• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Selma Savcı
Selma Savcı
Selma Savcı
TÜM YAZILARI

Askeri bir agresyon...

24 Mayıs 2026
A


Selma Savcı İletişim: [email protected]

Askeri bir agresyon...

Selma Savcı

İsrail'in Gazze'de yaptığı soykırımı defalarca köşemizde yer vererek bizler de Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in şu mübarek hadisinde de tüm insanlığa seslendiği gibi, “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle buğzetsin (kötülüğü çirkin görsün, kalben tavır alsın); bu imanın en zayıf derecesidir.” söylemiyle birlikte sayısız kez bu yapılan çirkinliği yazdık...

Bugün geldiğimiz noktada; Katil İsrail, Gazze'ye yönelik ablukayı kırmayı ve insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu'na bir kez daha saldırı gerçekleştirdi.


Gazze'ye en yakın tekne olan Sirius'un ise yaklaşık 120 deniz mili yolunun kaldığına işaret edilen açıklamada, 40 ülkeden toplam 422 katılımcının alıkonulduğu belirtilmişti...


Neyse ki; Gazze'nin sessiz çığlığını bu cesur yürekli insanların yaptıktan sonra sağ-salim ülkelerine dönüş süreçleri de malumunuz gerçekleşti...
Aralarında 85 Türk vatandaşının da bulunduğu 422 aktivisti havalimanında yakınları, yetkililer ve çok sayıda destekçi karşıladı. İsrail askerlerinin açtığı ateş ya da maruz kaldıkları ağır şiddet sonucu yaralanan bazı yolcular, ilk müdahalenin ardından ambulanslarla hastanelere sevk edildi. Aktivistlerin dönüşü, yalnızca bir insani yardım misyonunun sonu değil, aynı zamanda İsrail’in Gazze ablukasına karşı artan uluslararası krizin de son halkası oldu.
6 kıtadan ve 40'a yakın ülkeden sivil aktivistlerin yer aldığı filo, ablukayı kırmak ve acil ihtiyaç duyulan insani yardım malzemelerini ulaştırmak amacıyla denize açılmıştı. Ancak yardım konvoyu uluslararası sularda İsrail ordusunun saldırısına uğradı. Gemideki herkesin hukuksuz şekilde gözaltına alınmasıyla sonuçlanan bu müdahale, dünya çapında büyük diplomatik tepkilere yol açmıştı.
AA'nın verilerine göre; Bu, Küresel Sumud Filosu’na düzenlenen ilk askeri saldırı değil. İsrail ordusu 29 Nisan'da da Gazze'ye yaklaşık 600 deniz mili mesafede filonun bir kısmına saldırmış ve 177 aktivisti gözaltına almıştı. Aktivistler, serbest kaldıktan sonra alıkonuldukları süre boyunca kötü muamele gördüklerini açıklamıştı. Ardından 18 Mayıs’ta ikinci bir saldırı daha gerçekleşti. İsrail güçleri, aralarında Türk vatandaşlarının da yer aldığı 44 ülkeden 428 aktivisti taşıyan 50 gemilik konvoyu, uluslararası sularda Gazze’ye doğru ilerlerken hedef aldı. İsrail ordusunun imza attığı tüm bu saldırı ve alıkoyma eylemleri, deniz hukukunun ve uluslararası insancıl hukukun açık birer ihlali niteliğindedir.


İnsani yardım misyonlarının art arda hedef alınması, doğal olarak akıllara 2010 yılındaki Mavi Marmara saldırısını getirdi. O dönem İsrail komandolarının Gazze'ye giden yardım gemisine düzenlediği baskında Türk aktivistleri şehit etmesi, Türkiye-İsrail ilişkilerinde derin yaralar açmıştı. Türkiye'de ve dünyada pek çok kesim, Sumud Filosu'na yapılan müdahaleyi bu saldırgan tutumun bir devamı olarak görüyor. Saldırılar, İsrail ablukası altında insani dramın sürdüğü Gazze’ye gıda, ilaç ve temel yardım malzemeleri ulaştırmak isteyen silahsız sivil misyonlara yönelik askeri bir agresyon olarak değerlendiriliyor.
Elbette bu aşamada katiller sürüsünün yaptıkları sayısız katliam da aslında hala suçluluk psikolojisiyle bugünlere geldiklerinin en bariz örneği...
Siyonistlerin İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in, Gazze'ye yardım götüren uluslararası filo aktivistlerine yönelik hakaret içeren videosu dünya çapında diplomatik krize dönüştü. Aralarında ABD, İtalya, İspanya ve İngiltere'nin de bulunduğu pek çok ülke, Gazze soykırımına sessiz kalan Batılı ülkelerin İsrail'e beklenmedik sertlikte tepki göstermesine sahne oldu. Sumud Filosu, uluslararası kamuoyunda oluşturduğu bu büyük tepkiyle Gazze'ye dikkat çekme amacına ulaşmış oldu.



Ama her zaman dediğimiz bir durum var, bu İsrail siyonizminin dünyanın başına bela olan kan dökme bahaneleri ve söylemlerinin sonu gelmeyecek...
Öncelikle Sumud Filosundaki aktivistlere de bu aşamada yer vermeyi borç biliyorum... İsim isim hepsinin söylediklerin okuyunca nasıl bir zalime karşı dünyanın mücadele ettiğini göreceksiniz...


Avustralyalı doktor Bianca Webb-Pullman: "Bir saatten fazla bekletildik ve bu sırada İsrailli askerler tarafından defalarca milli marş çalındı. (İsrailli askerler) 'İsrail'e hoş geldiniz' diyor ve insanlara vurup onları tekmeliyordu. Orada bulunduğumuz sürede bu davranışları sürdürdüler. Çok onur kırıcıydı."
Fransa vatandaşı Adrien Jouan: "Bir tür işkence gibiydi ancak Filistinlilere yaptıklarının yanında bu hiçbir şey sayılmaz."
Avustralyalı aktivist Juliet Lamont: "(İsrail'in Sumud Filosu'na saldırısı) Bu, tekrar gelmememiz için acımasız, çok hedefli ve çok planlı bir şiddet kampanyasıydı. Kemiklerimizi kırdılar ama ruhumuzu kıramadılar ve şimdi onlarla tanıştığıma göre, ruhlarının olmadığını biliyorum."


İtalyan aktivist Federico: "Sizi korkutmaya çalışır ve sizi döverler ve siz korkmazsanız, yenilmez olursunuz."

İşte sadece oradaki birkaç aktivistin bile zikrettiği gibi büyük bir zalimin ayak oyunlarına teslim olmamak adına kahrolsun İsrail söylemini hem dilimizle hem de eylemlerimizle bu cesur yüreklerin yanında durmaya tüm Türkiye'yi davet ediyorum.



Kahrolsun İsrail sesleriyle inleyen ve tamamen yalnızlaşan bir İsrail ülkesini inşallah bu can bedenimizdeyken görürüz diyelim...
Selam ve dua ile...

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23