Allah’ın Nizamı İslâm(50)
Allah’ın Nizamı İslâm(50)
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
B- İSLÂM DEVLETİ
4- İSLÂM DEVLETİNDE KUR’ÂN ANAYASADIR
b-Kur’ân’da devlet yönetimi ile ilgili temel hükümler
6-İslâm Devletinde şeffaklık ve hesap verebilirlik esastır
a-Şeffaflık
İslâm’da, devlette ve devleti yönetenlerde (iktidar ve memurları) şeffaflık ve hesap verebilirlik temel bir kaidedir. Devlette şeffaflık, devlet icraatının ve kamu kaynaklarının, nasıl ve nerelere kullanıldığının topluma açık olmasıdır. Devlette; Kamu yönetiminde yetki, sorumluluk ve görev tanımları önceden bilinmeli ve anayasal teminat altına alınmalıdır. Halk ve sivil toplum kuruluşlarının bunları bilmeye hakları vardır. Devlet, icraatında aldığı kararlara, belge ve bilgilere erişilmesine fırsat vermeli, faaliyet ve denetim raporları yayınlanmalıdır. Devletin halktan gizli bir şeyi olmamalıdır. Devlette şeffaflık, toplumun devlet üzerindeki denetimini artırır. Vatandaşlar, bir nevi devlet mekanizmasını dengede tutarlar. Şeffaflığın olmaması, devletin keyfi idare edilmesine ve devletin vatandaşlara hesap verme mesuliyetinden kaçınmasına sebep olur. Şeffaflık, vatandaşların vergilerinin nerelere sarf edildiğinden haberdar olmasını sağlar. Böylece vatandaşların devletine olan güveni sağlanmış olur. Bu aynı zamanda, devlet memurlarının kamu yararını gözetmelerini sağlar ve su-i istimaller önlenir. Devletin maliyesi (Beyt-ül mal -devlet hazinesi) iktidarda olanlara emanettir. İktidara gelenler, keyif sürmek, rahat yaşamak, devlet malından zengin olmak için gelemezler. Devleti yönetmeye talip olanlar, milletin ihtiyaçlarını karşılamak, refahını artırmak ve millete hizmet etmek için gelmelidirler. Devletin maliye politikaları, maliye hedefleri, kamu bütçeleri, harcama kalemleri, denetleme raporları açık ve şeffaf olmalı ve kamu kesimi hesapları kamuoyuna açık olmalıdır.
b-Hesap verebilirlik
*İslâm devletinde; İktidara gelenler hem halka karşı, hem de Allah’a karşı hesap vermek durumundadırlar. Devlet yönetenler, icraatlarından topluma karşı idarî, yasal ve siyasî olarak sorumludurlar ve hesap vermek zorundadırlar. Sorumluluk, aslında yaptırımı olan bir yetkidir. Devlet memurları, yaptıkları işlerden dolayı hem yasalarla belirlenmiş mercilere ve hem de kamuoyuna hesap vermelidirler. Kendisine yetki verilen ve kaynak tahsis edilen memur ve yöneticiler, yetkileri ve kaynakları nerelere ve nasıl kullandıklarına dair rapor vermelidirler. İktidarda olanlar vatandaşa, sivil toplum kuruluşlarına ve açık medyaya hesap vermelidir. Vatandaş, iktidarı genel olarak seçimlerde sorgular. İslâm devletinde seçimler olmazsa olmazdır. Seçim yapılmayan veya, göstermelik yapılan seçimler İslâm yönetim anlayışına uymaz. Siyasi iktidar, seçimle gelip, yine seçimle gitmelidir. Seçimin bir manası olması için de, siyasi rekabet kaçınılmazdır. Yani alternatif siyasi partiler de olmalıdır. Bu şekilde, iktidar bir hizmet yarışı manasını taşır. Aksine olursa (muhalefetsiz), iktidarda olanları zorlayan bir araç kalmaz. Halkın seçim yapmasının da bir değeri olmaz.
*Devlet sadece halka hesap vermek durumunda değildir. Devletin kurumları da, denetleme görevi olan yasal devlet kurumlarına hesap vermelidir. Devlette, yürütülen görevlerin verimli ve etkin olup olmadığı, görevin kötüye kullanılıp kullanılmadığı, yolsuzluk yapılıp yapılmadığı, tahsis edilen kaynakların nasıl ve nerelere kullanıldığı gibi meselelerin denetlenmesini yapan ve bunları raporlayıp meclise sunan denetleyi kurumların olması da kaçınılmazdır. Kamu kurumları ve görevlilerinin, diğer kamu görevlileri ve kurumlarına hesap vermesi, devletin icracı kurumlarının daha verimli ve etkin çalışmasını sağlayacaktır. Bu şekilde, bir yandan kamu yönetimi vatandaşlara daha iyi hizmet edebilecek, diğer yandan da hizmet kalitesi artmış olacaktır. Netice olarak; Hesap verme sorumluluğunun özü; Kamu kaynağının israf edilmemesi ve yürütülen politikaların ve neticelerinin şeffaf bir şekilde raporlanarak kamuoyunun bilgisine açık hale getirilmesidir. Faaliyet raporları, iktidarların hesap verebilirliklerinin temel araçlarıdır. Devleti yönetenler milletin emanetine sahip çıkmalıdırlar. Karar alma süreçlerinin denetlenebilir olması, yolsuzluk riskini azaltır. İslâm’da; Yolsuzluk, kamu malı yeme, rüşvet, kayırmacılık, haram kazanç, hak suiistimalleri yasaklanmıştır.
Devam edecek…
Kaynakça
1-Hızır M.Köse. Siyaset. TDV Ansiklopedisi, cild:37,294-299
2-Muhammet Kırılmaz, Filiz Atak. Kamu mali yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik araçları. Akademik Dergisi. Sayı;3
3-Hale Biricikoğlu, Serdar Gülener. Hesap verebilirlik anlayışındaki Değişim ve Türk Kamu Yönetimi. Türk idare dergisi, sayı, 459.
4-Ahmet Taner. Kamu yönetiminde yeniden yapılanma Arayışları ve hesap verme Sorumluluğuna etkileri. Sayıştay Dergisi. Sayı; 85