• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Onur Yılmaz
Onur Yılmaz
TÜM YAZILARI

Algoritmanın gölgesinde kalan gazetecilik! Görünürlük mü, güvenilirlik mi?

19 Şubat 2026
A


Onur Yılmaz İletişim:

Algoritmanın gölgesinde kalan gazetecilik! Görünürlük mü, güvenilirlik mi?

ONUR YILMAZ 

Direksiyonun başına ilk geçtiğim günü dün gibi hatırlıyorum. Aradan yirmi yılı aşkın zaman geçti ama o heyecanın izleri hâlâ canlı. O günlerde otomotiv gazeteciliği; not defterleri, teknik tablolar, uzun test sürüşleri ve bitmeyen sorular demekti. Bir model tanıtıldığında sadece tasarımına değil, motor teknolojisine, maliyet yapısına, vergi etkisine, pazar stratejisine bakılırdı. Çünkü otomobil, hiçbir zaman yalnızca otomobil değildi.

Bugün geldiğimiz noktada ise farklı bir manzara var. Lansman salonlarında teknik sunumdan çok, iyi ışık alan fotoğraf köşeleri ilgi görüyor. Güvenlik donanımını, tedarik sürecini, yerlilik oranını soranların sayısı azalırken; hangi filtrenin daha çok beğeni getireceği konuşuluyor. İki kare fotoğraf, birkaç övgü dolu cümle, bolca etiket... Ertesi gün kampanya raporlarında “başarılı iletişim” notu yerini alıyor.


Bazı PR ajanslarının ve markaların tercihleri de bu değişime paralel ilerliyor. Bir dönem sorularımızdan çekinilir, eleştirilerimiz dikkate alınırdı. Şimdi takipçi sayısı, mesleki birikimin ve editoryal süzgecin önüne geçebiliyor. Tirajın, arşiv değeri olan metnin, saha deneyiminin yerini algoritmanın sunduğu görünürlük alıyor. Güvenilirlik geri planda kalırken erişim öne çıkıyor.

Haksızlık etmeyelim; sosyal medyada gerçekten emek veren, teknik bilgiye sahip, sektörü yakından takip eden ve bağımsız duruş sergileyen isimler var. Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıda olabilirler ama varlıkları önemli. Onlar içerik üretmenin ötesine geçip kendi mecralarında gazetecilik refleksi gösteriyor. Sorun mecra değil; mesele zihniyet ve sorumluluk anlayışı.


Otomotiv sektörü, ekonomiyle bu kadar iç içeyken yüzeysel anlatımı kaldırmaz. Bir modelin fiyat artışı yalnızca markanın tercihi değildir; döviz kurunun, vergi düzenlemelerinin, maliyet enflasyonunun ve küresel tedarik zincirinin sonucudur. Bir fabrikanın üretim planındaki değişiklik sadece şirket haberi değildir; istihdamı, ihracatı, büyüme beklentilerini etkiler. Yazdığımız her satırda ülkenin makroekonomik fotoğrafı arka planda akar.


Gazeteci bu bağlantıları kurmakla yükümlüdür. Direksiyon başında konforu anlatır ama orada durmaz. O aracın hangi ekonomik koşullarda üretildiğini, tüketicinin o araca hangi finansman şartlarıyla ulaşabileceğini, yarın fiyatının neden değişebileceğini de sorgular. Çünkü gazetecilik tanıtım değil; kamu adına denetimdir.


Influencer kültürü ise çoğu zaman iyi hissettirmeyi tercih eder. Rengi, ambiyans ışığını, panoramik tavanı öne çıkarır. Hızlı tüketilen, parlak ve anlık bir etki oluşturur. Beğeni toplar, kaydırılır ve unutulur. Oysa gazetecinin yazısı arşive girer. Yıllar sonra dönüp bakıldığında o dönemin ekonomik iklimini, sektörün yönelimlerini, markaların stratejik hamlelerini gösterir. Gürültü dağıldığında geriye metin kalır.

Gazetecilik aynı zamanda hafızadır. Sektörün dününü bilmeden bugünü doğru okumak mümkün değildir. Yirmi yıl önce büyük iddialarla piyasaya çıkan bir modelin hangi krizlerden geçtiğini, hangi düzenlemelerle şekillendiğini hatırlamak; bugünkü lansmanı anlamlı kılar. Bu perspektif iki fotoğrafın arasına sığmaz.


Yazılı basının değer kaybettiğini söylemek bir serzeniş değil, bir tespittir. Çünkü mesele yalnızca gazetecilerin itibarı değildir; bilginin niteliğidir. Soru sormayan, sorgulamayan, eleştirmeyen bir iletişim dili kısa vadede konfor sağlayabilir. Ancak uzun vadede sektörü de kamuoyunu da yüzeyselliğe mahkûm eder.


Gazeteci rahatsız eder. Fiyat artışını sorar. Test aracında gördüğü kusuru yazar. “Neden?” diye ısrar eder. Bu soru bazen markayı, bazen bürokrasiyi, bazen de okuru huzursuz edebilir. Ama ekonominin sağlıklı işlemesi için bu rahatsızlık gereklidir. Çünkü milyarlarca liralık yatırımların döndüğü bir sektörde sorumluluk, beğeni sayısıyla ölçülemez.


Bugün otomotiv dünyası tarihinin en büyük dönüşümlerinden birini yaşıyor. Elektrifikasyon, otonom teknolojiler, yeni regülasyonlar, küresel rekabet ve değişen tüketici alışkanlıkları... Bu başlıkların her biri derin analiz ister. Sadece estetik bir kareyle anlatılamayacak kadar kapsamlıdır. Bu dönüşümü kayda geçirmek, gerektiğinde eleştirmek, gerektiğinde alkışlamak gazetecinin görevidir.

Belki çağ değişti, belki mecralar çoğaldı. Buna itiraz yok. Ancak mesleğin özü aynı kaldı. Gazetecilik emek ister, araştırma ister, sorumluluk ister. Yazılan her cümlenin hukuki ve etik karşılığı vardır. Güven, zaman içinde inşa edilir; algoritmalarla değil.


Algı geçicidir. Arşiv kalıcıdır. Bugün göz ardı edilen yazılı basın, yarın yeniden başvurulacak kaynak olacaktır. Çünkü görünür olmak başka, güvenilir olmak başkadır. Ve bütün gürültünün ortasında, sağlam zemini hâlâ gazetecilik oluşturur. Muhabbetle.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23