• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sabri Şahsuvar
Sabri Şahsuvar
TÜM YAZILARI

Fransa’da neler oluyor?

04 Temmuz 2023
A


Sabri Şahsuvar İletişim: [email protected]

 

Medeniyetin beşiği Fransa, bugünlerde adeta ilk çağı anımsatıyor. 27 Haziran’da Nanterre’de Fransız polisinin içinde 3 kişinin olduğu araca ateş açmasıyla başlayan olayların ardı arkası kesilmiyor. 

Açılan ateşte 17 yaşındaki Afrika kökenli Nael M.’nin ölümü, çağ üstü Fransa’nın baskıcı ve çifte standart uygulayan ikiyüzlü yaklaşımı, Afrika kökenli vatandaşların ayaklanmasına neden oldu.

Fransa’nın bu çifte standartını anlamak için çok da uzağa gitmeye gerek yok. Avrupa’nın insanlık dışı tarihi kalem kalem not düşülmüştür. Ufak ufak hatırlayalım…

Fransa’nın nüfusu ve demografisi, Fransız, Bask, Bröton, Katalan, Alzaslı, Korsikalı, Arap-Berberi, Türk, Ermeni ve denizaşırı bölgelerden gelenlerden oluşmaktadır. Avrupa’nın en kalabalık ülkeler sıralamasında 4. sıradadır. Fransa etnik sosyolojisi bakımından çok kültürlü bir yaşam biçimi ile bilinir.

Fransa geçmişi ile yüzleşmede kibir ve asabiyet davranışları ile bilinen, gururlu ırkçı şovenizm kokan bir millet kolonisidir. Avrupa’nın başat kısmına oynayan Fransa, Almanya ile liderlik yarışında hiç geri kalmayan nerde ise Avrupa’nın akıl localarının merkezi konumundadır. 

Fransa’nın Afrika’daki kara tarihini konuşalım… Afrika’da 5 asır süren kolonyal dönemde ve özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın ardından her bağımsızlık mücadelesi şiddet unsurlarıyla bastırıldı. Bu direnişler Afrikalılara 2 milyondan fazla insan kaybettirdi. Diğer yandan Fransa’nın dünya savaşlarında emperyalist, sömürgeci bir anlayışla bağımsızlık vaadiyle kendi saflarında savaştırdığı ülke halklarının başlattığı ayaklanmalar da şiddetle bastırılmış derin izlerin bırakılmasına sebep olmuştur.

İkinci Dünya Savaşı bitmeden kısa zaman önce bağımsızlık vaadiyle Fransa saflarında savaşan Cezayirlilerin başlattığı gösterilerde binlerce Cezayirli, Fransız askerleri tarafından öldürüldü. Tarihe “8 Mayıs 1945 Setif ve Guelma Katliamı” olarak geçen olaylardan Cezayir’in bağımsızlığını kazandığı 1962’ye kadar şiddet olayları sistematik şekilde devam etti. Cezayir’in asimilasyona tabi tutulduğu varlıkları gasp edilen ülkelerin başında gelmektedir. Cezayir bağımsızlık savaşında bir milyondan fazla insanını kaybeden ülkelerin başında gelmektedir. 

Fransa’nın 1830’dan beri Cezayir toplumunu kültürel anlamda da bir soykırımla baş başa bıraktığı biliniyor. Cezayir’in kendi mahalli kimliğinin dışında 300 yıllık Osmanlı tarihinin de büyük ölçüde ortadan kaldırılmasına neden olan Fransa, ülkede birçok kültürel ve dini eseri kendi tasarrufunda istediği gibi dönüştürdü. Fransa’nın Osmanlı düşmanlığı ve Afrika kıtasında Osmanlı eserlerini yok ederek, insanlık suçu işlediği İslam kültür eserlerini tahrip ederek, vahşi yüzünü Türklere de gösterdi.

Tarihin en büyük soykırımında da Fransa vardı. Siyasi nüfuz sahibi olduğu ülkelerde de büyük insan hakları ihlalleri gerçekleştirdi. İnsanlık tarihinin en büyük soykırımlarından biri olarak kabul edilen ve 800 bin kişinin öldürüldüğü 1994 Ruanda soykırımında da Fransa›nın rolü vardı. Hatta katliamın baş sorumlularındandır.  Ruanda soykırımından hemen önce bölgedeki Fransız askerlerinin aldıkları istihbaratları değerlendirmeyerek bölgeden ayrıldığı, bazı Fransız askerlerinin ise bizzat katliamlara destek verdiği, uluslararası raporlara yansımıştır. Fransa’nın Afrika kıtasında birçok ülkeyi işgal ederek maden yataklarını gasp ettiği, bulunduğu ülkelerde insan haklarını çiğnediği bilinmekle birlikte barbar bir geçmişe sahip olduğu aşikârdır.

Fransa, emperyalist ve şovenist aşırı ırkçı yaklaşımıyla bilinir. O çok demokratik olarak bildiğimiz Fransa eski devlet başkanı Bay Mitterrand’ın bir sözü hafızalardan kolay silinmez. “Afrikalıların çok öldürülmesi önemli değil, önemli olan batı çıkarlardır” sözü, ne denli barbar olduklarını açıklar. Fransa’da isyana dönüşen olayların altında biraz da İngilizlerin oyunu olduğu kanısındayım. Bu olayların asıl sebebi bence Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron’un “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşmiştir” diyerek Atlantik derin yapılanmasına meydan okumasıdır.  Nitekim dönemin Amerikan devlet başkanı Donald Trump, doğrudan Fransa’yı tehdit ederek istihbarat üzerinden Fransa’da sarı yelek eylemlerini başlatmıştır. Bu noktada Anglosakson derinliği ile Fransa’nın tehdidini okumak daha doğru olacaktır. 

Vesselam…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Okur

Afrika, Güney Amerika ve Asya'nın geri kalmış devletleri kendilerini batı Avrupa, ABD emperyalistlerin sömürgeci kültür ve ekonomisinden kurtarmadıkça batı ülkelerine göç etmiş vatandaşları özgür ve eşit şartlarda yaşayamaz. ABD'ye köle olarak götürülmüş siyahların yaşadığı ırkçılıkla Afrika kıtasında mücadele edilmelidir ki ABD, AB'ye göç etmiş siyah, müslüman vatandaşları göç ettikleri emperyalist ülkelerde eşit şartlarda yaşayabilsin.

AHMED

Kaleminize sağlık Sabri Bey. Cezayirli gençlerin, ezilen ,sömürülen dedelerinin intikamını almalarına çok sevindim. Mal mülkün yıkılması önemli değil, Afrikalıların hakları önemli. Hollanda Kralı çıktı Afrikalılardan özür diledi. Makrom da özür dilemeli ve Afrika kökenli bütün gençlere tazminat olarak 20 yaşına kadar az miktar da olsa burs veya maaş vermeli. Başka çaresi yok. Afrikalılar için özel bir çözüm bulmalı. Kendini affettirmeli. 20 bin polis sayısısını 50 bine çıkarmakla çözüm bulamazlar.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23