Fırat ve Dicle... Kuduz köpek; kan kokusu izinde
Fırat ve Dicle nehirlerinin özelliklerini hiç merak ettiniz mi? Bugün kendime bir mola verip, bu farklı uygarlıkların anavatanı olmaya muktedir bu iki bölge üzerine yoğunlaşmayı tercih ettim. Çünkü temelinde yatan sebepleri irdeledikçe farklı kazanımlar sağlayacağımız kesin..
Fırat ve Dicle nehirleri; Türkiye'den doğup Suriye ve Irak topraklarından akıp Basra Körfezi'ne dökülüyor. AB bu akarsuları denetlemek istiyor ve bunun için baskı yapıyor.
AB bunu yaparken bölgedeki en büyük ortağı olan ve Filistin’e yaptığı soykırımla dünyanın şımarık çocuğu olan İsrail'i de bu işe dahil ediyor.
Öncelikle bu aşamada, 30 binden fazla kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu masum insanları katleden Barbar İsrail’i tekrar tekrar lanetliyorum. Ve bu aşamada diğer tüm ülkelerin bu denli biçare kalmasını ve bu zulmü durduramadıkları için de hakikaten çok üzülüyorum. Evet ülkemizin diplomasi yönüyle yaptıkları da ortadayken, diğer güçlü Müslüman ülkelerinde elini değil, tüm gövdesini koymasını bekliyoruz. Ama bir türlü istediğimiz sonuca varamıyoruz…
Evet her koşulda dünyanın selameti için olan dev projelerin eşiğinde Katil devlet İsrail’in olması sizce bir tesadüf mü? Ben kesinlikle İsrail ve işbirlikçileri olan ABD ve İngilizlerin eliyle yönlendirildiğini ve her bölgede söz sahibi olmalarını aslında dünyanın güç dengeleri açısından değerlendiriyorum. Her platformda ve her güçlü şirketlerin temelinde bile İsraillilerin parmağını görmemiz mümkün. Bu bir rastlantı olamaz, bu beyin olarak işlenilmiş bir takım teoriler yumağının sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Gelelim Fırat bölgesinin jeopolitik olarak önemine…
Birleşmiş şekliyle Fırat; önce güneydoğu, daha sonra güneybatı yönünde akarak Suriye'ye; ardından da Culap ve Habur'u alarak Al Kayem'de Irak'a giriyor.
Irak sınırları içinde 350 km aktıktan sonra Ramadi'de Mezopotomya’yı oluşturan Dicle-Fırat deltasına ulaşıyor. Hem Fırat suyunun, hem de Karsuyu'nun debisinin büyük bölümü karların erimesinden meydana geliyor. 444.000 km²'lik havza alanının 123.000 km²'sini, 3000 km'lik uzunluğunun 1230 km'sini Türkiye'den almasına karşılık suyunun neredeyse tümü Türkiye'den geliyor. Fırat tam anlamıyla müstesna bir su kaynağı.
Yağışın Avrupa ve dünya ortalamasına göre çok daha düşük olduğu bu bölgede bulunması da ayrıca önemli. Bu bölge aynı zamanda petrol bölgesi.
Peki, tüm bu şartlara rağmen neden İsrail’in Fırat ve Dicle konusuna müdahil olması dayatılıyor olabilir? Geleceği su savaşları üzerinden tasarlama plânları kuran Batılı devletler, ileride Ortadoğu’da yaşanabilecek bir su probleminde, bu problemi geçmişte yıkım ile, kan ile, gözyaşı ile çözen bir İsrail’e ihtiyaç duyuyor.
Nedeni çok basit? Çünkü kan ile beslenen bu vampir ülkesi olan
İsrail’in aslında gelecek adına daha kalıcı çözümler bulmak adına dünyanın her bölgesinde söz sahibi olması isteniyor. Bunu sağlayan küresel şeytan ABD ve işbirlikçilerine ise şu aşamada önce Rusya ve Çin’in ket vurma isteğini görebiliyoruz.
Siz bakmayın ABD’nin zaman zaman bu ülkeler nezdinde tüm dünyaya mavi boncuk dağıtmasına, aslında kendi kişisel çıkarları için kullandığı İsrail ve yancıları için zemin hazırlama modunda ilerlediğini de her daim not düşmek gerekir.
Fırat ve Dicle bölgesi de aslında İsrail’in piyon olarak kullanıldığı ama tıpkı Afganistan’da, tıpkı Irak’ta ve Suriye’de de olduğu gibi güçlü yeraltı zenginlikleri malum devletlerin üzerine çökme harekatıdır bu yapılanların temeli..
Ben ne olursa olsun İsrail’in piyonluğunun çıkar savaşı sonucunda okların kendine döneceğini ve bu denli çok yılanların olduğu bir çuvala girmeyeceğini ve temelli bir yok oluş sürecinin de geleceğini umutla bekliyorum.
Muktedir olmak için tüm yolları mübah gören bir devlet politikasının unutulmasın ki sonu er yada geç gelir… Bunu belki biz göremeyiz ama gelecek nesillerin göreceğinden ümitvarım… ABD ve katil İsrail’in de tüm ülkelere eşkıya gibi çökmesinin temelinde de aslında kuduz köpek gibi saldırmalarının en bariz işareti doyumsuz olmalarından kaynaklanmaktadır.
İşin özü; Fırat’ın da, Dicle’sinden de, Bağdat’ından da, Lazkiye’sinden de ve daha niceleri için de ABD ve yancısı İsrail’in izlerinin silinmesi topyekun oluşturulabilecek güçlü bir yapılanmayla mümkün olacaktır. Umarız bu yapılanmanın başını çeken de Türkiyemiz gibi iradesiyle masaya yumruğunu vurabilecek bir güçle egemen olmasıdır…
Selam ve Dua ile…