. İsa’nın vaftizi, Vaftizci Yahya tarafından peygamber İsa’nın Şeria Nehri’nde vaftiz edilmesi olayıdır. İsa’nın hayatında önemli bir nokta olduğu düşünülen ve Matta, Markos ile Luka incillerinde anlatılan bu olayların bugün Ürdün’de bulunan El-Mağtas’ta gerçekleştiği düşünülmektedir.
Tam bu esnada ise geçtiğimiz günlerde ülkemizin sayılı kanallarından bir iki tanesi canlı yayınla bu töreni yayınladı. Evet yayınlasın aman neden yayınlandı demiyorum buradan farklı bir okuma yapacağım çünkü…
Kadıköy Metropoliti Emmanuel Adamakis, patrikhane içindeki Aya Yorgi Kilisesi’nde düzenlenen töreni yönettikten sonra Fener Rum Patriği Bartholomeos’un da katıldığı ayin sabah 09.00’da başladı. Ayine katılanlar mum yakarak, dua ettiler ve kilisedeki törenin ardından Bartholomeos ile ayine katılanlar, Haliç sahiline yürüdü.
Patrik Bartholomeos buradan suya haç attı. Atılan haçı çıkarmak için 20 kişi denize girdi. Girit Adası’ndan gelen Thanos Apostolakis bu yıl haç çıkarmayı başaran kişi oldu. Apostolakis, bu törene ilk kez katıldığını ve çok mutlu olduğunu dile getirdi ve Balat’taki törenin yanında eş zamanlı olarak Samatya, Yeşilköy, Büyükada ve İstanbul Boğazı’nda da haç çıkarma törenleri rahatlıkla yapıldı.
Benim burada esas sizlerin dikkatine sunmak istediğim konu ise şu… Her defasında bazı şahıslar ve yine bazı ülkeler tarafından Türkiye’deki azınlıkların hakları gasp ediliyor, yok efendim dinlerini rahatlıkla yaşayamıyorlar eleştirilerine…
Ülkemiz özellikle Recep Tayyip Erdoğan döneminde fazlasıyla azınlıklara tanınan haklar ve özgürlüklerle dikkat çekmiştir. Her defasında bu konu üzerinden yıpratılmak istenen ve egzajere edilerek konunun farklı boyutlara taşınması amaçlanmaktadır.
Öylesi hamleler yapıldı ki, ama kimsenin işine gelmediği için bunu netlikle söyleyemedikleri detaylara şöyle bir bakalım istiyorum… 2011 yılında yapılan yasal düzenleme ile azınlık vakıflarının 1936’dan sonra edindikleri ve 1974’ten sonra Hazine’ye devredilen gayrimenkullerinin iadeleri sağlandı böylece mülkiyet hakları teminat altına alındı.
2002-2018 yılları arasında toplam bin 84 taşınmaz mal cemaat vakıfları adına tescil edildi. Türkiye’de bir Süryani köyünün ismi iade edildi. 1915 olaylarının yıl dönümündeki ayine bir Türk hükümeti temsilcisi resmi olarak katıldı. AK Parti döneminde inanç özgürlüğü “ilkleri” yaşadı. Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü kapsamında ilk kez Ankara’da bir anma töreni gerçekleştirildi. Türkiye Yahudileri yine ilk defa kamuya açık bir meydanda Hanuka Bayramı kutladı. İsa Mesih’in vaftiz edilişi “Ta Fota” Bayramı, 1922’den sonra ilk kez İzmir’de AK Parti hükümetleri döneminde kutlandı.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Ermenice ders kitapları hazırlanarak 2010 yılından itibaren Ermeni okullarında ücretsiz dağıtıldı. 2014’te ilk kez bir Süryani okulu olan “Mor Efrem” eğitim hayatına başladı. AK Parti, müfredatta azınlıkların lehine değişiklikler yaparken azınlık okullarına yardım vermeyi ihmal etmedi. Yeni anayasa komisyonunda azınlıkların talepleri dinlendi. Zamana meydan okuyan farklı din ve inançlara ait asırlık ibadethaneler restore edilerek inananlarına kapılarını açıldı. 2015 yılında 24 Nisan anma törenleri ilk kez resmi olarak bir patrikhanede gerçekleşti. Hatay’ın İskenderun ilçesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyonu tamamlanan Süryani Katolik Kilisesi 2010 yılında yeniden kullanıma açıldı.
Trabzon’da bulunan Sümela Manastırı yeniden restore edildi, Manastır’da tam 90 yıl sonra tekrar ayin yapıldı. Van Akdamar Adası’ndaki Surp Pırgiç Ermeni Katolik Kilisesi ise 95 yıl sonra restorasyondan geçti. Diyarbakır’daki Ermeni cemaatine ait Surp Pirgıç Ermeni Katolik Kilisesi de vakfa iade edilip hizmete açıldı. Kilisenin kapıları 32 yıldır kapalıydı… Ve daha niceleri yapıldı, tamamen bu yapılan özgürlükler hamlelerini yazıma yazsam inanın sayfalar dolusu konu olacak.. Her zaman dediğim gibi dinlerini özgürce yaşayan ve ülkemiz sınırları içinde Türk, Kürt ve Alevilerin dışında Süryani, Laz, Caferi, Roman, Rum, Kafkas, Ezidi ve Yahudi gibi geniş bir etnik, dilsel ve dinsel çeşitliliğe ev sahipliği yapan kozmopolit bir ülke olmaya devam edeceğiz.
Çünkü bu tür yapılan hamlelerin dış dünyada her zaman kötü niyetli kişiler tarafından malzeme yapıldığını ve ülkemize vurulmak istenen kötü yaftalarla mücadelemizi sürdürmeliyiz.
Her ne kadar Modern Batı diye bizlere yutturulan ülkelerde Müslüman kardeşlerimize yapılan ayrımcılıklar, işkenceler ve rezaletler olsa da biz Müslümanların şiarı her daim Müslümanca yaşayan bir toplum olma şerefini her daim gelecek nesillere aktarmak olmalıdır. Yoksa Modern Batı, Çağdaş Batı denilerek içimizdeki hainler tarafından göklere çıkarılan o ülkelerdeki edepsizlikleri gündeme taşımanın kimseye faydası olmayacaktır. Bunu anlayabilen toplum olmak dileğiyle inşallah.
Selam ve dua ile…