Trump’ın ipiyle kuyuya inmek
Trump’ın ipiyle kuyuya inmek
REFİK TUZCUOĞLU
Ortadoğu merkezli habercilik yapan el-Arabia el-Cedid Gazetesi dün bir karikatür yayınlamış. Karikatür ABD’nin yeni dönem politikalarına dair mesajlar içeriyor.
Çizimde, Beyaz Saray önüne çöp kovaları sıra sıra dizilmiş. NATO, Ukrayna, Uluslarası Hukuk, Dünya Sağlık Örgütü, USAID ve iki devletli çözüm gibi kavramların çöpe atılması sembolize edilmiş.
Son günlerin dünyasındaki hakim ruh halini yansıtan karikatürde ABD’nin vahşi kapitalizminin, günü geldiğinde hangi değerleri çöpe atabileceği anlatılmış. Karikatürde eksik olan, “ABD’nin Avrupa Birliği’ni de çöpe atabilecek” bir kimliğe giderek bürünmesi.
Bunu iddialı bir tez olarak görenlerin geçtiğimiz günlerde Münih Güvenlik Konferansı’nda ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’nin konuşmasına bakması yeterli olur. JD Vance, konuşmasında AB ülkeleri ile ciddi bir kırılmanın işaretlerini taşıyan sözler sarfetti. “Avrupa için en çok endişe ettiğim şey, Çin veya Rusya değil. Avrupa temel değerlerinden uzaklaşıyor” dedi.
Kıta Avrupa’sı yanında İngiltere de son zamanlarda ABD’nin aldığı tavırdan rahatsız. Trump’ın sokak ağzıyla sarfettiği patavatsız talepler Uzakdoğu’da, Ortadoğu’da Avrupa’da tedirginliği giderek artırıyor.
ABD, hakikaten Avrupa Birliği ile bir eksen kaymasına gider mi?
Trump’ın üslubu ve yürütmeye çalıştığı politikalara bakacak olursak, “eksen kaymasına gitmez” diyemeyiz. Şayet eksen kaymasına gidilecek olursa, bu paradigma değişikliğinin derin küresel sonuçları olacak. Avrupa için olduğu kadar ABD için de öyle. Tabii ki Türkiye için de.
Nitekim Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Münih Konferası’nın hemen ardından Paris’te AB liderlerinin katılacağı bir zirve düzenledi. Gündem, Ukrayna ve Trump politikalarının değerlendirilmesi. Zirveye İngiltere’nin katılacak olmasının altını çizmek lazım. Bu yazıyı kaleme aldığım sırada henüz zirvede ne konuşulduğuna dair medyaya bir açıklama düşmemişti. Ancak genel çerçeve belli.
Trump, Avrupa’yı yok sayarak Ukrayna üzerinden Putin ile bir paylaşım pazarlığı yapıyor. Putin’in yeni Rus İmparatorluğu kurma hevesiyle Trump’ın yağmacı zihniyeti, dünyayı “ütme planıyla” ahlaksız bir kumar masasına yatırmış gibi görünüyor.
Avrupa’nın, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın doğrudan etkileri ile karşı karşıya kalması Trump’ın umurunda değil. Zelenski’yi hiç hesaba katmadığını zaten biliyoruz.
Zelenski’nin olmadığı bir ortamda, Putin’le üç saatlik görüşmede Trump ne konuşmuş olabilir?
İhtimaller sayılıyor. Rusya’nın aldığı topraklar yanına kâr kalacak. Zaten JD Vance, bunu Münih’te bir kez daha dillendirmişti. Rusya’ya göz yumma karşılığı değerli madenlerden ABD’nin alacağı payların pazarlığının yapıldığı iddia ediliyor. Ve belki başka coğrafyalardaki paylaşımlar.
Avrupa’nın ruh hali tahmin edilebilir. 1945’li yıllardan bugüne güvenliği ve hatta dış politika yaklaşımlarını teslim ettiği büyük dost(!) tarafından ulusal güvenlik riskine terk edilme duygusu. ABD’nin yüce menfaatleri uğruna satışa gelerek ‘Rus ayısı’ ile baş başa bırakılıvermek.
“NATO ne güne duruyor?” sorusu bu saatten sonra anlamını yitirmiştir. Trump “NATO’yu modası geçmiş bir örgüt” olarak daha önce tanımlamıştı bile.
Şimdi Avrupa’nın birinci gündem konusu güvenlik. Muhtemelen Paris’te, Trump dönemi ABD politikaları dikkate alınarak Avrupa güvenlik mimarisinin yeni dönem stratejileri üzerine odaklanacaklar. Avrupa için zor bir dönem.
Türkiye’nin Rusya-Ukrayna Savaşı’nda dengeli politikalarının ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşılıyor. Biden döneminin gazına gelerek sonu gelmez bir maceraya atılmadı Türkiye. ABD’nin ipiyle kuyuya inilmeyeceği bir kez daha görüldü. ABD battaniyesine güvenerek, kış mevsimine hazırlık yapmayan zemheride donabilir.
Avrupa Birliği yeni dönemde Türkiye ile ilişkilere daha fazla özen gösterecektir. NATO’nun en donanımlı ikinci askeri gücü olan Türkiye’ye, Avrupa daha çok ihtiyaç hissedecektir. Özellikle savunma sanayiinde iş birliğinin artacağını rahatlıkla öngörebiliriz.
Türkiye’ye ambargo yarışında ABD’den geri kalmayan AB ülkelerinin hızlı bir “U” dönüşü yapacağı günler yakın. Eurofighter uçak alımına onay ile buna başlandı bile. Ne de olsa AB ülkeleri de ABD gibi aynı pragmatist kültürden beslenir. Değerlerden ziyade çıkar ve menfaat kutsanır. Eski defterler hemen kapanır. Yeni beyaz sayfalar açılır. Türkiye’ye övgüler dizilmeye başlanır.
Avrupa Birliği, paradigmanın yıkıldığı tarihi bir eşikte duruyor. Yeni paradigmanın inşası nasıl olacak izleyip göreceğiz.