Anne ve babalar, böylesi bir edepsizliğe razı mısınız?
Anne ve babalar, böylesi bir edepsizliğe razı mısınız?
SELMA SAVCI
Toplumumuzda ciddi problemler var dediğim zaman her defasında yahu sen de ne kafatasçısın deniliyor sosyal medyada… Özellikle LGBT sapkınlığıyla ilgili yaptığım tespitlerin birilerini kudurttuğunun farkındayım. Ama her ne pahasına olursa olsun toplumumuzun derinliklerinde büyük yaralar açan o sapkınlıkla mücadelemiz sonuna dek devam edecektir inşallah.
Gelelim bu sapkınlık gibi yine toplumumuzu dinamitleyen yine özentilikle dolu o malum rezilliğe.
Cadılar Bayramı yani Halloween denilen ve her yıl 31 Ekim’de sağımızın solumuzun zombilerle, cadılarla ağzı burnu kanayan tiplemelerle dolu olduğunu görüyoruz. Görüyoruz diyorum çünkü bu sadece ABD merkezli bir yerde değil artık. Maalesef ülkemizde de özellikle partiler adı altında düzenlenen ve bir temaya dönüştürülmek istenen rezillikten söz ediyoruz.
Peki, biz şimdi burada yahu Cadılar Bayramı da neyin nesi, bizim kültürümüzle örf ve adetlerimizle ne alakası var dediğimizde ise malum tayfa tarafından hedef tahtasına koyulacağız öyle mi? Şimdiden söylüyorum isteyen istediği yerden okuyabilir ama bu sapkınlıkların ve bu temaşa adı altında koparılan gençliği zehirleme yöntemlerinin sonuna kadar karşısında duracağız bu da biline…
Burayı iyi okuyun Taksim’de dolaşan ve cadılar bayramını kutlamaya çalışan içimizdeki züppeler…. Halloween, Amerika Birleşik Devletleri’nde özellikle çocuklar arasında büyük bir heyecanla karşılanır. “Trick or Treat” yani “Şeker mi Şaka mı?” geleneği, bu bayramın en bilinen simgelerinden biriymiş. Cadılar Bayramı’nın tarihi, antik Keltlerin “Samhain” adını verdikleri bir hasat festivaline dayanır. Keltler, bu dönemde yaz mevsiminin sona erdiğine ve kışın başladığına inanırlardı. Aynı zamanda, 31 Ekim gecesi yaşayanlarla ölülerin dünyası arasındaki sınırın ortadan kalktığı düşünülürdü. Bu nedenle, kötü ruhlardan korunmak amacıyla ateşler yakılır, yüzler boyanır ve korkutucu maskeler takılırdı.
Orta Çağ’da Hristiyanlığın yayılmasıyla birlikte bu gelenekler “All Hallows’ Eve” (Azizler Günü Arifesi) adıyla birleşti. Zamanla bu ifade kısalarak “Halloween” halini aldı. Günümüzde ise dini anlamından ziyade eğlence, kostüm ve dekorasyon temelli bir kutlama olarak tüm dünyaya yayılmış.
Göründüğü üzere bir Hristiyan geleneği ve ülkemize ise sokulmak istenen fitne odakları tarafından yerleştirilmeye çalışılıyor.
Şimdi soruyorum siz anne ve babalara; böylesi bir edepsizliğe razı mısınız? Kendi örfümüz olmayan, ne idüğü belirsiz bir sözde geleneğin ülkemiz sınırları içerisinde yaşatılmasından rahatsızlık duymuyor musunuz?
Ben sonuna kadar oluyorum ve bu sembolleri; cadılar, iskeletler, kara kediler, yarasalar, hayaletler ve örümcek ağları olan bu karaçağ zihniyetinin temsilcisi olsun istemiyorum evlatlarımız…
Şimdi ülkemizde özellikle kostüm partilerinden tutun da korkunç makyajlar boyutuna taşıyarak gotik tarzda yaşantı felsefesini inşa etmek isteyen o malum tayfaya da şunu hatırlatmak lazım. Her ne pahasına olursa olsun bu içimizdeki İrlandalılara aslında devletimizin en başı olan Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın sosyal medyada viral olan şu sözlerini hatırlatmak istiyorum…
Ne diyor Sayın Başkan, “Siz bakmayın cadı kılığındaki üç beş kişiye. Alnı secdede milletine saygılı vatanına aşkla bağlı, ayakları vatan toprağına sapasağlam basan dürüst, ahlaklı bir nesil var ve sayıları da her geçen gün artıyor. Kimse eski karanlık günlerin hayalini kurmasın, kimse de eski karanlık günler geri gelir diye endişelenmesin. Bu millet Anadolu kıtasına sahip çıkacak o dava taşını daha yükseklere çıkaracaktır. Bu gençlik, bu nesil bizim yapamadıklarımızı da yapacak.”
Bu sözlerin altına imza atıyorum diye beni de bir sınıfın içine hapsedeceklere sadece şu iki cümleyi söylemeyi uygun görüyorum. Her ne olursa olsun sapkınlıkların, taşkınlıkların ve zombi kılığına girip caddelerde gezmeyi özgürlük sanan budala tayfası unutmasın ki, gelecek bu tür günlük ve hiçbir amacı olmayan özenti davranışlarda değil, ülkeyi müreffeh bir aydınlığa taşımak için okunacak kitaplarda, yapılacak icatlarda ve hayal gücümüzde uçuracağımız ideallerimizde yatar. Yoksa bu Batı taklitçiliğiyle ve birilerinin bu Batı özentilerinin ceplerini doldurmakla geçeceği bir saatimiz bile boşa gitmemelidir artık.
Ülkenin geleceğinin bu sapkınlıklara boyun eğen gençlerden ibaret olmadığını da artık malum tayfa da anlamalı ve bu ülkemizin derinliklerine sokulmak istenen rezilliklerin arkasında bocalamaktan vazgeçmelidir.
Selam ve Dua ile…