Babacan, meğer IMF’ye “DEVA” olmak için parti kurmuş
O kadar sıkıştırdılar. “Yahu nerelerde bu adam? Hiç sesi-soluğu çıkmıyor. İnsan, böylesi günlerde varlığını hatırlatacak iki satırlık bir açıklama da mı yapmaz” diye diye kendilerini paraladılar.
Türkiye’nin en yeni partisinin başındaki Ali Babacan’ın içinden geçtiğimiz şu kritik süreçte iki kelam etmemesine takmışlardı kafayı.
Sonunda muratlarına erdiler. Uyuyan devi(!) uykusundan uyandırdılar. Gaza getirdikleri Babacan’ın önemli mi önemli(!) açıklamalarda bulunmasına vesile oldular.
Babıali kaşalotlarının başları göğe ermiştir artık.
Onlar olmasa Ali Bey’in engin fikirlerinden(!) mahrum kalacaktık. Örneğin, “Devlet, koronavirüs tehdidine karşı acilen elindeki bütün ekonomik cephaneyi kullanmalı” gibi dahiyane(!) bir öneriden haberdar olamayacaktık.
•
Birileri tarafından “kurtarıcı” olarak lanse edilen zatın ağzından çıkanları görüyorsunuz değil mi?
Adam resmen koronaya hesap-kitap yapmadan bütçe ayrılmasını tavsiye ediyor. Yıllarca Ekonomi Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı yapan şahıs, ekonomik gerçekliklerin tümünü gözardı edip “Hele bugünü bir atlatalım, yarını sonra düşünürüz” türünden zırvalar yumurtluyor.
Aslında bu herzeleri irticalen dillendirmiyor Ali Babacan. Bir plan ve program dahilinde hareket ediyor. Ağababaları tak diye emrediyor, o da verilen emirleri şak diye yerine getiriyor. Kulağına ne üfürülürse, sorgusuz-sualsiz kabul ediyor.
Babacan’ın “Bütün cephaneyi kullanalım” çıkışından işkillenmemiz boşuna değil.
Bize öyle geliyor ki, bu işin içinde IMF var.
“Eski gözde”leriyle yeniden nikah masasına oturmuş, geçmişte Türkiye’deki bir numaralı savunucuları olan zata tekrar “sefer görev emri” çıkartmış olabilirler.
Babacan’ın, tam da IMF’nin isteyeceği şekilde “Hükümet bütün cephanesini kullanmalı” demesinin başka hiçbir mantıklı açıklaması yok zira.
Tüm cephane kullanılırsa ne olacağı çok belli:
IMF’nin kapısı çalınacak. Türkiye, uzun bir aradan sonra kan emicilere muhtaç duruma düşecek.
Ali Babacan suçüstü yakalanmıştır. IMF’nin borazanlığını yapayım derken kendisini ele vermiştir.
Bu millete değil, ancak IMF’ye “DEVA” olacakları bir defa daha gördük.
•
BÜLENT ARINÇ YİNE KAFASINI UZATTI
AK Parti içerisinde “AK Parti’ye en büyük zararı kim veriyor” anketi yapılsa, hiç şüpheniz olmasın ipi Bülent Arınç göğüsler.
Görüyorsunuz, muhterem(!) adeta mikser gibi çalışıyor. “Benim özgül ağırlığım var” diye ortalıkta dolaşıp türlü “hafiflikler”e imza atıyor.
Hazret bu kez de Twitter’dan kafasını uzatmış. Necip Fazıl’ın “Reis Bey” adlı tiyatro oyunundaki bir tiradının yer aldığı film sahnesini paylaşarak “Rahmetli üstadın dev eseri Reis Bey’den merhameti dinlemek ne güzel” ifadesini kullanmış.
Arınç’ın bu paylaşımı tam da Meclis’te infaz yasası görüşülürken yapması dikkat çekici.
Ama biz “Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyeliği” sıfatını kullanarak oraya buraya kılçık atan zatın, “Reis Bey’den merhameti dinlemek ne güzel” derken kimlere göz kırptığını tam olarak anlayamadık.
Bu yüzden, bir ara “cübbesini giyip FETÖ’cüleri savunmak istediğini” söyleyebilecek kadar ileri giden Arınç bu konuya bir açıklık getirse iyi eder.
15 Temmuz’dan sonra yürürlüğe giren KHK’ları “facia” olarak nitelendiren, bu da yetmezmiş gibi maaşının yarısını FETÖ gerekçesiyle kamudan atılanlara bağışlayan Bülent Bey dilinin altındaki baklayı bir an önce çıkarmalı.
“FETÖ’nün terör örgütü olduğunu görmemişim, bunun için bana ahmak diyebilirsiniz” diyen Arınç’ın “akıllı” olduğuna inanmak istiyoruz her şeye rağmen.
Umarız hayal kırıklığına uğramayız.