Lafazan Belediyecilik
Lafazan Belediyecilik
REFİK TUZCUOĞLU
Son yıllarda yeni nesil belediyecilik anlayışında gelişmeler var.
Şehrin hizmet ihtiyacını karşılamaya vizyonu ve enerjisi yetmeyen belediye başkanlarının başvurduğu bir yöntem. Hizmet yapmayıp yapıyormuş gibi gösterme tekniği.
Bunlardan bir tanesi vaktiyle isimlendirdiğim; “Sosyal medya belediyeciliği” mesela.
Sistem şöyle yürüyor. Ajanslar aracılığı ile sosyal medya organizasyonu satın alınıyor. Bütçenin boyutuna göre sektördeki diğer aktörlerle işbirliği yapılıyor. Yeterli sayıda youtuber, influencer veya sosyal medya fenomeni operasyona entegre ediliyor. Röportajlarla, mini prodüksiyonlarla mesaj zenginleştiriliyor. Hazırlanan içerik, planlanan kanallarda devreye sokuluyor. Bir taraftan youtuberlar, influencerlar diğer taraftan satın alınan hesaplar vasıtasıyla vermek istediğiniz mesaj yüz binlere hatta milyonlara ulaştırılıyor.
Telefonların ekranından hayatı algılayan kitlelere dönüştü toplum, maalesef. Dijital ortamda gezerken bir belediye başkanının paylaşımını on defa gören, kafasını çevirdiği her yerde belediye başkanına dair mesajlara rast gelen vatandaş; “Helal olsun Başkan çok iyi çalışıyor” kanaatine kapılıyor.
“Ne âlâ memleket!” O cadde senin bu sokak benim yorulmaya gerek yok. Ulaşımmış, altyapıymış, planmış, projeymiş, çevre politikalarıymış, gelecek tasavvuruymuş… Kim uğraşacak bu kadar zahmetli mevzuyla? Olağanüstü performansa hacet yok, zevahiri kurtaracak kadar sahada görülmek kafi. Parti teşkilatları ile ilişkilerde ve şehirdeki belli güç odaklarını yönetmede de maharet göstermişseniz “yürü yiğidim kim tutar seni.”
Sosyal medya belediyeciliği böyle yürüyor.
Efendim, yerel yönetimler ilgi alanımda olunca şimdi yeni bir kavramı daha literatüre kazandırmaya yüksek müsaadelerinizle karar verdim. Yeni bir isim ürettim; “Lafazan Belediyecilik”. Sosyal medya belediyeciliği kavramı kabul görmüştü. Bunun da kabul göreceğine eminim.
Lafazan Belediyecilik, bir belediye başkanının hizmet alanı dışında “her mevzuya maydanoz olma” halini tanımlıyor. Olur olmaz her konuda “ortaya karışık laf söyleme cambazlığı”. İki sebepten tercih ediliyor. Birincisi, daha yüksek siyasal hedefleri olan başkanların baş vurduğu bir yöntem. İkincisi ise hizmet adına anlatacak bir şeyi olmayan başkanların polemikle zevahiri kurtarma çabası. Birinci tercihteki yüksek siyasal hedeflere soyunanlar prematüre bir doğumla karşılaşabilir benden söylemesi. İkinci yoldan gidenler de toplum nezdinde mizah unsuruna dönüşebilir. Yani her ikisi de hastalıklı bir belediyecilik anlayışı.
“Lafazan Belediyecilik” kavramını üretme konusunda beni odaklayan ismin Ekrem İmamoğlu olduğunu itiraf etmeliyim. Belediye Başkanı olduğu günden beri neredeyse belediyecilik dışında her konuda konuşuyor maşallah. Türkiye’de İmamoğlu merkezli gündemlerin istatistiğini çıkarsanız onda dokuzu belediyecilik dışı başlıklardan oluşur eminim. Bu konuda bir üstad olduğunu kabul etmeliyiz.
Önceki gün bir TV programına katılan İmamoğlu’nu dinledim. Konuşmasının yarıdan fazlası yine belediye dışı alanlardan oluştu. Dış politikadan ekonomiye her konuda konuşuyor, konuşuyor… İğnelemeler, laf sokmalar, eleştiriler, akıl vermeler… Tamam da İstanbul’u deprem gerçeğine hazırlamaya dair ne yapıyorsunuz? Biraz da onu konuşsaydınız ya. Vatandaş belediyenin dirençli şehir politikasını dinleseydi ya. Marmara’da müsilaj riski devam ediyor. İleri biyolojik arıtmaların yaygınlaştırılmasında vizyonunuzu paylaşsaydınız ya. İmamoğlu hiç oralarda değil.
Bir de “pışık” polemiği var. “Pışıktan kim alındıysa umrumda değil” dedi. Sözün adresi kim, belli değil yani. Ya da kim/kimler alınganlık gösterirse, onların tamamına “pışık”. Bir rivayete göre Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş kast edilmiş. “Şayet İmamoğlu yasaklı olsaymış, Mansur Yavaş ekmeğine yağ sürermiş” gibi söylentiler dolaşıyor ortalık yerde. Uğraştığımız konulara bakın hele.
İmamoğlu şimdi de, İstanbul’da edindiği engin tecrübelerden Suriye’yi müstefit kılmayı gündemine almış. Yakında Suriye yolcusu anlaşılan. Daha önce Kemal Kılıçdaroğlu Suriyelilere yardım amaçlı olarak “Nutuk”un Arapça baskısını dağıtmıştı. İmamoğlu kalan baskılardan yeterli miktarda götürmeyi unutmayacaktır sanırım.
Suriye’nin yakılmış-yıkılmış şehirleriyle ilgili İmamoğlu nasıl bir yerel politika önerisi sunacak merak ediyorum. Ümit edelim de “Lafazan Belediyeciliği” Suriyelilere bulaştırmasın.