Ekranlar ve Aile
Ekranlar ve Aile
Recep Öncel
Geçtiğimiz günlerde, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı şu şekilde bir açıklama yaptı;
‘Savaş Sadece Cephede Değil; Ekranlarda da Veriliyor.
Ekranlardan Gelen Ahlaksızlığa, Kim Dur Diyecek?
Diziler ve programlar aracılığıyla evlerimize düşen ahlaksızlık füzelerine karşı, aileyi savunmak zorundayız.
Aziz Milletimiz,
Bugün Dünya, yeni bir savaş ikliminin içinden geçiyor.
Füzeler gökyüzünü yarıyor, şehirler hedef alınıyor, ekranlar savaş görüntüleriyle doluyor.
Ama unutmayalım.
Bugün sadece sınırlarımıza değil, evlerimizin içinde bir saldırı yürütülüyor.
Bu saldırı tankla topla füzeyle değil, ekranlar üzerinden geliyor.
Televizyon dizileri programlar, dijital içerikler aracılığıyla, evlerimizin ortasına ahlaksızlık füzeleri atılıyor.
Domuz etiyle, haram gıdalarla donatılan sofralar, sadakatsizlik güzellemeleri, çarpık ilişkiler, mahremiyet perdelerini yırtıp atan programlarla, ekranlardan evlerimizin ortasına lağım akıtılıyor.
Bunların hiçbiri, tesadüf değil. Bu adım adım ilerleyen, bir kültür bombardımanıdır.
Bugün ekranlarda inşa edilen dil, aileyi sorun merkezi, sadakati yük, fedakarlığı zayıflık, iffet ve hayâyı ise, çağdışılık görüyor.
Gençlere sorumluğu değil hazzı, sadakati değil anlık arzuları, emeği değil kolay kazancı, güzel gösteren zehirli mesaj bombardımanı, kabul edilemez.
Verilen mesajlar, milletin değerleriyle bağdaşmaz.
Bu mesele ne bir sanat özgürlüğü ne de reyting meselesi değildir.
Bu mesele, bir medeniyet meselesidir.
Bu mesele, bir milli güvenlik meselesidir.
Bugün Dünyanın birçok yerinde, savaş sadece silahla yürümüyor, savaş ekranlar üzerinden algıyla ve içerikle yürüyor.
Terör devleti İsrail’in Başbakanı soykırımcı Netanyahu’nun, medya ve sosyal medyayı sekizinci cephe olarak tanımlaması, boşuna değildir.
Siyonizm’in medya uzantıları, 7 Ekim sonrası tüm Dünyada başlayan insanlığın uyanışına mâni olmak için, ekranlar üzerinden yoğun bir psikolojik savaşa girmiş durumdadır.
Bu nedenle çağrımız açıktır.
-Yayıncı kuruluşlar, milletimizin değeriyle çatışan içerikleri derhal kaldırmalıdır.
-RTÜK ve ilgili kurumlar, aileyi koruyan düzenlemeleri acilen uygulamalıdır.
-Aile dostu içerikler, teşvik edilmelidir.
-Ekranlar üzerinden kültür emperyalizmine, psikolojik harbe geçit verilmemelidir.
Biz bu milletin sağlam mayasını hedef alan saldırılara, sessiz kalmayacağız.
Ekranlardan evlerimize gönderilen, hiçbir ahlaksızlık füzelerine geçit vermeyeceğiz’.
Yine İstanbul Aile Vakfı Başkanı Üner Karabıyık Bey, Türkiye Radyo Televizyonları iftar programında şunları söyledi;
‘Günümüzde, ekranlarda bir çürüme var.
Nasıl bir fabrika bir tesis yapılırken, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) analizi raporu istiyoruz. Buna göre fabrika yapıldığında bitkiye ne zarar verir, hayvanata ne zarar verir, kuşların göç yolunu keser mi, suyu kirletir mi? diye, çalışıyoruz değil mi?
Televizyon dizilerinde de benzer bir şey; (TED)Toplumsal Etki Değerlendirme analizi yapalım.
Hasar oluştuktan sonra, cezalandırmanın anlamı yok. Hasar oluşmadan önce, toplumdaki etkiyi sosyologlar, psikologlar, alan uzmanları, pedagoglar çalışsın.
Şimdi dizilerin senaryolarına bakın, çoğunda kocasını aldatan kadın hikâyesi var.
Suçlu, kahramanlaştırılıyor. İntikam, şiddet özendiriliyor.
Bu durumda, çocuklar doğruyu nasıl öğrenecek? Çocuklar sadece izlemiyor, örnek alıyor.
Gündüz kuşağı programlarında, tekil örnekler toplumun geneline teşmil ediliyor.
Sonra biz, “gençler neden evlenmiyor?” diye soruyoruz.
Çünkü gençlere televizyonlarda, aile sorun merkezi olarak lanse ediliyor.
Buna rağmen, Türk Toplumunun %94’ ü aileyi çözüm merkezi olarak değerlendiriyor.
Bakın, Aile susarsa Ekran konuşur ve yarın nasıl bir Dünya’da yaşayacağımızı belirler.
Bugün, uzaya çıkan uydularımız, göğsümüzü kabartıyor ama yapılan yayınlar yüzümüzü kızartıyor.
Ekran meselesinde zararlı yayınlar için gereken tedbirler alınmalıdır.’
Bendeniz, gerek yazılarımda, konferanslarımda, televizyon programlarımda, gerekse ‘Aile ve Evlilik Kitabımda’ konuya dikkat çektim.
Bu mesele ülkemiz için beka meselesidir.
Evet, ekranlar çok önemlidir.
Evet, bugün evlerimize füze atılıyor.
Ama evlerimize atılan ahlaksızlık başlıklı füzeler, şehirlere atılan konvansiyonel başlıklı füzelerden kötüdür.
Bakın, şehirlere atılan füze bir anda 50 veya 100 kişiyi öldürebilir.
Ancak evlere atılan füze ‘Erhan Afyoncu beyin dediği gibi; Atom Bombasından daha tehlikelidir’.
Çünkü; bu memleketin 1000’lerce evladını ifsat edip, maneviyatlarını öldürmektedir.
Yapılan ahlaksızlıklar, güzel bir şeymiş gibi lanse ediliyor.
Sapkın akımlar özendiriliyor, cazip hale getirilip teşvik ediliyor.
LGBT ve aile içi gayri meşru ilişkiler, normalleştirilmeye çalışılıyor.
Yıllar önce (o zamanlar homoseksüel şarkıcılar daha yeni yeni parlatılıyordu) Tercüman Gazetesinde Rauf Tamer Bey; Benim çocuk, baba bu adamlar ameliyat olup cinsiyet değiştiriyor, bol para kazanıyor.
Sen namusunla çalışıp kıt kanaat geçiniyorsun derse, ona ne cevap vereceğim; şeklinde bir yazı yazarak, konuya dikkat çekmişti.
Hz. Mevlâna ‘edepsiz afakı ateşe verir ‘demiş.
Bugün bu edepsiz ve ahlaksızlar, hiç utanmadan her türlü rezaleti yapıyorlar.
Ama kimse bunlara ses çıkaramıyor ve ne yapıyorsunuz, diyemiyor.
Dikkatinizi çekerim, yapılanların, demokrasi insan hakları ve özgürlükle alakası yoktur.
Yapılanlar, Türk Milletini yıkmak yok etmek amaçlı operasyonlardır.
Bugün dış kaynaklı ekonomik destek alan kişi ve gruplar, sanat adı altında bu milletin ahlakını bozmak istemektedirler.
Televizyon ekranlarından milli manevi değerlere hakaret etmekte ve insanın yüzünü kızartan sahneler sergilemektedirler.
Sosyal medya ise, daha da kontrolsüz şekildedir. Ufacık çocuklar ellerinde cep telefonlarıyla, olumsuz şeyleri seyredebiliyorlar.
Televizyonlarda gündüz kuşağı programları ve dizilerde gayri meşru ilişkiler, kim aldatıyor filmleri topluma kötü örnek olarak yayınlanıyor.
Mafya dizileri reyting rekoru kırıyor. Silah uyuşturucu kaçakçılığı normal gibi gösteriliyor.
Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek Beyin ifade ettiği gibi; “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” deyip, frene basmak gerekir.
Yoksa iş kötüye gidiyor.
Gençliği kaybediyoruz.
Aileyi kaybediyoruz.
Hiçbir kutsalı olmayan bir nesil yetişiyor.
Allah muhafaza eylesin.
Netice üretim yapacak, çalışacak ve ülkeyi savunacak insan kalmayabilir.
Acilen, Türk Devleti tedbir almalıdır.
Türk Milleti, aklını başına toplamalıdır.