Aşûrâ günü ve Kerbelâ olayının düşündürdükleri (3)
Aşûrâ günü ve Kerbelâ olayının düşündürdükleri (3)
PROF. DR. YUSUF ÖZERTÜRK
Hz. HÜSEYİN’İN HİLÂFET MÜCADELESİ
* Muaviye, Hz. Hasan’la yaptığı anlaşmaya uymayıp, oğlu Yezid’i veliaht ilan etmişti. Muaviye ölünce Yezid kendini halife ilan etti ve Hz. Hüseyin’in de kendisine biat etmesini istedi. Hz.Hüseyin (r.a) Yezid’e biat etmeyerek Mekke’ye gitmişti. Hz. Hüseyin Mekke’de bulunduğu süre içinde Mekkeliler ve civar bölgelerdeki halk kendisini ziyarete geliyorlardı. Bunların içinde Zübeyr bin Avvam’ın oğlu Abdullah da vardı. Diğer taraftan Yezid’e biat edildiğini öğrenen Kûfeliler bu durumdan memnun olmadılar. Kendi aralarında toplanarak Hz. Hüseyin’e biat etme kararı aldılar. Kûfeliler Hz. Hüseyin’in Irak’a gelmesi için O’na yüzden ziyade mektup gönderdiler. Hz. Hüseyin, Kûfelilere cevaben ‘ne yapmak istediğinizi anlıyorum. Şimdi size amcamın oğlu ve güvendiğim Müslim bin Akil’i gönderiyorum. Ona sizinle görüştükten sonra bana durumu bildirmesini söyledim. Eğer bütün ileri gelenlerin ve halkın kararı bana yazdıklarınız gibiyse, davetinizi kabul edip gelirim. Yemin ederim ki, halife, Kur’ân ile amel eden, Hak dini yaşayan ve adaletten ayrılmayan bir kimse olmalıdır’ diye Kûfelilere cevap gönderdi. Hz. Hüseyin, daha önce Babası Hz. Ali’ye (r.a) ve ağabeyi Hz. Hasan’a (r.a) ihanet eden Iraklılara açıkçası güvenmiyordu. Bu sebeple Kûfelilerin gerçek niyetlerini anlamak için Müslim bin Akil’i çağırarak, O’na ‘Allah’ın yolundan ayrılmamasını, bu meseleyi gizli tutmasını ve eğer halk birlik olmuşsa ve samimi olduklarına kanaat getirirse durumu kendisine bildirmesini tembih etti’ ve Müslim’i Kûfe’ye gönderdi. Müslim Kûfe’ye varınca Kûfelilerin ileri gelenleriyle görüştü. Yaklaşık 18.000 kişi Müslim’in eli üzerine Hz. Hüseyin’e(r.a) biat ettiler (Halife seçtiler.).Yezid’in Kûfe valisi Numan bin Beşir durumu öğrenince Müslim’e bir kötülük yapmak istemedi. Sadece Kûfelileri toplayarak onları ikaz etti. Yezid’in adamları Kûfe’deki durumu Yezid’e bildirdiler.Ve yumuşak tabiatlı olan Numan’ın görevden alınmasını istediler. Yezid, Numan’ı görevden alarak, yerine Basra valisi sert tabiatlı ve acımasız olan Ubeydullah bin Ziyad’ı Kûfe’ye vali olarak tayin etti. Ubeydullah, bir ihbar üzerine Müslim’i yakalatarak öldürttü. Kûfeliler yine yapacaklarını yapmışlar ve döneklik yaparak Müslim’e sahip çıkmayıp, onun ölümüne seyirci kalmışlardır. Bir kişi/topluluk bir kere döneklik yapmışsa, artık ona/onlara güvenmek ahmaklıktır. Bu durum ‘Bir mü’min bir deliğe parmağını iki defa sokarak ısıttırmaz’ hadisini bir kere daha doğrulamış oldu(1).
* Mekke’de bulunan Hz. Hüseyin Kûfe’ye gitmeye karar vermişti. İçlerinde Abdullah bin Abbas’ın da bulunduğu çeşitli kimseler kendisine gelerek şöyle dediler; ’Duyduğumuza göre Irak’a gidiyormuşsun. Allah böyle bir şey yaptırmasın! Iraklıların daha önce babana, ağabeyine yaptıkları ihaneti sana da yapmalarından korkarız. Mücadelende seni yalnız bırakmalarından ve hatta sana karşı isyanda bulunmalarından endişe ederiz’ demelerine rağmen Hz. Hüseyin aile fertlerinin de içinde olduğu yaklaşık 70 kişi ile birlikte Kûfe’ye doğru yola çıktı. Hz. Hüseyin, Müslim’in öldürüldüğünden habersizdi. Hz. Hüseyin, yolda Abdullah bin Cafer’den bir mektup aldı. Mektupta Abdullah, Allah’a yemin vererek dönmesini istiyordu. Hz. Hüseyin, Sa’lebiye denilen yere gelindiğinde Müslim bin Akil’in öldürüldüğü haberini aldı. Beraberinde bulunanlardan bazıları ‘Allah için buradan geri dön. Kûfe’de senin yardımcın ve taraftarın yoktur. Hatta onların sana karşı tavır almalarından korkarız’ demelerine rağmen Hz. Hüseyin adeta ‘gözü bağlanmış kurbanlık’ gibi hiçbir uyarıya aldırış etmeden katledileceği mahalle (Kerbela’ya) doğru ilerlemesine devam ediyordu. Hz. Hüseyin,bir avuç taraftarıyla bir şey yapamayacağını ve öldürüleceğini belki de biliyordu. Ama ölümünün, Yezid’in kötülüğünün dünyaya yayılmasını önleyeceği ve hakkın, adaletin değerinin bir daha anlaşılmasına yarayacağını düşünüyordu. ‘Kim bilir belki de Kader’in ona biçtiği rolü oynayacaktı’.
* Ey cahil! Hakikâtini bilmediğin bir meselede ileri geri konuşma! Gönül ehlinin işlerine akıl, sır ermez.ÂLİM-İ HAKÎM abes iş yapmaz. Gönül ehli Allah’tan başkasına tapmaz. ‘Sır vardır sır içinde’.Hz. Hüseyin maiyetiyle birlikte Fırat nehri kenarındaki Kerbela çölünde kamp kurdu. Kûfe valisi Ubeydullah, Ömer bin Sa’d komutasında 4.500 kişilik bir birliği Hz. Hüseyin’e karşı gönderdi. Ubeydullah, Ömer’e, Hz. Hüseyin’den Yezid adına biat almasını, aksi taktirde onları susuz bırakmasını emretti. Hz. Hüseyin, Ömer’in Yezid’e biat teklifini kabul etmedi. Ve kuşatmanın kaldırılmasını, kendisi ile birlikte ailesi ve taraftarlarının da Irak’ı terketmesine izin verilmesini istedi. Ömer bin Sa’d bu teklifi kabul etti ve Ubeydullah ‘bin Ziyad’a bildirdi. Birlik komutanı Ömer’in bu teklifi kabul görmedi. Ömer’in, Hüseyin ve beraberindekileri öldürmesini yoksa canından olacağı bildirildi. Hz. Hüseyin ve beraberindekiler, zulme boyun eğip şerefsizce yaşamaktansa, Allah yolunda şerefle ölmeyi tercih ettiler. Bunun üzerine Yezid’in askerleri kampın etrafını kuşattılar. Yedi Muharrem’de Ömer bin Sa’d çemberi daralttı ve su yollarını kesti. Böylece koca Fırat akarken, Hz. Peygamber (sav)’in ‘Cennet gençlerinin efendisi’ dediği torunu Hz.Hüseyin Kerbela çölünde bir yudum suya muhtaç bırakıldı (2). Bunun üzerine Hz. Hüseyin ,yanındakilere gece karanlığından faydalanarak kaçmalarını söyledi. Ancak kimse yerinden kımıldamadı ve O’nu yalnız bırakmadılar.
Gelecek yazı Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehid edilmesi.
(1) (Akıllı ve firasetli) ‘Mü’min aynı delikten iki defa sokulmaz,ısırılmaz’ (Buhârî,Edeb;83. Müslim,Zühd;63).
(2) “Her kim Cennet gençlerinin efendisine bakmak istiyorsa buna (Hüseyin’e) baksın”. (Ahmed ibn Hanbel,Fezailu’s sahabe;2/775-1372.