Münafık şer ittifakının melanetleri (5)
Münafık şer ittifakının melanetleri (5)
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
BOP KAPSAMINDA GELİŞEN OLAYLAR
ABD-İSRAİL VE İRAN SAVAŞI (28 Şubat 2026….)
ABD, İSRAİL VE İRAN SAVAŞININ GÖRÜNMEYEN SEBEPLERİ
b-Ortadoğu Enerji kaynaklarının kontrol altına alınması
*ABD yönünden İran’a saldırmanın asıl maksadı, ‘Nükleer çalışma değil, petroldür’. ‘Nükleer bahane, petrol şahane.’ ABD taa 1950’lerden itibaren İran petrollerinin peşindeydi. Arşivlere bakacak olursak; Seçimle gelen İran Başbakanı Muhammed Musaddık 1951’de petrolü millileştirdi. Aynı zamanda M.Musaddık Sovyetler Birliği (SB) ile de ilişkileri geliştirme kararı aldı. Musaddık’ın bu kararı, bugün adı BP olan, o günkü ‘Anglo-Iranian oil Company’i’ devre dışı bırakıyordu. Çünkü şirket İran petrolünü inhisarına geçirmişti. İran petrolü, savaş sonrası İngiltere’sinin yeniden süper güç olması için çok önemliydi. Bundan dolayı petrol, İngiltere için sadece ticari değil, aynı zamanda stratejikti de. İngilizler, evvela M.Musaddık ile anlaşmaya çalıştılar. Fakat Musaddık anlaşmaya yanaşmadı. Bunun üzerine İngiltere ‘Musaddık’ın Komünizimle mücadelede bir engel teşkil ettiğini’ ileri sürerek ABD’den yardım istedi. ABD, Soğuk savaş stratejisi olarak SB’nin İran’da nüfuz kazanmasını istemiyordu. ABD ve İngiltere, Başbakan Musaddık’tan kurtulmak istediler. 19 Ağustos 1953’te CIA ve MI6’in müştereken tertipledikleri operasyonla Musaddık aleyhinde kaos ortamı oluşturdular. Darbelerin olmazsa olmazı olan fitne ortamında General Fazlollah Zahedi başkanlığındaki askeri cunta bir darbe ile M.Musaddık’ı devirdi (CIA 2016’da Musaddık’a karşı darbede dahli olduğunu kabul etti.). M.Musaddık’ın devrilmesinden sonra Roma’da sürgünde olan M.Rıza Pehlevi 23 Ağustos1953’te İran Şahı olarak geri döndü. M.Rıza Pehlevi CIA ve MOSSAD’ın yardımıyla istihbarat teşkilatı SAVAK’ı (Ulusal Güvenlik ve Enformasyon Teşkilatı) kurdu. Şah, bu teşkilatla bütün muhalifleri acımasızca susturdu ve petrol millileştirmesini de kaldırdı. İran petrolü yeniden hem İngiliz ve hem de ABD şirketlerinin (Exxon, Gulf oil ve Texaco) kontrolüne bırakıldı. Şah R.Pehlevi 1979 İslâm devrimine kadar ABD’nin en yakın müttefiklerinden oldu. Onun döneminde ABD, İran’a milyarlarca dolarlık silah sattı. D.Trump’ın neden İran’daki rejimi devirmek istediğinin sebebi daha iyi anlaşılmış oldu. Şah M.Rıza Pehlevi 20 yıldan fazla İran’da hüküm sürdü. Bu süre içinde Şah ve Hanedanı lüks ve israf içinde yaşadılar. Halk fakirleşti ve Şah’a karşı huzursuzluklar arttı. Huzursuzluk ve karışıklıkları bastıramayan Şah R.Pehlevi 16 Ocak 1979’da İran’ı terketmek zorunda kaldı. 1 Şubat 1979’da İran’ın dini lideri Ayetullah Humeyni sürgünde olduğu Paris’ten İran’a döndü. Humeyni’nin dönüşü İran İslâm Devrimi’nin gerçekleşmesini hızlandırdı. 11 Şubat 1979’da da Şah rejimi yıkılarak, Devrim gerçekleşti. Mart 1979’da yapılan referandumla, Şahlık rejiminden İran İslâm Cumhuriyeti Rejimine geçildi. Ayetullah Humeyni İran’ın tek lideri oldu. İslâm devriminden sonra İran –ABD ilişkileri bozulmaya başladı. A.Humeyni, ABD’yi darbeci ve emperyalist olarak niteledi ve ‘Büyük Şeytan’ dedi. Kasım 1979’da bir grup protestocu öğrenci Tahran’daki ABD Büyük elçiliğini basarak elçilik personelini rehin aldı. Bu durum ABD-İran ilişkilerini iyice bozdu ve ABD Nisan 1980’den itibaren İran ile ilişkilerini kesti. ABD, İran’a karşı ağır ekonomik yaptırımlar uyguladı. 1980’lere gelindiğinde ABD, Saddam Hüseyin’i kışkırtarak ve destekleyerek İran’a saldırttı. Sekiz sene süren savaşta her iki taraf da büyük kayıplara uğradı. 1990’lı yıllarda ABD, İran’ın gizli Nükleer tesisler kurduğunu iddia ederek, İran’a karşı yaptırımları daha da ağırlaştırdı. 2015‘te İran ile bir Nükleer anlaşma imzalandı. Ancak ABD Başkanı D.Trump 2018’de anlaşmayı bozdu.
ASIL MESELE ENERJİ KAYNAKLARINI KONTROL ALTINA ALMAK
*Yukarıda asıl meselenin petrolle (enerji kaynaklarıyla) ilgili olduğunu kısaca özetledik. İran’ın enerji kaynaklarına kısaca bakarsak, mesele daha iyi anlaşılacaktır. İran’nın 2025 yılı itibariyle Dünya petrol rezervlerinin yaklaşık %12’sine (208-209 milyar varil) sahip olduğu ileri sürülmektedir. Bu rezervle İran, Venezuela (303 milyar varil) ve Suudi Arabistan’dan (267 milyar varil) sonra Dünya’nın 3. büyük petrol rezervine sahip ülkesidir. İran, petrolle birlikte zengin doğalgaz rezervine de sahiptir. Dünya doğalgaz rezervinin yaklaşık % 17’sine (32-34 trilyon metreküp) sahip olan İran, Rusya’dan sonra en fazla doğalgaz rezervi olan ülkedir.
*ABD Başkanı D.Trump, 3 Ocak 2026’da Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini zorla yakalatıp kaçırtmasından sonra ‘ABD’nin Venezuela’yı yıllarca yönetebileceğini ve petrol rezervlerinden yararlanabileceğini’ söylemiştir. ABD, Venezuela petrollerine elkoymakla, Venezuela’da faaliyet gösteren şirketleri ve Venezuela’dan petrol taşıyan tankerlerin giriş-çıkışlarını da kontrolü altına almıştır. Bundan en fazla zarar gören Çin devlet şirketi Petro China olmuştur. Çin artık Venezuela’dan petrol alamamaktadır. ABD, Venezuela petrolüne el koymakla aynı zamanda Çin’i cezalandırmıştır. Çünkü Venezuela petrol ihracatının %80’ini Çin’e yapıyordu. Enerji ihtiyacının büyük bir kısmını İran’dan temin eden Çin, şayet ihtiyacını temin edemezse, pahalı alternatif seçenekleri kullanmak zorunda kalacaktır. ABD’nin İran’a saldırmasının ardındaki sebeplerden birisi de, İran’ın Çin’e yaptığı enerji ihracatını durdurmaktır. Enerji ihtiyacını karşılamakta zorluk çekecek olan Çin’in üretim kapasitesi düşecektir. ABD, böylece ‘bir taşla iki kuş vurmuş oluyor’. ABD’nin, İran’a saldırmasının asıl sebebi; İsrail’in güvenliğini sağlamakla birlikte, Ortadoğu enerji kaynaklarını kontrol altına almaktır. Mesele budur. Gerisi faso-fisodur… Devam edecek…