• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sedat Yılmaz
Sedat Yılmaz
TÜM YAZILARI

“Tanzim satışlar” yeni dönemin habercisi mi?

15 Şubat 2019
A


Sedat Yılmaz İletişim:

Daha önce de söylemiştim… “Belediyecilik kalkınmanın ve refâhın temel gücü…” diye. “Tabanda sağlam olan tavanda zorluk çekmez” savımın doğruluğunu en basit “tanzim satış yerleri” uygulamasıyla fiyatların ve pazarın dizaynında gördük. Fiyat istikrarı Merkez Bankası’nın görevi ama belediyelerin de fiyatları düzenleme konusunda etkin olabileceğini anladık.

Ekonomilerin daraldığı ve geçim sıkıntısının arttığı dönemlerde belediyelerin, vatandaşın temel gıda ihtiyaçlarını aracısız “üreticiden tüketiciye” uygun fiyatla ulaştıracak bir disipline sâhip olmasının gerekliliği iyice meydana çıktı.

Aslında halkın ihtiyaçlarını karşılamayla alâkalı sosyal devlet anlayışında her şey düşünülmüş… Kanun ve tüzükler mevcût! Üretim merkezleri, kooperatifler, haller, pazarlar, mağaza ve marketler alışverişin vazgeçilemez noktaları olmuş.

Plânlama olarak her şey yerli yerince oturtulmuş gibi görünse de menfî gelişen durumlarda yeniliklere ve çözüm üretmeye de açık olmak gerektiği ortada. Ancak her ne olursa olsun söz konusu alanların denetimi, kontrolü ve serbest pazar sisteminin sağlıklı şekilde yürütülmesi için kamu gücüne kesin ihtiyaç var.

Bu nedenle sağlıklı pazar ekonomisinin işletilmesinde Ticaret Bakanlığı’ndan Tarım ve Maliye Bakanlığı’na, Ulaştırma’dan Adalet ve İçişleri Bakanlığı’na kadar çok sayıda görev kamunun üzerinde. Belediyeler de bahsettiğim sistemin tabanındaki yerel kuruluşlar. Zirâ 3/7/2005 tarihli 5393 sayılı Belediyeler Kanunu’nun 51’inci maddesi uyarınca zabıta teşkilâtının görevleri belli… Zabıta, semtin düzenini muhafaza eden, halkın esenlik, sağlık ve huzurunu koruyan ve yetkili organların bu amaçla alacakları kararları uygulayan bir teşkilât.

İçişleri Bakanlığı ile birlikte hareket edip pazarların, alışveriş yerlerinin tertip ve düzenini sağlama, fiyat istikrarını tesis etme, hizmet bandında halkın aleyhine gelişebilecek üretim, pazarlama ve alışveriş yerlerinde hâkimiyet kurmaya çalışan çeteleşme, mafyalaşma, klikleşme ve gruplaşmaları kırma, yetkileri çerçevesinde mal sevkiyatı ve fiyat düzenini kurma belediye zabıta teşkilâtının görevleri arasında.

Onun için halkı doğrudan ilgilendirdiğinden belediye zabıta teşkilâtının çalışma süresi ve saatleri 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda belirtilen çalışma süre ve saatlerine bağlı değil. Belediye zabıta hizmetleri resmi tatil günleri de dâhil günün 24 saati aksatılmadan sürdürülebiliyor.

Yerel yönetimlerin bugün için ifâ edebileceği en önemli hizmet; hayat pahalılığı ortamında halkı temel gıda maddelerine sorunsuz ulaştırabilmek ve vatandaşın geçimine destek olmak. Zirâ vatandaş tarla ile tezgâh arasında en az 8 / 10 kat fiyat farkı olan temel gıda ürünlerini satın almak zorunda kalıyor. Bence bu bir pazar anarşisi… Pazardaki düzensizliği ve anarşiyi ancak hükümet / belediye işbirliği ortadan kaldırabilir.

Sağlıklı pazar ortamı; aşırı kâr hırsıyla iş yapan aracı ve halcilerin tedarik zincirinden uzaklaştırıldığı, üretenin de tüketenin de kazandığı bir alışveriş sisteminin tesisiyle sağlanabilir...

“Bir ürün tezgâhta 5 lira ise bunun en az 3 lirası üreticinin cebinde olmalı… Mal yoldayken kesinlikle toptancıya satılmamalı… Ürün, haller dışında hiçbir aracıya ve komisyoncuya devredilmemeli… Tarla ile tezgâh arasındaki zincirde mal şehir merkezine gelince bir veya en fazla iki kez el değiştirmeli. Ürün borsaları ve kooperatifçilik geliştirilmeli… Ürün fiyatları borsalarda netleştirilmeli… Dolaylı bile olsa meselâ lojistik işi yapanlara asla mal satılmamalı… Lojistik zinciri kısaltılmalı ve taşımacılık en ekonomik yoldan gerçekleştirilmeli… Hal ile tezgâh arasında bir tane bile aracı, komisyoncu olmamalı… Tezgâha gelen malların fiyatı borsalar ve haldeki fiyatlara çok yakın seyretmeli…” ki pazar düzene girebilsin!

Ayrıca tedarik zincirinin son halkasındakiler de önemli. Bir tüccar veya bir esnafın, “Devlete şu kadar vergi veriyorum… Bu kadar elektrik, su ve gaz parası ödüyorum… Şu kadar kiram ve stopajım var… Ulaştırma giderim yüksek… Dükkânıma, işletmeme hava parası, ayakbastı parası döktüm… Hammaddeye, ara malına sermaye yetmiyor… Bir malı en az yüzde 300 / 400 kâr koymadan nasıl satayım…” diyerek giderlerini halka yükleme hakkı yok!

Bu nedenle pazardaki sorunları tabanda çözecek belediyeler... Nitekim Hükümet de öyle düşünmüş olmalı ki İstanbul ve Ankara’da belediyelere âit “tanzim satış” noktaları kuruyor… “Tanzimler”in tüm Türkiye’de yaygınlaştırılması plânlanıyor.

“Tanzimler” pazara, pazarcılara, halcilere, aracılara rakip olarak algılanmamalı, diyorum. İsmi üzerinde “tanzim”… Kanaatimce çıkacak yeni Hal Kanunu’nun da desteğiyle “tanzimler” bozulmaya yüz tutmuş pazar sisteminin yeniden düzenlenmesinde ilk aşama…

En müşahhas örnek, Türkiye’deki limon üretiminin yüzde 65’ini karşılayan Mersin’de kurulma aşamasındaki limon borsası... Konu “cumhur ittifakı”nın büyükşehir belediye başkan adayı Hamit Tuna’nın da gündeminde. Çoğu zaman enflasyonda “zam şampiyonu” çıkmasına rağmen üreticiye değil tüccara kazandıran limon ile ilgili Silifke-Erdemli arasındaki Mara yaylasında bir depolama alanı ve buna bağlı bir borsa kurma çalışmaları var. Mersin’de üretilen limonlar bundan böyle yatak için Nevşehir Ürgüp’e gönderilmeyecek Mersin Mara’da stoklanacak. Böylece üretim maliyetleri azaltılırken limon fiyatları dengeye gelecek.

Ekonomiyi sağlıklı büyütecek modern pazarların “tanziminde” belediyelere büyük iş düştüğü ortada ama siyasi iktidarlar da bu işten bigâne değil. Bu vesileyle yeni Hal Kanunu ile Belediyeler Kanunu birlikte yeniden ele alınamaz mı?

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23