Münafık şer ittifakının melanetleri (21)
Münafık şer ittifakının melanetleri (21)
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
BOP KAPSAMINDA GELİŞEN OLAYLAR
ABD-İSRAİL VE İRAN SAVAŞININ NETİCELERİ
5-Savaşın kazananları ve kaybedenleri
b-Savaşın kaybedenleri
6-İSRAİL
a-İsrail İran’daki Rejimi Değiştiremedi
*İsrail kurulduğu 1948’den beri bölgede devamlı savaş çıkararak Filistin topraklarını kendi topraklarına katmaya devam etti. İsrail 7 Ekim 2023’te Gazze’yi işgal edip, Hamas’ın önemli liderlerini öldürdü ve Müslümanlara soykırım yaptı. Daha sonra, ’nükleer silah yapıyor diyerek’ kendisine tehdit olarak gördüğü İran’a 13 Haziran 2025’te hava saldırısı yaptı. İsrail, aralarında İran Genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları ve bilim insanlarının da olduğu önemli kişileri öldürdü.
Ardından ‘İran nükleer silah ve balistik füze yapıyor, İsrail’e saldıracak’ yalanıyla, ABD ile birlikte İran’daki rejimi değiştirip, yerine kendileriyle uyumlu bir rejim getirip, İran’ı 1979 devrimi öncesine geri getirmek maksadıyla evvela İran’da iç karışıklıklar çıkardılar. Karışıklıklarla rejimi değiştiremeyince de; 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail, Uluslararası hukuku hiçe sayarak İran’nın çeşitli bölgelerini geniş çaplı bir hava saldırısıyla bombaladılar. Bu saldırılarda İran’nın dini lideri Ali Hamaney ve üst seviyeli asker-sivil personeli öldürüldü.
İsrail Başbakanı B.Netanyahu savaşın en fazla 4-5 hafta süreceğini ve bu süre içinde rejimi değiştirip kendileriyle uyumlu bir rejim kurulacağını söylüyordu. Fakat İsrailli yetkililer İran’daki rejimin yapısını kendi kodlarıyla değerlendirdiler ve yanıldılar. İran’da, çıkardıkları ne iç karışıklıklar ve ne de rejimin önde gelen liderlerinin öldürülmesi bekledikleri sonucu verdi. Aksine muhalefet rejimin yanında yer aldı ve İran’ın hiç beklemedikleri füze ve drone saldırılarına maruz kaldılar. Saldırılar sonucunda İsrail’de 26 kişi öldü ve 7790 kişi de yaralandı.
İran, İsrail’in çeşitli şehirlerindeki alt yapısını vurdu. Bu savaşta İsrail’in çok güvendiği Hava Savunma Sistemi’nin de (iron dome-Demir kubbe) pek işe yaramadığı görüldü. İsrail, ne İran rejimini değiştirebildi ve ne de İran’ın desteklediği vekalet savaşçılarını (Hizbullah güçleri) ortadan kaldırabildi. Yani İsrail, İran’ı kendisine tehdit olmaktan çıkaramadı.
b-İsrail ekonomisi çöktü
İran saldırıları sebebiyle halkın vakitlerinin çoğunu sığınaklarda geçirmesi üretimin azalmasına ve vergi gelirlerinin düşmesine sebep oldu. Artan savaş harcamaları ve tedarik yollarındaki engeller İsrail’de enflasyonu yükseltti. Savaş, savunma harcamalarını artırdı. Füze, uçak ve mühimmat maliyetleri, demir kubbe ve diğer savunma sistemlerinin kullanım maliyetleri bütçeye önemli ek yükler getirmiştir. Savaşla beraber B.Netanyahu hükümeti bütçeye 30 milyar şekel eklemek durumunda kalmıştır (Jerusalem Post).
Savaşın uzaması halinde maliyetin milyarlarca doları bulacağı bildirilmektedir. Hükümetin savaş sebebiyle yedek personeli orduya alması iş gücü kaybına sebep olduğu, bunun da özellikle teknoloji ve inşaat sektörlerinde önemli kayıplara sebep olmuştur. Üretim yavaşlamış ve verimlilik düşmüştür. Çatışmalardan dolayı yabancı yatırımcıların İsrail’den çıkma tehlikesi ve yeni yatırımcıların gelmemesi İsrail ekonomisine darbe vurmuştur. Yine savaştan dolayı turizm şirketleri bağlantılarını iptal etmiş ve yeni bağlantılar da yapılmamıştır.
Bu durum turizmden önemli gelirleri olan İsrail ekonomisini kayba uğratmıştır. İsrail’de işten çıkarmalar ve işsizlikler başgöstermiştir. Savaş, İsrail ekonomisinin büyüme hızının düşmesine, yaşam maliyetlerinin artmasına ve borçlanma maliyetlerinin yükselmesine sebep olmuştur. Bu da halkta hükümete karşı güvensizlik demektir.
c-İsrail’in Körfez ülkeleriyle ilişkisi zarar görmüştür
*İran’ın, İsrail sebebiyle Körfez ülkelerine saldırması, Körfez ülkelerinde bir tedirginlik meydana getirmiştir. Bundan sonra Körfez ülkeleri İsrail ile ilişkilerinde daha temkinli davranacaklardır.
d-Holokost istismarı bitmiştir
*A.Hitler’in iktidara gelmesiyle ‘Ari ırk (Alman ırkının üstün olması anlayışı) anlayışı doğrultusunda Naziler Yahudileri yok etmeyi hedeflediler. Naziler, 1941-1945’de Yahudi düşmanlığı (Antisemitizm) yaparak, Yahudiler’e gettolarda (gelişmeden mahrum bölgelerde), toplama kamplarında zulüm ve işkence yaptılar ve hatta öldürdüler. Yahudiler, o soykırımı ‘Holokost- Şoa’ (tamamen yakılmış- felaket) olarak anarlar. 27 Ocak 1945’te Rus Kızılordusu tarafından Yahudiler, Nazi toplama kampı olan Auschwitz Birkenau’dan kurtarılmışlardır.
Yahudiler her sene 27 Ocak gününü Şoa (Holokost) günü olarak anarlar. BM Genelkurulu’da 1 Kasım 2005’te aldığı kararla 27 Ocak gününü, Holokost kurbanlarını anma günü olarak ilan etmiştir. Yahudiler her ortamda Holokost’u propaganda ederek yıllarca dünya milletlerine kendilerinin zulme uğradığını anlatmışlar ve bir nevi ‘mağdur endüstrisi’ oluşturmuşlardı. Bu durum yıllarca böyle devam etti. Lakin B.Netanyahu’nun Başbakan olduğu İsrail’in Gazze’de, Lübnan’da Müslümanlara yaptığı soykırım ve son olarak da İran’a saldırıp sivilleri ve İran’ın üst seviye liderlerini öldürmesi Holokost efsanesini yıkmıştır. Ekseri Dünya milletleri artık İsrail’i bir soykırımcı olarak tanımıştır. B.Netanyahu, Siyonist olmayan Yahudilere de büyük kötülük etmiştir. Devam edecek...