ABD karşıtı aktörler, İran’ın ezilmesine izin vermez…
ABD karşıtı aktörler, İran’ın ezilmesine izin vermez…
MEHMET KOÇAK
ABD ve İsrail’in İran rejimini devirmeyi hedefleyen saldırılarıyla başlayan savaş, her geçen gün daha geniş bir coğrafyaya yayılıyor.
ABD-Siyonist İsrail ortaklığı, İran’a acımasız ağır darbeler indiriyor. İran ise bir varoluş mücadelesi içinde, sahip olduğu tüm askeri ve siyasi enstrümanları devreye sokmaya başlamasıyla savaş her geçen gün şiddetlenerek bölgesel bir felakete doğru hızla sürükleniyor.
Unutulmasın ki İran, askeri kapasitesi, bölgesel müttefik ağları ve stratejik konumuyla sıradan bir aktör değildir.
Bugün için çatışmaların merkez üssü İran ve çevresi gibi görünse de, bölgedeki güç dengeleri dikkate alındığında bu savaş Ortadoğu’nun boyutlarını aşan bir dizi çatışmaya dönüşme riski taşıyor.
Küresel düzeyde ‘ABD ve Siyonist İsrail karşıtı yeni bir ittifakın’ oluşması ihtimal dahilindedir.
Eğer savaş İran aleyhine belirgin biçimde gelişir ve rejimin çökme ihtimali ortaya çıkarsa, bu durum bölgesel bir savaşın küresel bir hesaplaşmaya evrilmesine yol açabilir.
Öyle ki, bazı ülkeler artık eski haritaları ve geçmiş çatışma anlatılarını incelemeye yöneldi bile…
Çünkü İran’ın zayıflatılması veya çökmesi, yalnızca Tahran’ın değil aynı zamanda Rusya ve Çin gibi küresel güçlerin de stratejik dengelerini doğrudan etkileyecektir.
Çünkü Rusya, Çin ve Kuzey Kore’nin başını çektiği bu yeni cephe açısından İran jeopolitik bir denge unsurudur.
Ayrıca, İran, Batı yaptırımlarına karşı Rusya için önemli bir ortak ve Orta Doğu’da ABD etkisini sınırlayan bir aktördür.
İran’ın zayıflaması Rusya’nın Kafkasya, Hazar ve Orta Doğu’daki stratejik alanını daraltır.
Çin için İran, enerji güvenliği ve “Kuşak ve Yol” projesi açısından kritik bir ülkedir. İran’ın çökmesi ve ABD etkisine girmesi Pekin açısından stratejik bir kayıp olur.
Kuzey Kore ile İran arasında ABD karşıtı blokta psikolojik ve siyasi bir dayanışma vardır. İran’ın düşmesi, Pyongyang için de baskının artması anlamına gelir.
Bu nedenle İran’ın tamamen çökmesi, bu ülkeler açısından ABD’nin küresel üstünlüğünü güçlendiren bir sonuç doğuracağından dolayı İran’ın kaybetmesine razı olmayacaklardır.
Ortadoğu’daki mevcut gerilimin daha geniş bir jeopolitik bloklaşmaya dönüşmesi, özellikle İran’a yönelik bu savaşın uzaması veya İran rejiminin ciddi şekilde zayıflaması durumunda, Rusya, Çin ve Kuzey Kore gibi ABD karşıtı bu ülkelerin farklı düzeylerde devreye girmesi bir mecburiyettir. Ancak bu müdahalenin doğrudan askeri savaşa girme şeklinde mi yoksa dolaylı destek şeklinde mi olacağını zaman gösterecek.
*
ABD karşıtı aktörler ve Avrupa’dan farklı sesler…
Geçmişte de İran krizlerinde askeri çözüm yerine diplomasi ve müzakereyi savunan İspanya, Fransa ve Almanya başta olmak üzere birçok AB üyesi ülkesi bugün de benzer tavrını sürdürmektedir.
Avrupa’da birçok siyasetçi, İran’a karşı doğrudan savaşın geniş çaplı bölgesel savaşa dönüşeceği, enerji piyasalarını ve küresel ekonomiyi sarsacağı ve yeni bir göç dalgası yapabileceğinden endişe ediyor.
Kısacası, Başkan Trump’ın sert tepkileri ve tehditlerine rağmen Avrupa ülkeleri genel olarak İran konusunda daha temkinli ve diplomatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.
Bunun asıl sebebi ise şudur:
Ortadoğu’daki savaşın uzaması durumunda ABD iç siyasetinde savaş karşıtı baskı artacak ve müttefikler arasında görüş ayrılıkları daha da belirginleşeceği gibi bölgede ABD karşıtı aktörlerin savaşa müdahil olmaları çok güçlü bir ihtimaldir.
Asıl soru şu;
Tek bir savaşı sona erdirmek bile zorken, İşte o zaman bu birçok ülkenin içinde yer alacağı savaş nasıl durdurulabilir?
İnsanlığın bu felaketle karşı karşıya kalmaması için tek çıkış yolu ‘Beynelmilel Hukuk’a dönülmesi ve hukuku ihlal eden emirleri veren sadist ruhlu Trump ve katil Netanyahu, Lahey Savaş Suçluları Mahkemesi’ne sevk edilmesi ve hukukun işletilmesidir.
Aksi halde dünya bu felaketten kurtulamayacaktır.