• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

Aşûrâ günü ve Kerbelâ olayının düşündürdükleri (3)

09 Temmuz 2025
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

Aşûrâ günü ve Kerbelâ olayının düşündürdükleri (3)

PROF. DR. YUSUF ÖZERTÜRK

Hz. HÜSEYİN’İN HİLÂFET MÜCADELESİ

* Muaviye, Hz. Hasan’la yaptığı anlaşmaya uymayıp, oğlu Yezid’i veliaht ilan etmişti. Muaviye ölünce Yezid kendini halife ilan etti ve Hz. Hüseyin’in de kendisine biat etmesini istedi. Hz.Hüseyin (r.a) Yezid’e biat etmeyerek Mekke’ye gitmişti. Hz. Hüseyin Mekke’de bulunduğu süre içinde Mekkeliler ve civar bölgelerdeki halk kendisini ziyarete geliyorlardı. Bunların içinde Zübeyr bin Avvam’ın oğlu Abdullah da vardı. Diğer taraftan Yezid’e biat edildiğini öğrenen Kûfeliler bu durumdan memnun olmadılar. Kendi aralarında toplanarak Hz. Hüseyin’e biat etme kararı aldılar. Kûfeliler Hz. Hüseyin’in Irak’a gelmesi için O’na yüzden ziyade mektup gönderdiler. Hz. Hüseyin, Kûfelilere cevaben ‘ne yapmak istediğinizi anlıyorum. Şimdi size amcamın oğlu ve güvendiğim Müslim bin Akil’i gönderiyorum. Ona sizinle görüştükten sonra bana durumu bildirmesini söyledim. Eğer bütün ileri gelenlerin ve halkın kararı bana yazdıklarınız gibiyse, davetinizi kabul edip gelirim. Yemin ederim ki, halife, Kur’ân ile amel eden, Hak dini yaşayan ve adaletten ayrılmayan bir kimse olmalıdır’ diye Kûfelilere cevap gönderdi. Hz. Hüseyin, daha önce Babası Hz. Ali’ye (r.a) ve ağabeyi Hz. Hasan’a (r.a) ihanet eden Iraklılara açıkçası güvenmiyordu. Bu sebeple Kûfelilerin gerçek niyetlerini anlamak için Müslim bin Akil’i çağırarak, O’na ‘Allah’ın yolundan ayrılmamasını, bu meseleyi gizli tutmasını ve eğer halk birlik olmuşsa ve samimi olduklarına kanaat getirirse durumu kendisine bildirmesini tembih etti’ ve Müslim’i Kûfe’ye gönderdi. Müslim Kûfe’ye varınca Kûfelilerin ileri gelenleriyle görüştü. Yaklaşık 18.000 kişi Müslim’in eli üzerine Hz. Hüseyin’e(r.a) biat ettiler (Halife seçtiler.).Yezid’in Kûfe valisi Numan bin Beşir durumu öğrenince Müslim’e bir kötülük yapmak istemedi. Sadece Kûfelileri toplayarak onları ikaz etti. Yezid’in adamları Kûfe’deki durumu Yezid’e bildirdiler.Ve yumuşak tabiatlı olan Numan’ın görevden alınmasını istediler. Yezid, Numan’ı görevden alarak, yerine Basra valisi sert tabiatlı ve acımasız olan Ubeydullah bin Ziyad’ı Kûfe’ye vali olarak tayin etti. Ubeydullah, bir ihbar üzerine Müslim’i yakalatarak öldürttü. Kûfeliler yine yapacaklarını yapmışlar ve döneklik yaparak Müslim’e sahip çıkmayıp, onun ölümüne seyirci kalmışlardır. Bir kişi/topluluk bir kere döneklik yapmışsa, artık ona/onlara güvenmek ahmaklıktır. Bu durum ‘Bir mü’min bir deliğe parmağını iki defa sokarak ısıttırmaz’ hadisini bir kere daha doğrulamış oldu(1).

* Mekke’de bulunan Hz. Hüseyin Kûfe’ye gitmeye karar vermişti. İçlerinde Abdullah bin Abbas’ın da bulunduğu çeşitli kimseler kendisine gelerek şöyle dediler; ’Duyduğumuza göre Irak’a gidiyormuşsun. Allah böyle bir şey yaptırmasın! Iraklıların daha önce babana, ağabeyine yaptıkları ihaneti sana da yapmalarından korkarız. Mücadelende seni yalnız bırakmalarından ve hatta sana karşı isyanda bulunmalarından endişe ederiz’ demelerine rağmen Hz. Hüseyin aile fertlerinin de içinde olduğu yaklaşık 70 kişi ile birlikte Kûfe’ye doğru yola çıktı. Hz. Hüseyin, Müslim’in öldürüldüğünden habersizdi. Hz. Hüseyin, yolda Abdullah bin Cafer’den bir mektup aldı. Mektupta Abdullah, Allah’a yemin vererek dönmesini istiyordu. Hz. Hüseyin, Sa’lebiye denilen yere gelindiğinde Müslim bin Akil’in öldürüldüğü haberini aldı. Beraberinde bulunanlardan bazıları ‘Allah için buradan geri dön. Kûfe’de senin yardımcın ve taraftarın yoktur. Hatta onların sana karşı tavır almalarından korkarız’ demelerine rağmen Hz. Hüseyin adeta ‘gözü bağlanmış kurbanlık’ gibi hiçbir uyarıya aldırış etmeden katledileceği mahalle (Kerbela’ya) doğru ilerlemesine devam ediyordu. Hz. Hüseyin,bir avuç taraftarıyla bir şey yapamayacağını ve öldürüleceğini belki de biliyordu. Ama ölümünün, Yezid’in kötülüğünün dünyaya yayılmasını önleyeceği ve hakkın, adaletin değerinin bir daha anlaşılmasına yarayacağını düşünüyordu. ‘Kim bilir belki de Kader’in ona biçtiği rolü oynayacaktı’.

* Ey cahil! Hakikâtini bilmediğin bir meselede ileri geri konuşma! Gönül ehlinin işlerine akıl, sır ermez.ÂLİM-İ HAKÎM abes iş yapmaz. Gönül ehli Allah’tan başkasına tapmaz. ‘Sır vardır sır içinde’.Hz. Hüseyin maiyetiyle birlikte Fırat nehri kenarındaki Kerbela çölünde kamp kurdu. Kûfe valisi Ubeydullah, Ömer bin Sa’d komutasında 4.500 kişilik bir birliği Hz. Hüseyin’e karşı gönderdi. Ubeydullah, Ömer’e, Hz. Hüseyin’den Yezid adına biat almasını, aksi taktirde onları susuz bırakmasını emretti. Hz. Hüseyin, Ömer’in Yezid’e biat teklifini kabul etmedi. Ve kuşatmanın kaldırılmasını, kendisi ile birlikte ailesi ve taraftarlarının da Irak’ı terketmesine izin verilmesini istedi. Ömer bin Sa’d bu teklifi kabul etti ve Ubeydullah ‘bin Ziyad’a bildirdi. Birlik komutanı Ömer’in bu teklifi kabul görmedi. Ömer’in, Hüseyin ve beraberindekileri öldürmesini yoksa canından olacağı bildirildi. Hz. Hüseyin ve beraberindekiler, zulme boyun eğip şerefsizce yaşamaktansa, Allah yolunda şerefle ölmeyi tercih ettiler. Bunun üzerine Yezid’in askerleri kampın etrafını kuşattılar. Yedi Muharrem’de Ömer bin Sa’d çemberi daralttı ve su yollarını kesti. Böylece koca Fırat akarken, Hz. Peygamber (sav)’in  ‘Cennet gençlerinin efendisi’ dediği torunu Hz.Hüseyin Kerbela çölünde bir yudum suya muhtaç bırakıldı (2). Bunun üzerine Hz. Hüseyin ,yanındakilere gece karanlığından faydalanarak kaçmalarını söyledi. Ancak kimse yerinden kımıldamadı ve O’nu yalnız bırakmadılar.

Gelecek yazı Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehid edilmesi.

(1) (Akıllı ve firasetli) ‘Mü’min aynı delikten iki defa sokulmaz,ısırılmaz’ (Buhârî,Edeb;83. Müslim,Zühd;63).

(2) “Her kim Cennet gençlerinin efendisine bakmak istiyorsa buna (Hüseyin’e) baksın”. (Ahmed ibn Hanbel,Fezailu’s sahabe;2/775-1372.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Nedim

Bu Kerbela yazılarıyla ne yapmak istiyorsunuz.Emeviler yok.Fakat bütün Sünni yani onların tezini kabul etmeyenleri Yezid diye adlandıran Şiiler i sevindirip büyük bir fitne olan bir meseleyi gündeme sokuyursunuz.Bu neye hizmet edecek neyi hedefliyorsunuz.Ne yani Osmanlı sonrası İslam dünyasında esas sorun bu mu? Anlattığıniz Osmanlı sonrası İslam dünyası na ne kazandıracak.Şiiler bu yazdiklarinizla Tevbe 100 le temize çıkan sahabelere artık sovmeyecek o kirli ağızlarını mi temizleyecek ve kendilerinden olmayanlar i Yezid görmekten adlandırmak tan vaz mı geçecekler.Ummet birlik mi olacak Bütün mesele bu mu yani.. Tarih ilmî yalanlarla dolu abartı dedikodu ve zann la dolu bir disiplindir.Ancak Kur'an ve sahih sünnetle desteklenir se veya ilim diye bilinen ve uğrunda yolculuklar yapılan hadis ilmi yöntemleriyle oluşturulan bilgiler ancak geçerli olur.Mesala bu anlattıklarınız olaya şahit olan duyan sahabeler hayatta olduğu için onların olayı anlatan sözleri olmalı kutibussitte gibi sahih kitaplar da..Mevkuf haberler olmalı yani Sahabe sözleri olmalı..Yoksa sizde Şiî tezini savunan şiiler durumuna düşersiniz.Şoyle ki Ali ra in imamet hakkı başta olmak üzere olan şii tezlerin Sünni ve Şiî kaynaklarda mesala Şiilerin kuleyni gibi hadis kitaplarında bu tezi doğrulayan olayın kahramanları olan Ali ra ve ailesi Fatıma ranhm ve çocukları Hasan ra ve Hüseyin ra in direk sözleri olması gerekmez mi?İmamet hakkı şöyle şöyle Ebubekir ra ile Ömer ra ve diğer sahabeler filanla yendi şöyle oldu.Ali ra Resulullah sav in defin işleri ile meşgulken filan veya Fatıma ranhm kocaman in hakkını yediler filan veya Hasan ra Hüseyin ra in bu tezi doğrulayan sözleri olmalı değil mi.peki nerde.Ayni şekilde yazara da soruyoruz o kadar ayrıntısına kadar yazdıkları ve tarihte Şiî lerin Kerbela tezini destekleyecek şahit olan sahabe sözleri Mevkuf hadisler olmalı değil mi.Ve bu haberler bütün ümmetin kabul ettigi hadis kitaplarında rivayetlerde olmalı Buhari de muslim de.. diğerlerinde..Muvatta da ve musned te olmalı değil mi?peki nerede bu olayı anlatan sahih haberler.Anlattiginiza göre Hüseyin ra müslümanlar arasında iç savaş çıkartacak girişimi onca alim sahabe uyardığı halde gittiği siyasi bir tercih yaptığı görülüyor.Cunku ehlisunne itikadı ve usulünde imam maverdi vb alimlerden öğrendiğimize göre şartlar olmadığı halde böyle bir kalkışma hayırlı bir netice alamayacağı dan fitneye sebep olur.Mesala emevi güçlerini Hüseyin ra gibi birini şehid etmelerine sebep olmak ve diğer olumsuzluklar a sebep olmak gibi.Peki Yezid b Muaviye nin direk cinayeti işlediğine dair apaçık belge nerede.Dedikodu zann değil ilimle..subutu ve delaleti kat'i olacak şekilde.. Hüseyin ra gibi Resulullah sav in torunun şehid edilmesini hiçbir müslüman affedemez o başka..Fakat Şiiler Yezid yaptı demelerine siz ne diyorsunuz.Cinayeti kim işledi.Kesin hukukî belgeler nerede ve İslam ümmetinin kazancı ne olacak.. Osmanlı sonrası İslam dünyası biran evvel Kur'an'a sünnete ve bu iki kaynağın sahih meşru anlamı olan sahabe icmaina dönüp bu doğrultuda toplum ve devlet yapilanmasima gidilmelidir.Emperyalust CAHİLİYYE ürünü olan yasama ve yargı gücü nün Allah cc elinden ukdesinden hakimiyetinden alınıp kişilere kurumlara verilmesi sisteminden biran evvel kurtulmalı 600 yıllık hatta 14 asırlık sistem e donulmelidir.Saltanata değil asrı saadet sistemine..İnsanlara Sünni ve Şiî iddiası taşıyanlara peygamber ve ashab yolu akidesi anlatılmalı bu akideye cagrilmalidirlar.Delilleriyle insanların en alt tabakasından en üst tabakasına kadar olan herkese hem subuten hem de delaleten kati bir şekilde kayıt altında olan akideye dine donulmelidir çare budur vesselam

Göktuğ

"Hz. Hüseyin,bir avuç taraftarıyla bir şey yapamayacağını ve öldürüleceğini belki de biliyordu. Ama ölümünün, Yezid’in kötülüğünün dünyaya yayılmasını önleyeceği ve hakkın, adaletin değerinin bir daha anlaşılmasına yarayacağını düşünüyordu. ‘Kim bilir belki de Kader’in ona biçtiği rolü oynayacaktı’." Hoca islam itikadı gibi pazarlama. 
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23