Savaş
Savaş
Recep Öncel
Amerika ve İsrail’in saldırması buna karşılık İran’ın savunmaya geçmesi üzerine başlayan savaş, devam ediyor.
Bir tarafta ihtiraslı Siyonist Netanyahu, diğer tarafta sapkın Epstein batağında dengesiz Trump var.
İkisi bir araya gelerek Dünya’yı ateşe veriyorlar.
Ama bu iş göründüğü kadar basit değil.
Amerika İran petrolünü Çin ile dengeleri hesaplıyor ve İsrail’in peşine takıldı gidiyor.
İsrail ise arzı mevut planları için bu savaşı istiyor Orta doğuyu yakıp yok etmekten çekinmiyor.
Malum önce ikiz kardeşler İran’a saldırdı.
Saldırı soncunda İran dini lideri, ailesi, komutanlar birlikte öldürüldü. İran’da insanlar katledildi. Şehirler bombalandı.
Ama işler çok karışık, işin nerede sonuçlanacağı belli değil.
Allah korusun mesele çözümlenmezse, III. Dünya savaşına gidebilir.
Bugün farklı denklemlerden söz ediliyor.
İngiltere merkezli finans kapital Hindistan’a oynuyor.
Tabii burada Çin ve Rusya faktörü devreye girdi.
Yapılan savaşta Çin’in enerji kaynakları yok edildi.
Bilindiği üzere Dünya petrollerinin %20’ si Hürmüz Boğazından geçiyor. Savaşla birlikte İran boğazı kapattı. Binlerle dron saldırısı düzenledi ve yüzlerce kere balistik füze attı.
Buna karşılık Amerika, milyarlarca dolar harcadı ama başarılı olamadı. ABD’nin kurduğu koruma sistemi yetersiz kaldı. Körfezdeki müttefiklerini savunamadı. Birçok Arap ülkesi İran füzelerine hedef oldu.
Savaş esnasında Çin ile Rusya, İran’a teknoloji desteği ve koordinatları verdiler.
Ayrıca uluslararası ekonomide farklı gelişmeler olmaya başladı. Çin elinde bulunan ABD tahvillerini sattı. Bazı ülkeler dış ticarette konvertibl para olan dolar yerine yuan kullanmaya çalışıyor.
Çin büyük bir ülke olup, Afrika’ya açılıyor. Dünya mevcut olan ticaret ağını genişletiyor. Yahudi sermayesi de Çin’e taşınıyor.
Bütün olanları müteakiben, Amerika içinde çatlaklar meydana geldi. ABD’de ve Dünya’da Siyonizm’e karşı cephe oluşuyor. Amerika başarısız olunca âleme rezil oldu.
İsrail’in büyük tantanalarla reklamları yapılan demir kubbesi, faydasız kaldı. Füzelere karşı kendi ülkesini muhafaza edemedi. Tel Aviv defalarca vuruldu.
ABD ve İsrail İran rejimini yıkamadılar. İran gerçekten iyi direnç gösterdi. Tabi bu ülkenin tarihi ve bir geçmişi var. Acem devleti pek sıradan bir devlet değil.
Türkiye’de geçtiğimiz günlerde Türk Devletleri toplantı yaptılar.
İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde yapılan toplantıda, Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan Dışişleri Bakanları bir araya geldiler.
Toplantı sonucunda, bütün Dünya’ya ‘Barış İstiyoruz’ mesajı verdiler.
‘Türk Devletlerinin savaştan rahatsız olduklarını ifade ettiler. Ortadoğu’daki gelişmelerden şiddetin tırmanmasından ve bunun yıkıcı sonuçlarından endişe duyuyoruz, dediler. Masum insanların hayatını tehlikeye atan bölgesel istikrarı zayıflatan tüm eylemleri kınadılar. Azami itidal göstererek diplomasi masasına geri dönme barışçıl yollarda çözüm tavsiye ettiler’.
Bu toplantı neticesinde tabii ki, Türkiye ve Azerbaycan’ı hedef alan serseri füzelere tepki gösterildi.
Bu arada İranlılar yaptıkları açıklamalarda ‘füzeleri kendilerinin atmadığını’ ifade ettiler.
Füzelerin İran topraklarında bulunan ve kontrol dışında kalan İsrail bağlantılı unsurlar tarafından, atıldığını söylediler.
Dikkatli olmalıyız; Türkiye oynanan oyunlara gelmemelidir.
Sonuna kadar itidal muhafaza edilmelidir. Hava puslu tedbirli olunmalıdır.
Gâvur her türlü fırsatı değerlendiriyor.
İsrail İran krizinden sonra Lübnan’ı bombaladı. Çok zayiata sebep oldu.
Aynı bahaneyi kullanarak Gazze’ye gelen insani yardımları engelledi.
Biz bir an evvel, Terörsüz Türkiye’yi gerçekleştirmeliyiz.
Türkiye öncelikle iç cepheyi güçlendirmelidir.
Israrla ifade ediyoruz;
İslam ülkeleri arasında iş birliği sağlanmalıdır.
Türki ülkelerle iyi bir diyalog burada önem kazanıyor.
Şer cephesi boş durmuyor ve İran’dan sonra Türkiye’yi hedef almayı planlıyorlar.
Ama Türkiye herhangi bir ülke değildir.
İş başa düşerse,
Türkiye ayağa kalkar. Elini uzatanın eli yanar.
Yunanistan işgal edilir.
Kıbrıs Rum kesimi alınır.
Sonuçta, İsrail tamamen yok edilir.
Ancak biz savaş istemiyoruz.
Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu konuda yaptığı açıklamada; ‘Savaş büyümeden ve bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Şayet diplomasiye şans tanınırsa, bunu başarmak pekâlâ mümkündür. Yeniden masaya dönülmesi, diplomasinin devreye alınması için girişimleri sabırla sürdürüyoruz.
Son günlerde mezhepçiliğin asırlık tartışmaların yeniden körüklendiğine ve ısıtılmak istendiğine şahit oluyoruz. Bizim Sünnilik, Şiilik gibi bir dinimiz yok. Bizim tek bir dinimiz var. Hz. Ali de bizimdir, Hz. Ömer de, Hz. Osman da..’ şeklinde ifadelerde bulundu.
MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli; ‘Tespih çeken elleri, Hu diyen dilleri, Secdeye varan alınları Mekke’de, Kerbela’da, Kerkük’te, Türkistan’da her yerde Yaradan’a sığınmışların hepsini, samimiyetle kucaklıyoruz’ dedi.
Tayyip Bey’in ve Devlet Bey’in bu değerlendirmeleri çok önemlidir.
Barış için her yol denenmelidir.
Savaşı önlemek için gayret etmelidir.
Netice itibariyle;
Barışı sağlama işini Türkiye başarabilir.
Ülkemiz jeopolitik anlamda başat rol oynayabilir.
Dünya üzerinde Türkiye’nin yıldızı parlıyor.