Aracı ve gıda zincirindeki agresif kâr hırsına dikkat!
2002 yılı öncesi son 30 yılda ortalama yüzde 50’ler seviyesinde gezinen tüketici enflasyonu, 2003 yılından bu yana ortalama yüzde 12’ler trendinde hareketini sürdürüyor. Enflasyondaki düşük seyrin devam etmesi en büyük temennimiz…
Yeni yılın ilk enflasyon rakamı gelecek ay açıklanacak. 2018 yılını yüzde 20,30 tüketici ve yüzde 33,64 üretici enflasyonuyla kapatmıştık. Aynı dönemde en çok merak edilen gıda enflasyonu yüzde 25,11 ve çekirdek enflasyon yüzde 19,53 olmuştu. 12 aylık ortalama enflasyon da yüzde 16,33 seviyesinde gerçekleşmişti. Yine dolar kuru 2018 yılsonunu 5,45 liradan tamamlamıştı.
Son 15 yılın en yüksek tüketici enflasyonunu Ekim ayında görmüştük. Söz konusu ayda TÜFE yüzde 25,24 ve ÜFE yüzde 45,01 olmuş, gıda fiyatları yüzde 29,26 ve çekirdek enflasyon da yüzde 23,34 ile korkutan bir düzeye çıkmıştı.
Kasım ve Aralık döneminde tüketici enflasyonun, son 15 yıllık zirvesinden yaklaşık 5 puan düşüşle yüzde 20,30’lara, üretici enflasyonunun yaklaşık 12 puan düşerek yüzde 33,64’lere inmesi azımsanmayacak bir gerçekleşme. Zirâ enflasyona analitik baktığımızda 2018 Aralık ayı enflasyonu, yüzde 20,8’lik Orta Vadeli Program tahminlerinin altında… Merkez Bankası’nın (TCMB) yüzde 23,5’luk beklentisinin de oldukça aşağısında. Ama yine de yüksek!
•
Geçen yılın son 60 günlük diliminde enflasyonu düşüren 5 önemli gelişme var. Birincisi vergi indirimleri… Otomotiv’de 15 puanlık ÖTV indirimi, ticari araçlarda KDV’nin yüzde 1’e, mobilyada yüzde 8’e düşürülmesi… Diğer taraftan beyaz eşyada ÖTV’nin sıfırlanması enflasyonun aşağı gelmesinde etkili oldu. İkincisi ise enflasyonla topyekûn mücadele kampanyaları…
Sâdece vergi indirimleri değil, sektör bazında yüzde 10 indirimlerle başlayıp genele yayılan enflasyonla mücadele kampanyaları Aralık ayı ile birlikte 2019 yılına daha moralli başlama fırsatı verdi. Ayrıca 50 doların altında seyreden petrol fiyatları da akaryakıt fiyatlarına bağlı enflasyonun düşmesinde pozitif rol oynadı.
Söz konusu dönemde enflasyonun en büyük tetikleyicisi döviz kurunda istenilen olmasa da hissedilir bir gerileme gözlendi. Ağustos ayında 7,2 liraya yükselen doların bir müddet 6 liradaki seyrinden sonra 5,3 liralar seviyesine inmesi de enflasyonu aşağı çeken diğer dördüncü etken. Zirâ kurdaki yüksekliğin olumsuz etkilerini önce Eylül ayı enflasyonuyla birlikte yaşamıştık. Eylül’de TÜFE yüzde 24,52 ve ÜFE yüzde 46,15 olmuştu.
Enflasyonun düşmesinde 5’inci etken, belki de en önemlisi ekonominin giderek soğuması. Dolayısıyla ekonominin küçülmesiyle birlikte geçen yıl ilk çeyrekteki yüzde 7’lerdeki büyümeler bile bu yılın ilk çeyreğinde en az 7 kat düşecek.
•
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın enflasyonun yüksek seyrine yönelik önceki gün Antalya’da yaptığı uyarılar bence dikkate alınmalı! Bakan’ın, “Hâlâ pazar ve marketlerde istediğimiz rakamlar yok. Onlarla konuşacağız!..” demesi sanki bir şeylerin habercisi!
Bakan Albayrak Antalya’daki “Hal yasası ile ilgili kaygıları not ettik. Nasıl bir düzenlemeye gidilecek Ankara’da takip edeceğiz. Pazar ve market arasında ciddi fiyat farkı varsa demek ki marketlerimiz enflasyona beklenen katkıyı vermiyor…” sözleri belli ki Gıda Komitesi’nin yeni yetkilerle donatılacağını, aracı ve lojistik zincirinde yepyeni düzenlemeler yapılacağını imâ ediyor.
Bugün yüzde 20’ler düzeyinde bir enflasyon sarmalından söz etmek mümkün. Çünkü gıda alanında üretici fiyatları gübre, enerji, tohum gibi girdilerle her ay artış eğiliminde. Ancak bu artış eğiliminin tüketiciye ulaşırken kat kat artması ve hızlanması anlaşılamıyor!
Zâten sorun da burada!
Küçük bir anekdotla konu daha iyi anlaşılacak… Meselâ 2018 yılının tamamında meyve ve sebze fiyatları yüzde 30’un üzerinde artış göstermiş. Üretici fiyatlarına baktığınızda ise bu oran sadece yüzde 15… Önceki yıllar da bundan farklı değil. Yani tedarik zincirinde en az yüzde 100’lerden yüzde 200’lere, yüzde 300’lere kadar bir fiyat artışı söz konusu…
Dolayısıyla düşüşte olmasına rağmen enflasyonda gıda tarafı hâlâ diri ve korkutucu!... Üretici ve tüketici arasındaki uçurum niteliğindeki fiyatlar da Albayrak’ı doğrular nitelikte.
•
Ekonomi yüksek enflasyonda seyrüseferdeyken bir de yatırımlar konusu var. Enflasyonu düşürmek için faiz çubuğu kullanılsa ekonomi küçülürken bu defa reel sektörün iyice frene basma riski ortaya çıkacak. Zâten TCMB politika faizi yüzde 24… Piyasada dolaşan faiz ise yüzde 19’larda.
Böyle bir faiz skalasında insanlar yatırım yapmada tabii ki isteksiz. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, sanki iş dünyasının sözcüsü olmuş… Koç diyor ki: “Ülkemizin çok ihtiyaç duyduğu yatırımların yeniden başlayabilmesi için yatırım ortamının hem yerli hem de yabancı yatırımcılar için iyileştirilmesi gerekiyor. Tüm yatırımcılar hükümetin açıklayacağı yapısal dönüşüm ve ekonomik istikrar programını merakla bekliyor…”
Binâenaleyh aracı ve gıda zincirindeki agresif kâr hırsıyla oluşan yüksek enflasyon, yüksek faizler sebebiyle iş dünyasının yatırımlarına engel oluyor. Hükümet kanadı tedarik zincirini ıslah ederken Merkez Bankası’nın (TCMB) faizleri düşürme eğilimine girdiğini göstermesi, iş dünyasına biraz da olsa moral ve cesaret verecek, diye düşünüyorum.