• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

Allah’ın Nizamı İslâm (1)

02 Aralık 2025
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

Allah’ın Nizamı İslâm (1)

Prof. Dr. Yusuf Özertürk

İNANMA İHTİYACI VE DİN 

*İnsan, Beden ve Ruh’tan (fizik-metafizik) müteşekkil bir varlıktır. Bedeninin ihtiyaçları olduğu gibi (nefes alıp-verme, su, gıdalar, vs), Ruhî yapısının da ihtiyaçları (inanma, güvenme, sevme, mutluluk, bekâ isteği, vs) vardır. İnanma duygusu insanın genetik programında vardır. Doğan bebek fıtrî olarak annesinin memesini arar. Şüphesiz ki, Bebek bunu akıl ederek yapmaz. Onun genetik programında beslenmesinin memeler vasıtasıyla olacağı işlenmiştir. İnsan büyümeye başladıkça, en yakınlarına (Anne-Baba) inanma-güvenme ihtiyacını hisseder. Daha sonra insan, ihtiyaçlarının teminine tek başına güç yetiremeyeceğini anlar. Bu duygu topluluk halinde yaşamasını gerekli kılar. İnsan belirli bir süre sonra, anne-babasının, sevdiklerinin öldüğünü ve kendisini terk ettiğini müşahede eder. Bu durum kendisinin de ölümlü olduğu düşüncesine götürür. İnsan, doğumlarla yeni hayatları gördüğü gibi, ölümlerle de hayattan kopanları birlikte müşahede eder. İnsanın kazandığı tecrübe bilgisi, onu, Hayatı, ölümü, nereden gelip, nereye gittiğini sorgulamaya götürür. Bu sorularının cevabını çeşitli fizik-metafizik güçlerde arama ihtiyacı hisseder. İnsanlar bundan dolayı tarih boyunca çeşitli fizik-metafizik güçlere inanmış ve tapınmışlardır. Tapındıkları varlıkları ya cisimleştirip, putlaştırmış, totemleştirmiştir veya tabu, batıl inanç, sihir, büyü, mit, kült haline getirmişlerdir. İnsanlık tarihi, inanmanın-dinin insanla birlikte var olduğunu, inançsız, dinsiz insanın/toplumun olamayacağını göstermektedir. İnanma ihtiyacı doğuştan gelen bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç, ilkel kavimlerden, gelişmiş olanlara kadar bütün topluluklarda mevcuttur. Ancak insan/insanlar bu ihtiyaçlarını tatmin edecek gücü farklı şekilde yorumlayıp, tasvir etmişlerdir. Bu ‘Güç, bâtıl veya Hak’ olarak tavsif edilmiştir. Bâtıl inanışlar ‘Paganizm-Putperestlik (Politeizm, Natüralizm, Tabiiyyun, Tabiatçılık, Animizm, Atalar kültü) olarak ortaya çıkarken, Hak Din, ilâhî tek Tanrı inancına dayanan (monoteist) bir inanç sistemi olarak ortaya çıkmıştır.

HAK DİN

*Hak Din, Allah’ın Vahiy ile bildirdiği, bir Peygamber vasıtasıyla insanlara tebliğ, Talim ve Tatbik ettirdiği ilâhî nizamdır. Hak Din, Allah’ın hakim tek otorite olmasıyla, kulun da itâat ve teslimiyetine dayalı karşılıklı ilişkiyi ifade eder. Dinin esasında Allah’a bağlılık ve teslimiyet vardır. Hak dinin temeli, Tevhid inancıdır (Allah’ın varlığına, tek otorite olduğuna ve hiçbir şeye benzemediğine inanmaktır.) Allah indinde (Allah nezdinde) Hak Din tektir ve bunun adı İslâm’dır(**). İslâm, ilk Peygamber Hz. Âdem (a.s) ile başlamış, Hz. Muhammed(sav) ile tamamlanmıştır. İslâm başlangıçtan beri temel niteliğini (Tevhid, Temel ahlâkî kurallar, Ahiret inancı) muhafaza etmiştir. Ancak İslâm, devirlere göre insanların ihtiyaçları, kültür seviyeleri ve gelişmeleri nazara alınarak Allah’ın iradesiyle bazı değişiklere uğratılarak, en mütekâmil (en gelişmiş) haline son Peygamber Hz. Resulellah’a inen Vahiy ile ulaşmıştır. İnsanlar, tabiatlarından kaynaklanan zaaflarından dolayı, ilâhî emirleri, unutmuş, çarpıtmış veya tağyir etmişlerdir. Allah, bu sebeple aynı veya farklı zamanlarda yeni elçiler (Peygamberler) ile vahiy göndermiştir. Bu vahiyler, bazen sahifeler, bazen de Kitap olarak adlandırılmıştır. Son olarak da, son Peygamber’e Kur’ân vahyedilmiştir (***).

*Hak Din’de, insan yaratıcısını bilmek, tanımak ve O’na kulluk etmek için yaratılmıştır (****). İnsanın yaratılış gayesi olan Allah’a kul olma, aklıyla Allah’ı tanıması ve iradesiyle O’na itâat etmesidir. Allah, kullarını sadece akıllarıyla baş başa bırakmayıp, Vahiy ve Peygamber ile onların davranışlarına yol göstermiştir, “İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor?” (Kıyamet-36).


 (**): “Hiç şüphe yoktur ki, Allah indinde Din, İslâm’dır…” (Âl-I İmrân-19).

 (***): “Allah, (Hz. Âdem a.s. vahiy indirdi.) ‘ey Âdem! Onlara (meleklere) eşyanın adlarını haber ver’ buyurdu. Âdem haber verince…” (Bakara-33).

 “Allah, sizin için Nuh’a, İbrahim’e, Musa’ya, İsâ’ya(a.s), vahiy buyurduğunu…” (Şurâ-13).

“De ki, Allah doğru buyurmuştur. O halde siz hemen muvahhid olarak İbrahim’in dinine tâbi olun! O, hiçbir zaman müşriklerden olmadı.” (Âl-I İmrân-95)


“Ey mü’minler! Siz şöyle deyin; ‘Biz, Allah’a, bize indirilene (Kur’ân’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a ve Yakub’un torunlarına indirilenlere, Musa’ya ve İsa’ya verilen kitaplara (Tevrat, İncil) ve bütün Peygamberlere Rableri tarafından verilene (Kitap ve ayetlere) iman ettik. Onların hiçbirini diğerlerinden ayırdetmeyiz. Biz ancak Allah’a teslim olmuş kimseleriz” (Bakara-136).

 “Gerçekten bu Kur’ân, insanları en doğru yola iletir…” (İsra-9).

 (****): “Ben (Allah) insanları ve cinleri, ancak Bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zariyat-56). 

Kaynak                                                                        1-Yılmaz Özakpınar, İnsan inanan bir varlık.                                   2-Ömer Faruk Harman, Vahiy geleneği içinde İslâm. TDV İslâm Ansiklopedisi; 23. c. sy:2-5. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ümmi bir mü'min

Sayın yazar" amenna ve saddakna "diyoruz. Ancak söylemek ayrı, söylemekle beraber yaşamak apayrı bir şey. 2002 de iktidarı elde eden tek adam da İslam ve Kur'an nizamıyla alakalı öyle şeyler söylüyordu ki, hatta daha da ileri giderek adeta kendini Hz. Ömer'in konumunda görüyordu. İnandırıcı olmak için hain ve darbeci Fetö' yü de yanına almayı pek isabetli bulmuştuAmma cemal abdünnasır gibi başa gelince daha önce irtibat halinde olduğu hamisi abd' den bop eş başkanlığı görevini alarak süratle işe başladı ve birbirlerine zaten mesafeli olan İslam ülkelerini "Arap baharı" adı altında yangın yerine çevirdi, ihvanı kardeşi sisiye teslim etti kaddafi gitti, yani heryer yangın yeriydi.başlattığı bu büyük hizmetle siyonistlere derin bir nefes aldırmış ve karşılığında ise kocaman "siyonizme hizmet madalyası" almıştı. Hz. Ömer'den siyonizm ittifakına... Hatta şehid edilen 10 vatan evladının katillerini yakınlarına danışmaya bile tenezzül etmeden affetti, siyonist devleti OECD ye, natoya bile soktu. Milletime hakaret eden Dostum Trumpla dostluğu ve samimiyeti o kadar ilerletti ki bir toplantıda karşılıklı kadeh kaldıracak kadar ilerletti. Neyse uzatmayalım . Rabbim der "neden yapmadığınızı, yapmayacağınızı söylersiniz?" yani hainane ve tam bir nifak hali. Mü'minler hala gaflet içinde ümmisi de ilim sahibi olanı da. Allah gaflet ve ülfetten uzak eylesin âmiiiin

Harputi

Çok kapsamlı dosya çalışması makaleler yazıp önemli konuları işlediğiniz için teşekkürler Yusuf hocam.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23