• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI

Bizi idare eden ne?

10 Eylül 2022
A


Sefa Saygılı İletişim: [email protected]

 

Bugün psikoloji ve psikiyatride kullanılan ruh kavramı ile dinimizdeki ruh kelimesi tamamen farklı manalardadır. Psikoloji ve psikiyatri kelimelerinde de yer alan psi= ruh, beynin fonksiyonlarına verilen addır. Şuur, idrak, muhakeme gibi fonksiyonların hepsidir. 

İslamiyet’te ve diğer dinlerde ise ruh beynin üstündeki bir varlığın adıdır. Beyin, ruhun aletidir. Bedenimizi yöneten odur. 

Vücudumuz dışarıdan göründüğü gibi tek bir canlı değildir. Gerçekte insan, yaşayan canlı birer varlık sayabileceğimiz 300 trilyon (3’ün yanına 14 sıfır konmalıdır) kadar hücrenin toplamından meydana gelir. 

Sadece bu hücrelerle bitmiyor: Yaklaşık 100 trilyon kadar da bağırsaklarda yaşayan mikroorganizmalar (bunlar yüzlerce değişik türdedir) mevcuttur.

Evet, vücudumuzda hücreler yaşar. Her gramında 3-5 milyar hücrenin yaşadığı ve yerleşmiş olduğu vücudun iç ortamı onlarındır. Bu iç denizi onlar kullanırlar, onlar düzenlerler. Onlar bize haber verirler, bizden de bazen haber veya direktif alırlar. O halde bu bedenimizin organizasyonu içinde biz de varız. Fakat biz neyiz ve neredeyiz? Bedeni açıp bakınca orada hücrelerden ve hücrelere ait olan gereçlerden başka bir şey bulamıyoruz. 

Ama biz de elbet varız!... O halde neyiz, neredeyiz?...

Toplumun naçiz bir bireyi olan insan; kendi vücudunda, yaklaşık 50 bin tane dünyanın nüfusu kadar hücreden oluşmuş bir dev organizmadır.

Bize göre çok küçük olan hücreler (ortalama 5-16 mikron çapında) kendi dünyalarında pek büyüktürler. Hele atom ve moleküller ile karşılaştığında bir hücre, kocaman bir galaksi gibi kalır.

Belki hücreler de atom ve moleküller âlemine bakarak bunun ne biçim bir enginlik ve nasıl bir ihtişam olduğunu kolaylıkla düşünebilirler. Bizim kendilerini mikroskop altında seyrettiğimizi ise, belki de hiç tasavvur etmeyebilirler.

Bir hücrede bile, kendisine göre pek karmaşık hayat olaylarını son derece kolay, emin ve sağlam bir şekilde yürütmeye elverişli, önemli yapılar dikkati çekmektedir.

Kısacası, bizim vücudumuz milyarlarca ayrı küçük canlı ile yani hücrelerle dolu olduğu gibi, hücrelerin vücudu da yüzlerce ve bazen binlerce ayrı küçük canlı demek olan varlıklarla doludur. O halde bu bakımdan da, hücrelerimiz bizim gibidirler.

Evet, hücredeki hadiseler çok mükemmel bir organizasyonla ve kusursuz bir önceden görüşle yürütülür. Karışıklık ve bozukluk olmadan hücrelerde bütün bunları böyle düzenle yürüten nedir? Nasıl becerilir, nasıl başa çıkılır?

Hücre çekirdeği

Hücredeki bu mükemmel işleyişi ne idare eder? Hücre nukleustan (çekirdek) yönetilir. Nukleusu ise enzimler ve haberci RNA aracılığı ile DNA içindeki genler idare eder. Kısacası, hücrenin beyni olan DNA’nın en yüksek seviyesi, genlerin bütünü şeklinde düşünülebilir. Fakat bunun da nereden yönetildiği aranırsa, bugünkü bilimin buna vereceği cevabı yoktur. Bu yüzden “ruh”u kabul etmek zorundadır.

İnsan beynindeki düzen

Aynı soruları insan beyni için de yöneltebiliriz. Vücudu beyin idare eder. Beynin de alt merkezleri üst merkezleri vardır. Bazı merkezler diğerlerinin emrindedir. En yüksek merkez, en yüksek seviye hangisidir?

Beyinde en yüksek seviye, kesin olarak belirtilemez. Beynin en yüksek seviyesi, onun bütünüdür gibi yuvarlak sonuca varılır. Gerçekten, ancak her bölümü normal ve sağlıklı olduğu zaman, her bir bölümü kendi görevini en mükemmel bir şekilde yapabilir. Belki de beyni idare eden en yüksek seviyeyi beynin dışında aramak gerekli olacaktır. Ve bilim, ancak “ruh”u kabul etmekle bu soruya cevap bulabilecektir.

Ruh’a gelince

Görüldüğü gibi, beynin fonksiyonlarını ve beynin üstündeki kuvveti aynı kelime ile adlandırmak karışıklık doğurmaktadır.

Beyin alettir. Beyni harekete geçiren, programlayan idare edici bir kuvvetin olması gerekmektedir. İşte bu İslâmi inanıştaki ‘ruh’tur. Bu ruh, bilimin araştırma sahasına girmez ve laboratuvarın dışındadır.

İnsanı bir arabaya benzetirsek, direksiyon ve motor sistemi beyne karşılık gelir. Arabayı kullanan sürücü ise ruhun karşılığı olmaktadır. Şoförsüz araba nasıl hareket etmezse, insan da ruhsuz öyle cansızdır. Ruh, bedeni terk ettiğinde ölüm vuku bulur.

Metafizik anlamdaki ruhu kabul etmeyenlere soruyoruz: 

Hücreyi DNA molekülü içindeki genler idare eder, peki genleri idare eden nedir?

İnsanı beyni idare eder, beyni idare eden nedir?

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Uğur

Sayın hocam, önemli bir konuya değinip güzelce izah etmişsiniz. Ben de ruh ve beyin ilişkisi hakkında çok benzer düşüncelere sahiptim, ama bir kısmını tamı tamına toparlayamamıştım. "En yüksek merkez" kavramınız ve izahınız sayesinde şimdi orası da yerine oturdu. Kur'an'dan biliyoruz ki Ruh göğüs ve kalp bölgesiyle ilişkilidir, çünkü zihnimizin asıl yeri oradadır. Muhtemelen, eski ulemamızın yaygın kanaati üzere, ruh bir latif cisimdir ki maddeden, bilinen cisimlerden farklıdır. O yüzden herhalde bizim teknolojimizle asla gözlemlenemeyecektir. Ya yeri ya da odak bölgesi kalp-göğüs bölgesidir, oradan omurilik ve sinir ağını da beyni de kontrol eder, ki bunlar da kasları ve bedenin geri kalanını çekip çevirirler.

Mümin ekiz

Allah razı olsun hocam.. Demek iki türlü ruhumuz var imiş
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23