İRAN
Yine Ramazan ayını idrak ediyoruz.
Yine Müslümanlar vuruluyor.
Yine gâvur gâvurluğunu gösteriyor.
Hristiyan ve Yahudiler bu mübarek ayda, daha bir zevkle katliam yapıyorlar. Bunu da bir ibadet olarak algılıyorlar.
Müslümanların dağınıklığı kâfirin işine yarıyor.
Geçtiğimiz günlerde kan içici terörist kardeşler ABD ve İsrail, İran’ı bombaladılar.
Türkiye bu işi önlemek için gayret etti ama diplomasi başarılı olamadı. Çünkü İran olumlu yaklaşım göstermedi.
Bir süredir devam eden müzakereler sonucunda, bir netice alınamadı. Daha doğrusu bu müzakereler oyalamadan ibaretti.
Batılılar ‘İran’ın nükleer silahı var diyorlar’, daha önce Irak için de benzeri şeyler söylemişlerdi.
Zaten Amerika her hâlükârda İran’a vurmak için fırsat arıyordu.
Haydut ABD ve İsrail sonunda istediklerini yaptılar.
Bombalama neticesinde İran dini lideri, kızı, damadı, gelini, torunu hayatını kaybetti.
Ayrıca 46 komutan öldürüldü.
Ve bombalanan bir okulda 150 çocuk katledildi.
Olaydan sonra Sayın Cumhurbaşkanımız yaptığı konuşmada ‘İran Dini Lideri Hamaney’in dün gerçekleşen saldırı sonucunda hayatını kaybetmesinden üzüntü duydum. Bölgemizdeki tüm dostlarımızın huzura ve istikrara yeniden kavuşması, çatışma ortamının son bulması ve diplomasiye dönüş için Türkiye olarak çabalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz’ dedi.
Görüldüğü gibi; İran, ABD ve İsrail’e hemen karşılık verdi. Bu karşılık bayağı ciddi oldu, birçok yere füze attı.
Ve İran halkı morali yüksek bir şekilde rejimin yanında yer aldılar, sokaklarda gösteri yaptılar.
Ayrıca savaşın yansıması ile Hürmüz Boğazı kapatıldı.
Ne enteresandır ki, İsrail’in anlı şanlı demir kubbesi pek fayda etmedi.
Tel Aviv vuruldu, her taraf ateş altında kaldı. İsrail hava kuvvetleri ve Netanyahu’nun ofisi hedef alındı.
Bu arada Arap coğrafyasında bulunan ABD üsleri vuruldu.
Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Irak İran füzelerinden nasiplerini aldılar.
Amerikalılar bayağı panik yaşadılar, şimdi de üsleri Kıbrıs Rum tarafına taşıyorlar.
İlaveten Amerikan askerleri de vuruldu.
Ancak, ABD ve İsrailliler hemen ağlamaya başladılar.
Uluslararası Topluma Birleşmiş Milletlere çağrıda bulunarak ‘İran füze saldırılarını durdurulmasını’ istediler.
Dikkatinizi çekerim; kimse ‘Gazze’de bunun 1000 mislini yaptınız, 75 bin Filistinliyi şehit ettiniz’ demedi.
Bizim ülkemizde de insan hakları savunucuları ‘İran’da çocuklar ölüyor’ diye, ses çıkarmadı.
Bugün İran vatan savunmasında bulunuyor.
Bugün İran Siyonizm’e ve Emperyalizme karşı mücadele ediyor.
Bugün İran Epstein’e karşı savaşıyor.
Bugün İran Türkiye’ye gelecek bir savaşı önleme görevi yapıyor.
Bizim bu işten çıkaracağımız dersler var.
Biz İran’ın Şia çizgisini eleştiririz.
Biz ehlisünnete karşı yapılan yanlışları kabul edemeyiz.
Biz İslam büyüklerine karşı hakaretlerini şiddetle reddederiz.
Ancak, İran’a karşı yapılan askeri operasyona karşıyız!
Bakınız; Amerikan Albay pervasızca konuşuyor ‘bu işin sonunda nihai hedef Türkiye’ diyor.
Siyonist Başbakan ‘tüm İslam Âlemine sıra gelecek’ diye açıklama yapıyor.
Bunlar arzı mevut planını gerçekleştirmek için, gözü dönmüş bir şekilde saldırıyorlar.
Bu sapık zihniyet kendilerinin, seçilmiş bir ırk olduklarını düşünüyorlar.
Üstün olduklarına inanıyorlar.
Başka insanların, onlara köle olması gerektiğini kabul ediyorlar.
Müslümanları öldürebiliriz,
Kadınlarının ırzına geçebiliriz,
Çocuklarının kanını içebiliriz, etini yiyebiliriz ve bu bizim hakkımız, diyorlar.
Ve düne kadar yaptıklarını artık saklama gereği duymuyorlar, açık açık konuşuyorlar.
Şimdi, stratejik düşünmek lazımdır.
Türk Devlet aklı, burada devreye girecektir.
Ben yazılarımda ve konferanslarımda sıkça söylediğim bir hususu burada tekrar hatırlatıyorum.
3 Mart 1924 Türkiye’de önemli 2 hadise meydana geldi.
1-Şeriye Evkaf Vekâletine son verildi.
2 -Hilafet Kurumu kaldırıldı.
Netice itibariyle, Müslümanların birliği yok oldu ve kâfirler cesaretlendi.
Eğer Vakıf Kurumu devam etseydi, (Filistin örneğinde olduğu gibi) vakıf mallarına çökemeyeceklerdi.
Eğer Hilafet Kurumu devam etseydi, (İran örneğinde olduğu gibi) savaş yapamayacaklardı.
Biz öncelikle, Terörsüz Türkiye hedefini başarmalıyız.
İç cepheyi güçlendirmeli, kardeşliği gerçekleştirmeliyiz.
Bugüne kadar ‘Türkiye’ye kim saldıracak’ diyen densizlere, aldırmadık.
Bundan sonra da İHA, SİHA, KAAN, ALTAY, TC. ANADOLU vb. ile; teknolojide, silahlanmada ve savunma sanayiinde en iyi noktaya gelmeliyiz.
Son olarak İran’dan ateşlenen bir füze Doğu Akdeniz’de imha edildi, parçalarından biri Hatay Dörtyol ilçesine düştü.
Ancak İran, Türkiye’ye füze atmadıklarını ifade etti.
Türkiye oynanan her türlü oyunu görecek durumdadır.
Allah’ın izniyle Türkiye her türlü oyunu bozacak kudrete sahiptir.
Türk Devleti gerekli tedbirleri almalıdır.
Biz İslam Dünyası arasında beraberliği yeniden tesis etmeliyiz.
Haçlı ve Siyonist zihniyetin karşısında güç birliği meydana getirmeliyiz.
Şu mübarek Ramazan ayında dua ediyoruz;
Allah bu zalimleri kahr-u perişan etsin.
Rabbim İslam âleminin yar ve yardımcısı olsun.