Aşûrâ günü ve Kerbelâ olayının düşündürdükleri (4)
Aşûrâ günü ve Kerbelâ olayının düşündürdükleri (4)
PROF. DR. YUSUF ÖZERTÜRK
Hz. HÜSEYİN’İN KERBELA’DA ŞEHİD EDİLMESİ
* Hz. Hüseyin (r. a)’nin geri dönme teklifi kabul edilmemiş ve ısrarla Yezid’e biat etmesi istenmiştir. Hz. Hüseyin’in Yezid’e biat etmesi mümkün değildi. Çünkü O, geçici dünya ve saltanat için başkaldırmamış, hak ve adalet için mücadeleye karar vermişti. Bu yüzden Yezid’e biat etmeyi şiddetle reddetti. Sadece kafiledeki kadın ve çocukların bırakılmasını ve geri dönmelerine müsaade edilmesini talep etti. Karşı taraf Hz. Hüseyin’nin bu teklifini de geri çevirdi. 9 Muharrem’de kafilenin suyu tamamen tükendi. Hz. Hüseyin için teslim olmak, veya savaşmaktan başka bir seçenek kalmamıştı. Hz. Hüseyin sabaha kadar ibadet edeceklerini, bu sebeple de Ömer’den (Sa’d ibn Vakkas’ın oğlu) sabaha kadar müsaade etmesini istedi. Ömer bin Sa’d bu isteği kabul etti. Muharrem ayının onunda Hz. Hüseyin beraberindekilere, teslim olmayacağını ve savaşacağını söyledi. Sayıca az olmalarına rağmen savaşmayı tercih etmeleri mutlak ölüm demekti. Ama onlar teslim olmak yerine ölümü bile bile tercih ettiler.
Hz. Hüseyin’in adamları düşman ordusunun ön saflarına yanaşıp, düşman ordusundaki akraba ve arkadaşlarıyla konuşarak onlardan savaşmamalarını istediler. Hz. Hüseyin de karşı tarafın askerlerine bir konuşma yaptı. Bu konuşma öyle tesirli oldu ki, Yezid’in kumandanlarından Hûr, birliğinden ayrılarak Hz. Hüseyin’in tarafına geçti. Ömer ibn Sa’d adamlarının saf değiştirmesinden korkup, Hz. Hüseyin’e ilk oku atarak savaşı başlattı. Gelenek üzere savaş evvela teke tek er dileme(düello) şeklinde başladı. Hz. Hüseyin önce Temim bin Kâhta ile savaştı ve onu bir kılıç darbesiyle öldürdü. Sonra Arap aleminin korkulan savaşçısı Zeyd bin Ebdahi karşısına çıktı.
Hz. Hüseyin onu da saf dışı etti. Daha sonra Hûr ve Hz. Ali (r.a)’nin arkadaşlarından Habib bin Mezahir döğüşerek hayatlarını kaybettiler. Sonra Hz. Hüseyin’in akrabaları döğüştüler. Hz. Hüseyin’in oğlu Ali el ekber, kardeşi Hz. Hasan’ın (r.a) oğlu Kasım, sancaktarı Abbas sırayla hayatlarını kaybettiler. Bu arada Yezid’in askerlerinden de epeyce kayıp olmuştu. Kadınlar ve çocuklar çadırlarda birbirlerine sarılarak savaşın neticesini bekliyorlardı. Hz. Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin savaşamayacak kadar hastaydı. Hz. Hüseyin’in diğer oğlu Ali Asgar ise henüz 6 aylıktı ve susuzluktan ölmek üzereydi. Hz. Hüseyin oğlunu kucağına aldı ve Yezid’in askerlerinin karşısına geçerek bebeğe bir yudum su vermelerini istedi. Ama bebeğe bir yudum suyu vermeyi çok gördüler. Ve bebek biraz sonra vefat etti. Hz. Hüseyin oğlunu oracıkta gömdükten sonra tekrar düşmanın karşısına çıktı.
Ömer bin Sa’d, bire bir savaşta çok kayıp verdiğinden toplu hücuma geçtiler. Ve dört bir taraftan ok ve mızraklar Hz. Hüseyin’in üzerine yağmaya başladı. Şimr bin Zi’l Cevşen, Hz. Hüseyin’in kılıçla kafasını keserek O’nu şehid etti. H. 61 senesinde Hz. Peygamber’in (sav)boynundan öptüğü sevgili torunu, Cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin’in kanı, susuz bırakıldıkları Kerbela çölünü suladı. Daha sonra ‘gam ve kedere bürünen Kerbela’ mü’minlerin vicdanını da kedere boğacak ve zalimler de bu kanda boğulacak ve Kıyamete kadar lanetle anılacaklardır. Hz. Hüseyin ile beraber hareket eden 72 kişinin tamamı da şehid edilmiştir. Daha sonra Yezid’in askerleri çadırlara girerek kampı yağmaladılar, kadın ve çocukları esir aldılar. Hz. Hüseyin(r.a) başı, kızları, kardeşleri ve hasta olan Zeynel Abidin Ubeydullah bin Ziyad’a götürüldü. Ubeydullah bunları Dımaşk’ta(Şam’da) bulunan Yezid’e gönderdi. Hz. Hüseyin ve ölen 72 kişinin cesedi Ben-i Esed mensubu el Gadiriye köylüleri tarafından Kerbela’da defnedildi.
* Kerbela’dan Kûfe’ye, oradan da Şam’a yapılan yolculuklarda Hz. Hüseyin’in kız kardeşi Zeynep ve oğlu Zeynel Abidin her fırsatta Kerbela’da işlenen cinayetleri ve Yezid’in zulmünü ahaliye anlattılar. Zeynep bint Ali, Yezid’in mahkemesinde de Yezid’in yüzüne karşı halifeliğinin geçersiz olduğunu ve kardeşinin Hakk ve adalet namına yaptığı mücadeleyi övdü. Esirler Şam’da bir sene kadar tutuldular. Bu süre zarfında Hz. Hüseyin’in dört yaşındaki kızı Sakine bint Hüseyin kahrından öldü. Yerel halk tutukluları hapiste yalnız bırakmadılar. Halk arasında Yezid aleyhinde dedikodular baş gösterdi. Durumdan endişelenen Yezid daha fazla yıpranmamak için hapiste olan Hz. Hüseyin’in aile efradını Medine’ye gönderdi (1, 2, 3).
Hz. Hüseyin’in öldürülmesinden sorumlu olanlar
* Baş sorumlu Muaviye’nin oğlu Yezid’dir. Sonra Kûfe valisi Ubeydullah bin Ziyad, birlik komutanı Ömer bin Sa’d ibn Ebi Vakkas (Ebi Vakkas’ın oğlu) ve Hz. Ali’ye(r. a), Hz. Hasan’a ve Hz. Hüseyin’e ihanet eden Kûfe ahalisidir.
Hz. HÜSEYİN’İN (r.a) BAŞI MESELESİ
* Hz. Hüseyin’in başının nerede defnedildiği meselesinde muhtelif rivayetler vardır. Bunlardan bazıları şu şekildedir: a-Kûfe’de defnedilmiştir. b-Şam’a Yezid’e gönderilmiş ve orada defnedilmiştir. c-Medine’ye gönderilmiş ve Bâki mezarlığına defnedilmiştir (Muhammed Şamil es Sülemi). Bunlardan akla daha makul geleni Şam’da gömülü olduğudur. Çünkü başı Yezid’e gönderilmiştir.
HZ. HÜSEYİN’İN DUDAĞINA ÇUBUKLA DOKUNMA OLAYI
* Hz. Hüseyin’in kesilmiş başına ve dudağına çubukla dokunma olayında hadis ravileri ve tarihçiler arasında görüş ayrılığı vardır. Muhammed ibn Sa’d ve Tabarani’ye göre, hem Ubeydullah ve hem de Yezid bunu yapmıştır(1).
Devam edecek...
Kaynakça
(1): Muhammed Sadık Hamidî, Âyet ve Hadislerle Ehl-i Beyt. Beka, Nisan-2023
(2): Mustafa Öz, Kerbela. TDV İslâm Ansiklopedisi 2022 25. Cild; 271-272
(3): Asım Köksal, İslam Tarihi. XI. cilt;167-212