Bizdeki bazı beyinsizler hâlâ inkar ederken…
Bizdeki bazı beyinsizler hâlâ inkar ederken…
ALİ SANDIÇIOĞLU
İçinde bin aydan daha hayırlı bir gece olan ve Kur’an-ı Kerim’in indirildiği mübarek bir ay RAMAZANI şerifteyiz.
Dünyada ünlü birçok ilim adamı, düşünürler Kur’an-ı Kerim karşısında hayranlıklarını ifade ederlerken bizde gerçekten karanlıkta kalmış söz de aydınlar(!) İslam dinine özellikle Kur’an-ı Kerime düşman olduklarını her fırsatta saldırdıklarını görüyoruz.
Hele hele ilkokul, ortaokul çağlarındaki çocukların camiye gittiklerini, Ramazan’ı Şerife hürmet ettiklerini gördüklerinde tabir caiz ise çıldırıyorlar.
Beyler! Öfkenizden, kininizden ölseniz de Allah (cc) dinini tamamlayacak, kitabı Kur’an-ı Kerim’e sahip çıkacaktır.
Şimdilerde dünyanın birçok ülkesinde seslendirilen herkesin dilinde olan (Mekke de hacılar Hu derler) ilahisi sebebi ile çileden çıkan aydınlarımız(!) var.
“Vellahu mütimmu Nurihi velev kerihel kafirün.” Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Fakat Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır; Kafirler hoşlanmasa bile.” (Saf suresi 8) Ey sözde aydınlar! Siz dilediğiniz gibi inanabilirsiniz.
Gerçekten laik iseniz o zaman kimsenin inancına laikliğin arkasına saklanarak saldırmayınız. Unutmayınız : Dinin Sahibi Allah’tır (cc) Dünya durdukça dininin, kitabının muhafazası da kendi üzerinedir.
Mevla mız: “Şüphesiz bu Kur’an’ı biz indirdik; onu muhafaza edecek olan da elbette biziz.” (Hicr suresi 9)
Hiçbir zaman dedeleriniz Ebu Cehillerin, Ebu Leheplerin ve günümüze kadar gelmiş geçmiş nice katmerli kafirlerin yapamadıklarını Allah’ın izniyle sizler de yapamayacaksınız.
Cenab-ı Hakk’ın insanlığı düştüğü bataklık ve çukurlardan kurtarmak için gönderdiği son peygamber, Peygamber Efendimiz (sas) peygamberliğini ilan ettiği günden bugüne kadar ve günümüz de ona karşı, getirdiği ve tebliğ ettiği son ve hak din İslam dinine düşmanlıklar amansız bir şekilde devam etmektedir.
Keza dünyada en çok aleyhine olunan, kaldırılması için uğraşılan kitap Cenab-ı Hakk’ın kelamı Kur’an’ı azimuşşanıdır.
Kur’an-ı Kerim’e bunca düşmanlıklar yapılmasına, yasaklanmasına rağmen dünyada en çok okunan kitap Kur’an-ı Kerimdir.
Dünyada İncili, Tevrat’ı, Zebur’u ezberleyen hafızlar var mıdır?
Kesinlikle yoktur.
Çünkü aslen hak olan ve bizim de inandığımız bu kitapların hiçbirisi HZ. Allah (cc) tarafından gönderildiği gibi değildir. Hepsi tahrif edilmiştir.
Papazlar tarafından uydurularak yazılmış aslı ile hiç alakası olmayan kitaplardır.
Ancak Kur’an-ı Kerim’i altı yaşında baştan sona, tamamını çok kısa sürede ezberleyen kız ve erkek çocuklarımız vardır.
Halen İslam aleminde çok şükür senede on binlerce hafız yetiştiriliyor.
Türkiye mizin hemen her ilinde hafız yetiştiren kurslarımız var. Allah sayılarını artırsın. Destek verenlerden razı olsun.
Her fırsatta Peygamber Efendimizi diline dolayanlar, hakaret edenler, Kur’an-ı Kerim’e çöl kanunu, bir bedevi Arab’ın uydurması diyenlere hayranı oldukları Avrupalı bazı önemli şahsiyetlerin Peygamber Efendimiz hakkında söylediklerini hatırlatmak isterim:
“Ben şunun iddia ediyorum ki, HZ. Muhammed en seçkin kıymettir.
Yaratan’ın böyle ikinci bir vücudu imkan sahasına getirmesi de ihtimalden uzaktır.
Sana muasır bir vücud olamadığımdan müteessirim ey Muhammed (sas) Muallimi ve naşiri bulunduğun bu kitap senin değildir; O ilahidir.
Bu kitabın Allah’tan olduğunu inkar etmek müspet ilimlerin batıl olduğunun ileri sermek kadar gülünçtür.”
(Almanya imparatorluk şansölyesi filozof prens Otto Bismark)
Bir başkası ise Peygamber Efendimizi (sas) Şöyle anlatıyor:
“Hiç kimse Hz. Muhammed (sas)’in prensiplerinden daha ileri bir adım atamaz.
Avrupa ya nasip olan bütün başarılara rağmen bizim konulmuş olan bütün kanunlarımız, İslam kültürüne nispetle eksiktir.
Biz Avrupa milletleri, medeni imkanlarımıza rağmen HZ. Muhammed (sas)’in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız.
Şüphe yok ki, hiç kimse bu yarışmada O’nu geçemeyecektir.”
(Alman şair ve yazar Johann Wolfgang Goethe (1749-1832)
Bir başka Avrupalı aydının Peygamber Efendimiz (sas) için neler söylediğine bakalım:
“Hakimdi, hatipti, peygamberdi. Muharipti, fikirler fatihiydi.
Makul itikatların muhyisi idi ve nihayet din kurucusu idi. 20 dünyevi devlet kurmuş ve bir tek ruhani millet yaşatmıştı.
Muhammed budur! İnsan büyüklüğü hangi ölçü ile ölçülürse ölçülsün, acaba O’ndan daha büyük bir insan bulunur mu?”
(Fransız Tarihçi A.D. Lamartine)
Peygamber Efendimizi inkar edenler, O’na çöl bedevisi diyenler, Kur’an’ı kendi kafasından uydurdu diyenler, dünyevi bazı makamlara ulaşabilmek için utanmadan. Sıkılmadan O mümtaz insana hakaret edenler biraz olsun utanırlar mı?
Şayet utanma duyguları var ise.
Birkaç ünlü kişinin Peygamber Efendimizin (sas) hakkındaki görüşlerine, ifadelerine yer verdikten sonra yazımızı noktalayalım inşallah.
“Baştan başa bütün insanlık tarihi içinde ,Muhammed (sas)’in şahsiyetine benzeyen tek bir insan mevcut değildir.
O’nun elinde bulunan maddi araçlar ne kadar azdı; göstermiş olduğu kahramanlıklar ise ne kadar büyüktü.
Sadece bu yönden tarihi araştırmış olsaydık, O’nun isminden başka bu derece parlak ve bu derece ayan bir isim bulamazdık.”
(Prof. Stubart)
En büyük ilim adamlarından biri olan İskoçyalı Thomas Carlyle (1795-1881), 14 yaşında üniversiteye girmiş, hukuk, edebiyat ve tarih okumuş, Almanca ve Doğu dillerini öğrenmiş, meşhur Alman edibi Goethe ile mektuplaşmış ve onu ziyaret ederek, ona İslamiyet hakkındaki düşüncelerini nakletmiştir.
Konferansından:
“Kur’an’ı okudukça, onun sıradan bir edebi eser olmadığını, hemen hissedersiniz. Kur’an-ı Kerim, kalpten gelen ve diğer bütün kalplere hemen nüfuz eden bir eserdir. Diğer bütün eserler, bu muazzam eser yanında, çok sönük kalır.
Kur’an’ın göze çarpan ilk karakteri, onun doğru ve mükemmel ve yol gösterici, dürüst bir rehber olmasıdır. Bence, Kur’anın en büyük meziyeti budur. Bu meziyet diğer birçok meziyetlere de yol açmaktadır.”
O zamanın Avrupa’sından bahseden John W. Drapper gibi tarafsız bir tarihçi, (Avrupa’nın manevi inkişafı) ismindeki eserinde şöyle demektedir:
“Ben, bu hayret uyandırıcı insanın hayatını inceledim.
Benim görüşüme göre O insanlığın kurtarıcısı olarak tanımamız lazımdır.
Muhammed (sas)’in ahlak ve karakterinde bir adam, yaşadığımız dünyada lider olsa, bütün problemler çözülür, hayatın mutluluğu sağlanırdı.
Muhammed (sas) insanlığın kurtarıcısıdır.
Bu şöhretin tek sahibi O’dur.”
(İrlandalı Yazar Bernard Shaw)
Hidayet bir nasıp meselesidir. HZ. Allah (cc) nasip etmeyince olmaz.
Bugün kendinin bir şey olduğunu sanan sümme haşa Allah (cc) hazretlerini inkara kalkan, doğa yaptı, doğa yarattı, doğa verdi, doğanın kanunu deyipte bir türlü Allah’ın ismini telaffuz edemeyenler, HZ. Peygamber Efendimize inanmayan ve çirkince dil uzatanlar hidayette nasibi olmayan zavallı insanlardır.
(Tam bu yazıyı yazarken köylüm, komşum, ilkokul ve Kur’an kursu talebe arkadaşım işadamı Niyazı Kılıç bey bana bir mail attı. Tam tevafuk. Ben hiçbir şey ilave etmeden ayne yazıma alıyorum.
Ana muhalefet partisine mensup bir milletvekili (İsmi mahfuz) aynen şunları söylüyor:
“Biz Atatürk’ün Avrupadan aldığı kanunları benimseyip savunuyor!
HZ. Muhammed’in Allah’tan aldığı Allah’ın, Kur’an’ın kanunları şeriatı reddediyoruz.
Herkes Müslüman olmak zorunda değil.”
Bir başka bayan milletvekili ise şöyle diyor:
“Gökten indiğine sanılan kitaplara göre hareket edemeyiz.
Bizim için tek kitap nutuktur. Nutukta ne Ramazan ayı ve ne de oruç var” (internet)
Zihniyet bu! Allah ümmeti Muhammed’i şerlerinden korusun ve bu gibi insanlara fırsat vermesin.
Ne diyebiliriz. Allah, akıl, fikir ve hidayet versin şayet nasipse.
Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’inde Peygamber Efendimize hitaben:
“Kuşkusuz sen istediğini hidayete erdiremezsin. Ama Allah dilediğini hidayete erdirir ve hidayete erecek olanları en iyi o bilir.”
(Kasas suresi 56 ) Rabbim cümlemizi hidayete erenlerden eylesin.
Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.