• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

CÂHİLİYE TOPLUMU VE İSLÂM (2)

11 Haziran 2025
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

CÂHİLİYE TOPLUMU VE İSLÂM (2)

PROF. DR. YUSUF ÖZERTÜRK

‘ASR-I CÂHİLİYEDEN’  ‘ASR-I SAÂDETE’

* Allah, yarattığı insanın tabiatını bildiği için, onu her zaman ilâhî Vahiy ile desteklemiştir. Her defasında da insanların çoğu peygamberlerin yolunu terk edip, hevâlarına uymuşlar ve yeryüzünü yaşanmaz kılıp, Cehennem’e çevirmişlerdir.

* Hz.Resûlullah’ın İslâm’ı tebliğe başlamasından önce de, insanlar azıp, sapıtmış ve bir vahşet devrini yaşamaya başlamışlardır. İnsanlar elleriyle yaptıkları putlara tapar olmuşlar, kabilecilik, asabiyet (ırkçılık) hakim güç olmaya başlamış, kuvvetli olanlar haksız da olsalar haklı, zayıf ve kimsesi olmayanlar haklı da olsalar, haksız muamelesi görmüşlerdir. İnsanlar köle olarak alınıp, satılmış, kadınlar birer şehvet aparatı olmuş, kız çocukları değersizleştirilmiş ve hatta diri diri kendi babaları tarafından toprağa gömülür olmuşlardır. Tefecilik, yağma, gasb, her türlü zulüm hayatı zayıf ve fakirlere çekilmez hale getirmiştir. Kur’ân’ın tabiriyle ‘Cahiliye’ olarak tanımlanan böyle bir vahşet asrında Allah, Hz. Peygamber’e Hıra’da Kur’ân’ı tulû ettirmiştir.

* İslâmiyet, Tevhid inancını getirerek putperestliğe karşı tavır almış, her türlü ahlâksızlık, zorbalık, zulüm ve zalimane davranışlarla mücadele etmeye başlamıştır. İslâm, 23 sene gibi kısa bir sürede Câhiliye zihniyetini toplumdan ve gönüllerden söküp, atmıştır. İnsanlık tarihi böyle bir inkılâba şahit olmamıştır. Bu kutlu devre ‘Asr-ı saâdet’ (saâdet asrı) adı verilmiştir. Asr-ı saâdet; Hz.Resulullah’ın (sav) peygamber olarak yaşadığı, İslâm’ın tebliğ, talim (öğretilmesi) ve tatbik edildiği (yaşandığı) ve herkesin huzur içinde mutlu olarak yaşadığı devirdir. Asr-ı saâdet, tarihte eşine rastlanmamış ve bundan sonra da raslanmayacak kutlu bir devirdir. Asr-ı saâdette yaşayan bir Müslümanın bir ayağı Dünya’da, diğer ayağı da Ahiret’te idi. Asr-ı saâdet Müslümanı, Dünya ve Ahiret hayatını birlikte yaşıyordu (1).Asr-ı saâdetle, vahşi-bedevi bir câhiliye toplumundan, medeni-şehirli bir irfân toplumu oluşturulmuştur.

* Asr-ı saâdet’te; Hak, kuvvetin yerini almış ve haklı olan zayıf-kimsesiz de olsa kuvvetli, haksız olan da kuvvetli, güçlü de olsa zayıf olarak görülmüştür. Asabiyet (ırkçılık) ayak altına alınmıştır. Üstünlük, ırkçılıkta, kabilecilikte değil, takvâda (Allah’ın koyduğu hudutlara riayette) görülmüştür. Asr-ı saâdet’te; Zulmün yerini Adalet, torpilin-kayırmacılığın                                                                                                   yerini Liyakât, bencilliğin(egoizmin) yerini İsâr (kendinden ziyade başkalarını düşünme), isrâfın yerini iktisat, tembelliğin yerini çalışma, cehaletin yerini ilim, kibrin yerini tevazu, şiddetin yerini hilm (vakar), şehvetin yerini iffet, ihtirasın yerini kanaat,  vahşetin yerini huzur ve hevânın yerini Hûdâ almıştır.

* Asr-ı saâdet’te; Kadınlar birer şehvet aracı olmaktan çıkarılmış, Allah’ın bir emaneti olarak görülmüştür. Kadınlar fuhuşhanelerden kurtarılıp, baş tacı edilerek, saâdet yuvalarının hanımları yapılmıştır. Kadınlar alınıp, satılan, şehvetleri teskin eden metâ değil, analık gibi kutsal bir mevkiye yükseltilmişlerdir. Analar, azgın sapıkların ayakları altına serilmeyip, ‘Cennet, anaların ayakları altına serilmiştir’.

* ‘ASR-I SAÂDET’ te Dünya esas değil, araçtı. Ahiret ise esas ve amaçtı.

* Câhiliyenin asr-ı saâdete evrilmesinden sonra bile, Hz. Resûlullah (sav) ümmetinin yeniden Câhiliye ahlâkına dönmesinden endişe etmiştir. Gerek Hz. Resûlullah zamanında, gerekse O’ndan sonraki devirlerde, Hz. Peygamber’in bu endişelerini haklı çıkaran, olaylar görülmüştür.

(Müslüman olduktan sonra Evs ve Hazreç kabileleri arasında cereyan eden ‘Câhiliye asabiyesi (ırkçılığı) hadisesi, Ebu-Zer-i Gıfari’nin, Bilâl-i Habeşi’ye ‘kara karının oğlu’ demesi). Bu yüzden Hz. Peygamber, yeniden Câhiliye ahlâkına dönmemeleri hususunda insanlara, pek çok uyarıda bulunmuştur.

* Asr-ı saâdetten sonraki her asırda Dünya (nefsanî yaşayış), peyder pey araç olmaktan çıkıp, amaç olmaya evrildi. ‘Din, amaç olmaktan çıkarılıp saltanata araç yapıldı’. Bu durum Emevi saltanatıyla başladı ve sonraki devirlerdeki hanedanlıklarda da devam edegeldi.

* Ekser Müslüman, Fenâ yurdunu (dünya), Bekâ yurduna (Ahiret) tercih eder oldu. Müslümanlar sekülerleştiler (dünyevileştiler).

* Müslümanlar dilleriyle hep bekâ bekâ (Ahiret) dediler. Lâkin hareketleri, yaşayışları hep ‘fenâ fenâ (dünya)’ dedi.

* Din mânâsından sıyrılıp, bir takım şekillere, ritüellere indirgendi.

* Hakperestlik, nefisperestliğe evrildi. Allah’a ihlâslı kulluğun yerini, ‘aciz kullara kulluk etme’ aldı. Ekser Müslüman Kur’ân ahlâkını terk edip, ‘Câhiliye ahlâkına geri döndü. Hz.Resûlullah’a biatın yerini ‘Tagûtlara tâbi olma’ aldı.

* Allah-û  Teâlâ,  ihlâslı, hâlis, muhlis kullarının hâmisidir, münâfıkların, müşriklerin, fâsıkların değil. Ne mutlu o sâdıklara ve muhlislere ki, Hz. Resulullah’ın (sav) rehberliğinde, Allah’a  ihlâsla tam itâât ederler.

* El Bâki, hüvel Bâki’ (Bâki olan yalnızca Allah-ü Teâlâ’dır.).

Devam edecek…

(1): “Peygamber kendisine Rabb’inden indirilen Kur’ân’a iman etti. Mü’minler de iman ettiler. Hepsi Allah’a, Meleklerine, Kitaplarına ve Peygamberlerine inandılar. ’Biz Allah’ın Peygamberlerinden hiçbirini diğerinden farklı görmeyiz’ dediler. Şunu da söylediler; ‘işittik ve itaât ettik’. Ey Rabb’imiz, senin affını dileriz. Dönüşümüz de ancak Sanadır’’ (Bakara-285)

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vehbi

Sayın yazar,tağut kelimesini sonraki yazınız da açarmısınız?

Nedim

Yazara sormak gerekiyor.Osmanli sonrası İslam dünyası emperyalistlerin sistemlerine geçişle mesala batılıların başta yasama ve yargı gücü nün Allah cc elinden ukdesinden hakimiyetinden alıp kişilere diktatörlere kurumlara vermelerine uyarak CAHİLİYYE ye Ebu cehil sistemlerine girmiş olmadılar mı.Vahiy doğrultusunda hayat tarzı yerine beşer hayat tarzları oluşmadı mı? Yasama ve yargı gücü Allah in mi başkalarının mi?Bunlara cevab verse yazar insanlar için çok faydalı olurdu.Peki sistem değişikliğini ne sebeple olursa olsun dert edinmeyenlere veya Kur'an'a sünnete icmaya göre dert edinmeyenlere ne der yazar.. Peki insanlar atalarından dedelerinden babalarından Müslüman olduklarını o şekilde doğduklarıni söyleyip ama akaid konularını bilmemelerine ve bunun sonucunda Kur'an'a sünnete icmaya göre sapkınlıklar içinde olmalarına ne der yazar.Ve bu olumsuzlukları düzeltmek için ne yapıyor.Acaba insanları gerçek ihtiyaç olan konularda mi bilgilendiriyor yoksa problem yok veya çok az siz iyisiniz ama bunları da bilin deyip faydasız bir ilme mi sevkediyor..Sorular sorular.Cunku bizim canımız yanıyor.Sistem değişikliği olduğu hâlde dedelerimiz atalarımız boş boş bakmış ve itaat ederek canlarını mallarını kurtarmislar fakat dinlerini.... Hâlbuki Resulullah sav,"dünya ile din arasında kalırsanız dininizi seçin,din ile canınız arasında kalırsanız yine dininizi seçin buyruğunu ve Kuran'da anlatılan dinleri için ateş çukuruna atılan ashabı uhdut u veya Resulullah sav Ebu derda ra 'a"lime lime edilseniz bile şirk (küfür) işlemeyin ve namazı terk etmeyin "sözlerini hatırlatan da olmadı hatırlayan da..Bir de belamlik yaparak (bilerek bilmeyerek Allah'ın dinini carpitan herkes belamdir bu dinin sahibi var unutmamak gerekir) yok ikrah yok zaruret vb kavramlarla hem kendilerini hemde başkalarını saptiranlar ikrah in Ammar ra rivayetleri ile anlatılan anne babası şehid edilerek kendisi ne de ölümcül işkence altında küfür sözler soyletmeleri ve o anda olan biten yani hem Nahl 106 hemde Ammar ra rivayetleri ni sahabe ve onlara Tevbe 100 da anlatıldığı gibi güzelce tâbi olan âlimler nasıl anlamış yaşamış inanmişsa o şekilde olsaydı haktan ayrılmazlar di.Ve zaruret kavramının fıkhi amelî konularda olduğunu ve Kuran'da haram etleri veya şarabı ölmemek için o anki bir izin olduğunu öğrendiler ve şeytan gibi hakkında bilgi olmadan yorum yapmasaydilar sapmazlardi.Kurani sünneti sahabe nasıl anlamış yaşamış inanmişsa o şekilde olmak zorunluluğu vardır der âlimler.72 firkadan olmamak için..nisa 115 e ve Tevbe 100 'e uymak için
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23