• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

Hak ve adâlet (3)

08 Mayıs 2025
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

Hak ve adâlet (3)

Prof. Dr. Yusuf Özertürk

ADÂLET

* Adâlet; Arapça ADL kökünden gelir. İfrat ve tefrit arasında orta yolu takip etmek. Haklıya hakkını, haksıza da cezasını vermek. Suç ve cezada eşit davranmak. Zulmü terk etmek. Verilen ile hak edilen arasındaki denge. Ölçülü davranmak, karar vermek. Ölçmek, bir ölçüye göre davranmak mânâlarına gelir.

* Adâlet; Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.  Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme.

* Adâlet; Hakka dayanma, İnsaflı ve doğru olmak. Eşit tutmak, her şeye hakkını vermek. İstikâmet ve hakkaniyet. 

* Adâlet; Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması (TDK).

* Adâlet, davranış ve hükümde doğru olmak, hakka göre hüküm vermek, eşit olmak gibi mânâlara gelen bir masdar-isimdir. Yine aynı kökten bir masdar-isim olan ve “orta yol, istikâmet, eş, benzer, misil, bir şeyin karşılığı” gibi mânâlara gelen adl kelimesi, sıfat olarak kullanıldığında âdil ile eş anlamlı olup aynı zamanda Allah’ın isimlerinden (esmâ-ül hüsnâ) biridir ( ADL).

* Adâlet; Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadislerde genellikle “düzen, denge, denklik, eşitlik, gerçeğe uygun hükmetme, doğru yolu izleme, takvâya yönelme, dürüstlük, tarafsızlık” gibi anlamlarda kullanılmıştır(1).

* Adâlet; Nefsin (hevânın) gelişigüzel istek ve telkinlerinden etkilenmeyen istikrarlı bir doğruluk ve ahlâk kanununa itaâtle gerçekleşen ruhî denge ve ahlâkî kemâldir.

* Kur’ân-ı Kerîm’de İslâm toplumunu tanımlamak için ifade edilen ‘Ümmeten vasatan’ (vasat ümmet) tâbirindeki vasat kelimesi de bütün müfessirlerce ‘adâlet’ mânâsında yorumlanmıştır (2).

* Allah, adâleti bir kemâl (üstün) sıfat olarak bildirmiştir. İslâm ahlâkı, cemiyet hayatında  aşırılıklardan uzak, dengeli ve barışçıl bir hayat tarzını tavsiye etmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de; Adâletli olmayan kişi dilsiz, hiçbir işe yaramayan, âciz bir köleye benzetilmiştir. Zalim olanın, adâletli olanla bir tutulamayacağı bildirilmiştir(3). Allah, insanların erdemli, ahlâklı olabilmeleri için adâletli olmalarını şart koşmuştur (4,5,6).

YARATILIŞIN ESASI ADÂLETE DAYANIR

* Adâlet, Kâinat’ın mayası, temelidir. Allah, sistemini adâlet üzere kurmuştur. Adâlet, dengeyi, ölçülü tekâmülü sağlar. Adâletsizlik, normalden sapmaya, zararlı anormal gelişmeye yol açar (insan’da ve Tabiat’ta görülen anormallikler). Adâletsiz, maddî- manevî hiçbirşey ayakta kalamaz. Adâletsizlik fıtrata (yaratılışa) aykırıdır. Adâletsizlik sonunda kaos ve yıkım getirir.

* Allah’ın kanunlarında hep ADÂLET İLKESİ işlemektedir. Kâinat’ta milyarlarca yıldır işleyen düzende (Solar sistem, Galaksiler arasında işleyen kanunlar) bir sapma görülmez. Bu kanunlardaki çok küçük sapmalar bile kıyametin kopmasına sebep olur. 

* Allah, Kâinat’ta işlettiği kanunlar gibi, insanların cemiyetlerinde de düzenin sağlanması (zulmün, adâletsizliğin olmaması) için kanunlar vaaz etmiştir. Bu kanunların temeli adâlet ilkesine dayanır. Allah, insanları imtihan edeceğinden dolayı, Kâinat’ta işlettiği kanunları gibi, sosyal alanda cari olacak kanunlarına (şeriât) insanları icbar (mecbur) etmemiştir. Ancak teşrî (dinî-şer’î) kanunlarına da uymayı şiddetle tavsiye etmiştir. Ve seçimi de insanın/insanların hür iradesine bırakmıştır. İnsan/insanlar hür iradesi/ iradeleriyle İslâm’ı kabul etmeleri gerekir. İcbar (zorlama) ile kabul edilen iman muteber kabul edilmez.

* İnsanın vicdanının nüvesini de adâlet duygusu oluşturur. Adâlet duygusunu kaybetmiş olan vicdan ya ölüdür veya mühürlenmiştir.

* Allah-ü Teâlâ, hak ve adâlet üzerinde çok durmaktadır. Öyle ki, Allah, Ahiret’te kesin olarak hiçbir haksızlığa mahal verilmeyecek şekilde adâletle hükmedeceğini söylemektedir (7,8).

KAYNAKLAR

(1):Mustafa Çağrıcı, Ahlâk-Adâlet; TDV İslâm Ansiklopedisi; 1988 İstanbul, 1. cild, 341-343.

(2): Sizi  vasat bir ümmet yaptık ki, bütün insanlar üzerine hak şahidleri olasınız…(Bakara-143).

(3): Allah, iki adamı misal olarak verdi; Bunlardan biri dilsizdir ve hiçbir şeye gücü yetmez. Sadece sahibine (bakıcısına) bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayır getirmez. Hiç böyle biri, adâletle emreden ve doğru yolda olan bir kimseyle eşit olur mu? (Nahl-76).            

(4): Allah size adâleti, ihsânı ... emrediyor  (Nahl -90).

(5): Ey iman edenler! Allah için hakkı savunan ve adâletle şahidlik eden (adâleti gözeten) kimseler olun. Bir kimseye/kavme olan kininiz (düşmanlığınız) sizi adâletsizliğe götürmesin. Adâletli olun, o takvâya en yakın olandır. Allah’tan korkun. Çünkü Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır  (Maide-8).

(6): …Konuştuğunuz zaman da hep adâleti gözetin.Velev ki, karşınızdaki hasmınız (düşmanınız) olsun. Allah’a verdiğiniz sözü yerine getirin…(En’am-152).

(7): (inkâr, isyan, zulüm,vs) zulüm etmiş her nefis (insan) , bütün yeryüzündeki varlıklara sahip olsaydı, azabı gördükleri vakit hepsi pişman olur ve kendini kurtarmak için onları feda ederdi. Fakat aralarında adâletle hüküm verilmesi taktir edilmiştir. Hiçbirine zulmedilmez (Yunus-54).

(8): ..(Mahkemede) Kitap (amel defterleri) konmuş. Peygamberlerle, şahidler getirilmiş olacaktır. Allah, kullar arasında adâletle hüküm verecek ve kimseye haksızlık yapılmayacaktır (Zümer-69). 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ayşegül

Allah razı olsun sayın yazar.

Ayşegül

Yazılarınızı beğenerek okuyorum.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23