Aşûrâ günü ve Kerbelâ olayının düşündürdükleri (2)
Aşûrâ günü ve Kerbelâ olayının düşündürdükleri (2)
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
KERBELA HADİSESİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
* Hz. Muhammed’in (sav)torunu Hazreti Hüseyin (r.a) ve beraberindeki 72 kişinin şehit düştüğü Kerbelâ olayı islâm alemi açısından büyük bir önem arzetmektedir. Yüzyıllardır ümmetin içinde hiç dinmeyen bir acı ve hiç sönmeyen bir ateş olarak kalmış olan bu vaka, siyasal İslâm tarihine de kara bir leke olarak geçmiştir. İslâm, amaç olmaktan çıkarılıp, iktidara araç yapılırsa, iktidar sahipleri İslâm’dan uzaklaşarak istibdat, adaletsizlik, hatta katmerli zulüm yaparlar. Kerbelâ’da yaşananlar bunun tipik bir örneğidir. Emevi halifesi(devlet başkanı) Yezid ve ümerasının saltanat uğruna Ehl-i beyt mensuplarına yaptıkları katliam, İslâm ümmeti içinde kapanmayan bir yara olarak devam etmektedir. Şimdi kısaca Kerbelâ hadisesinin ne olduğundan bahsedelim.
KERBELÂ HADİSESİ NEDİR?
Olayların arka planı
* Hz.Ali(r.a)’nin 661’de Haricilerden Abdurrahman ibn Mülcem tarafından şehid edilmesinden sonra, Iraklılar Hz. Hasan’ı (ra) halife seçtiler. Muaviye, Hz.Hasan’ın hilafetini tanımadı. Hz. Hasan halife seçildikten kısa bir müddet sonra namazda iken suikasta uğradı. Bu suikasttan yaralanarak kurtuldu. Hz. Hasan kendisine biat edenlerin ısrarı üzerine Muaviye ile savaşmayı kabul etti ve büyük bir askeri kuvvetle Medain’e geldi. Medain’de ikinci defa suikasti uğradı. Muaviye Hz. Hasan’ın büyük bir ordu ile geldiğini haber alınca Hz .Hasan’la sulh etmek için adamlarını gönderdi. Hz.Hasan ile Muaviye arasında bir sulh anlaşması yapıldı. Buna göre; 1-Hz. Hasan’ın kendisinin ve aile fertlerinin borçları hazineden ödenecek. 2-Hz.Ali’ye hakaret edilmeyecek. 3-Hayatta olduğu müddetçe Fars(İran) bölgesinin vergisi kendisine (Medine’ye) gönderilecek. 4-Halife, Muaviye’den sonra şûrâ(meclis) tarafından seçilecek. Muaviye, Hz.Hasan’ın bu şartlarını kabul etti. Böylece Hz. Hasan sulhu tercih ederek kan dökülmesine mani oldu. Bununla da, Hz.Resûlullah’ın gayb âşina sözü bir daha gerçekleşmiş oldu. (1) Kufeliler, Hz. Hasan’ın Muaviye ile sulh olmasına kızdılar ve O’nu terk ettiler. Hz.Hasan Medine’de müteaddid defa zehirlendi. Hz.Hasan’nın zehirlenmesinde Yezid bin Muaviye’nin dahli olduğu ileri sürülmüştür. Cumhurun görüşüne göre Hz. Hasan hicretin 49. yılında Medine’de 51 yaşında vefat etti.
MUAVİYE’NİN ÖLÜMÜ VE YEZİD’İN HALİFE OLMASI
* Muaviye hayattayken oğlu Yezid’i veliaht ilan ederek kendisinden sonra halife olacağını ilan etti. Halbuki, Hz.Hasan ile yaptığı anlaşmada, kendisinden sonra halifenin seçimi şûrâya bırakılacaktı. Muaviye anlaşmayı ihlal etti ve taraftarları ve Hicaz ahalisinden oğlu Yezid’e biat etmelerini istedi. Lakin Hicaz ahalisi Yezid’e biat etmeyi reddettiler. Muaviye 680 yılında ölünce Yezid halifeliğini ilan edip başa geçti. Yezid, bir taraftan Medine valisine mektup yazarak kendisine biat etmesini istedi, diğer taraftan da Hz. Hüseyin’e elçi göndererek kendisine itaat etmesini istedi. Hz.Hüseyin Yezid’in teklifini reddetti. Çünkü Yezid şahsı itibariyle Halife olmaya layık bir kimse değildi (adaletsiz ve düzensiz bir hayatı vardı.). Hem şûrâ tarafından seçilmemiş, babası Muaviye tarafından atanmıştı. Muaviye, Hulefâ-i Râşidîn’in tatbikatına uymamış ve Hilafeti saltanata evirmişti. Bu durum İslâm anlayışına uygun değildi. Hz. Hüseyin ilim ve takvâ sahibi bir kimseydi. Hilafete O layıktı. Hz. Hüseyin bu sebeple Yezid’e beyat etmemeyi dinî bir vecibe olarak gördü. Beyat etmemek, Emevi hükmüne karşı gelmek için kişiye siyasi bir hak olarak görülür. Bu arada Yezid, Medine valisini sıkıştırıyor ve her ne pahasına olursa olsun, Hz. Hüseyin’den beyat almasını istiyordu. Hz. Hüseyin bu sebeple Medine’den ayrılıp Mekke’ye gitti. Hz. Hüseyin bu arada Kûfelilerden kendisine bağlılıklarını sunan mektuplar alıyor ve Irak’tan kendisine halife olması için heyetler geliyordu. Hz. Hüseyin, Ümeyye oğullarının (Emevilerin) Allah’ın koyduğu sınırları çiğnediklerini görüyordu. Ve zulme mukavemet etme ve münkeri de yok etmenin artık vacip olduğu kanaatine vardı. Emr-i bi’l Ma’ruf ve Nehyi a’ni’l-Münkerde bulunmak ümmetin alimlerine vaciptir. ‘En büyük münker de Ümeyye oğullarının istibdadı ve zulmüdür’ diye düşünen Hz. Hüseyin’in çıkışı, imama karşı huruç olmayıp, bâtıla mukavemet ve münkeri ortadan kaldırmadır. Esas olan idarenin, İslâmi olan doğru mecrasına iade edilmesidir (2,3).
Devam edecek...
Kaynakça
(1): “Bu oğlum (Hz.Hasan-r.a) seyyiddir. Umulur ki, Allah, onunla Müslümanlardan iki grubu barıştıracaktır.” (Buhari,Sahih-i Buhari; 3/243-2704
(2): Muhammed Sadık Hamidî, Âyet ve Hadislerle Ehl-i Beyt.Beka,Nisan-2023.
(3): Mustafa Öz, Kerbela. TDV İslâm Ansiklopedisi 2022 25. Cild; 271-272