Finans İhracat İstihdam
Finans İhracat İstihdam
Recep Öncel
Ülkelerin kalkınması huzur içinde yaşaması için ekonomik güç gereklidir.
Ama memleketin gelişmesi ve refahı için gerekli finansmanı sağlamak zordur. Bu nedenle ekonominin kaynakları, iyi tespit edilmelidir.
Bu açıdan değerlendirildiği zaman ‘finans, ihracat ve istihdam’ değerlidir.
Finans birinci derecede önemlidir. Ekonomik güç olmadan bir şey yapamazsınız. Ekonomi için borçlanma ihtiyacı meydana gelir.
Bu memleket bir dönem, maalesef Yahudi tefeciler Rothshildlerden borç almak zorunda kalmıştı.
İlaveten yakın zamana kadar IMF ‘Uluslararası Para Fonu’ kapılarında beklenilmiştir. Ama günümüzde, IMF’ye borçlar ödenerek bu defter kapanmıştır.
Bugün Türkiye Dünya’nın 17. büyük ekonomisidir.
2025 yılı Bütçe rakamları; 14 trilyon 731 milyar TL gider, 12 trilyon 800 milyar TL gelir kaleminden meydana gelmektedir.
Türkiye ekonomisinin toplam değeri 2025 yılı rakamların göre 1,60 trilyon dolar seviyesinde olup, GSYİH =Gayri Safi Yurtiçi Hasıla seviyesine ulaşmıştır
Kişi başına düşen milli gelir ise 18.000.dolar civarındadır.
Buna karşılık 2025 yılı verilerine göre; Türkiye’nin 519 milyar dolar borcu bulunmaktadır.
Ülkelerin kalkınması için gerekli olan esas unsur üretimi artırmaktır.
Türkiye 1923 yılında ithal ikameci kalkınma stratejisini benimsemiş, ancak bu dönemde hantal ve uluslararası rekabetten uzak bir sanayileşme meydana gelmiştir.
1980 yılında Türkiye’nin toplam ihracatı 2,9 milyar dolar civarındaydı.
24 Ocak 1980 tarihinde ekonomik istikrar kararlarını uygulamaya sokulduktan sonra;
1-Kamu harcamaları kısılmış tasarrufa gidilmiş,
2-Kamu gelirleri ve vergi oranları yükseltilmiş,
3-İhracata yönelik teşvikler artırılmış,
Netice olarak, Türkiye ihracata yönelik kalkınma stratejisi izlemeye başlamıştır.
Ve izlenen politikalar sonucunda yaklaşık birkaç yıl içinde, ülkemiz 10 milyar dolar ihracat yapar hale gelmişti.
Zamanımızda gerek Türkiye gerek dünyada ‘ödemeler dengesi problemleri’ ülke ekonomileri için, kronik bir sorun olma özelliğini korumaktadır.
Uygulamada genellikle dış ticaret dengesi, ithalat ihracat arasındaki fark ve olumsuzluklar, turizm gelirleriyle kapatılmaya, cari açık aşağıya çekilmeye çalışılmaktadır.
Ama ekonomiler için en önemli kaynaklardan, birisi şüphesiz ihracatı artırmaktır.
Bu nedenle ihracat son derece ciddi bir meseledir.
Geçtiğimiz yıl Türkiye ekonomisi için dış ticaret 2025 yılı rakamları; ihracat 274 milyar dolar, ithalat 365 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.
Dünyada;
A-1. gurup ülkeler;
Çin 1,4 milyar nüfus, 3,7 trilyon dolar ihracat,
Amerika 345 milyon nüfus, 3 trilyon dolar ihracat,
Almanya 84 milyon nüfus, 1,5 trilyon euro ihracat ile, dünya liginde başa güreşmektedirler.
B-2.gurup ülkeler;
Rusya 145 milyon nüfus, 400 milyar dolar ihracat,
İngiltere 70 milyon nüfus, 519 milyar dolar ihracat,
Fransa 69 milyon nüfus, 645 milyar dolar ihracat,
Japonya 120 milyon nüfus, 700 milyar dolar ihracatla, onları takip etmektedirler.
Türkiye’nin 83 milyon nüfusu ve 274 milyar dolar ihracatını dahada artırarak, ikinci gurubun içine dahil olma potansiyeli vardır.
İhracatta meydana gelecek yükselme, aynı zamanda rekabete açık standartları yüksek bir sanayi ve üretim, ayrıca dünya ile entegre olmayı getirecektir.
Bu nedenle ihracat çok önemlidir.
Malum Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından, ‘Türkiye Yüzyılı Perspektifi’ ortaya konuldu.
Bu çerçevede Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda; ‘Türkiye Yüzyılı için Yatırımlar Merkez Programı’ kapsamında yapılan değerlendirmelerin sanayicilerin ve ihracatçıların rekabet gücünü artırdığını ifade etti’.
Buna göre;
Kurumlar vergisi; imalatçı ihracatçılar için %9, diğer ihracatçılar için %14 oluyor.
İstanbul Finans Merkezindeki, vergi avantajları genişletiliyor.
Alım satım kazançlarındaki %50 vergi indirimi, %100 e çıkıyor.
Bu faaliyetlerden elde edilen kazançların %95’ i, 20 yıl boyunca vergiden istisna ediliyor.
Yurtdışında hizmet veren girişimcilerin vergi istisnası, %80’den, %100’e çıkıyor.
Yatırımcı dostu ekosistem kuruluyor.
Nitelikli personele, ücret istisnası getiriliyor.
Küresel şirketlerin, bölgesel merkezlerini Türkiye’ye taşıması teşvik ediliyor.
Türkiye küresel bir cazibe merkezi haline getirilerek, doping sağlanıyor.
Geçtiğimiz günlerde OECD’ Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü’ İstanbul’da bir toplantı yaptı.
Toplantıya Türkiye’den Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Vedat Işıkhan, Sayın Cumhurbaşkanımız ve OCED Genel Sekreteri katıldı.
Bu vesileyle yapılan açıklamalarda; Türkiye’de istihdam oranlarının arttığına; dikkat çekildi.
Verilen bilgilere göre; 2026 itibariyle istihdam edilenlerin sayısı 32 milyon 158 bin kişi, istihdam oranı %48’dir.
Günümüzde küresel siyaseti ve ekonomiyi takip eden herkes, Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığını görmektedir.
Ekonomi, savunma sanayi, askeri kapasite, ulaştırma, enerji, sağlık, beşerî sermaye, diplomasisi ile bugün güçlü bir Türkiye var.
Biz yukardaki ekonomik verilere göre; ihracatın gelişmesini, ülkemiz için aynı zamanda istihdam artışıyla birlikte, sosyal politikalar açısından çok önemli bulduğumuzu ve bu durumun zamanla daha da iyi olacağını düşünüyoruz.