Vahşi Batı yüzünü tekrar gösterdi, gelecek yine İslam’da
Vahşi Batı yüzünü tekrar gösterdi, gelecek yine İslam’da
NUSRET REŞBER
Hoca batılı düşünürlerin kitaplarını elinde gördüğü öğrencisine,
-Neden bunları okuma ihtiyacı hissediyorsun?
Talebe, -Batının fikirlerini öğrenip ona göre onlarla mücadele etmek için”.
Hoca, -Kur’an ve sünneti, İslam’ı bilirsen geri kalan zaten onların batıl düşünceleridir.”
İslam’dan önce her yerde sınırsız haksızlıklar, vahşetler sergileniyordu.
İnsan hakları, kadın hakları çiğneniyor, günahsız kız çocukları vahşice öldürülüyordu.
İçki-kumar, zina-fuhuş sınırsızdı.
Adam öldürme, soy tüketme savaşlarının ardı arkası kesilmiyordu. Yüz yıllarca süren kan davaları, bitmeyen savaşlar vardı.
Faiz, karaborsacılık, gasp ve haksız kazanç elde etme hâkimdi.
Mal ve eşya gibi insanların satıldığı pazarlar kuruluyordu.
Allah haricinde her şeye tanrı diye tapılır, adaklar sunulurdu.
Allah’ın büyüklüğünden ve azabından korkmayanlar; yemeyen içmeyen, duymayan konuşmayan cansız putlar karşısında çarpılmaktan ödleri kopuyordu.
İlahi dinlerin müntesipleri bilinenler, tahrif ettikleri dinlerle üstünlük kurmaya çabalarken, dine uymayan her cürmü işlemekten çekinmiyorlardı.
Dünyanın geçiciliğine, ahiretin varlığına inanç kaybolduğundan herkes yaptığının yanına kar kaldığı düşüncesindeydi.
Böyle bir zamanda Allah Teâlâ güvenirliğiyle, temiz fıtratı ve ahlakıyla, soyluluğuyla tanınan peygamberini görevlendirdi.
Hz. Muhammed’e (s.a.s.) gönderdiği Kur’an’la mevcut hayatın ve yaşantının batıl ve cahiliye hayatı olduğunu ilan etti.
Peygamber elindeki Kur’an ile tek bir ilaha inanmaya, Hz. Muhammed’in peygamberliğini kabule insanları davet etti.
Dünyanın bir imtihan dünyası olduğunu, dünyada yapıp edilen her şeyin hesabının sorulacağı ceza ve mükâfatın var olduğu ahirete imana çağırdı.
Haksızca cana kıymayı kaldırdı. Kadın erkek eşitsizliğine son verdi.
İslam’ın doğduğu Arap yarımadasında; Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Araba üstünlüğünün olmadığını haykırdı.
Üstünlüğün takvada, Allah’ın hukukunu korumada olduğunu bildirdi.
İçki kumarı, hırsızlığı, yalan dolanı, faizi ve haksız kazancı yasakladı.
Bozulmuş din kalıntısıyla üstünlük sağlama heveslerini akamete uğrattı.
Yüz yirmi yıldır süregelen savaşı durdurdu; onun yerine kardeşlik müessesesi kurdu. Köleliği kaldırdı, özgürlüğü getirdi.
En yüce değerin İslam olduğunu, İslam’ın üstünde değer olmadığını bildirdi. İslam’la tanışmadan önce değerli olanların İslam’a girdiğinde de değerlerini koruyacağını duyurdu ve uyguladı.
Yanlış yapan amcası Abbas da olsa, kızı Fatıma da olsa hak ettiği cezadan kaçamayacağını deklare etti.
Adaletiyle inkârcılar bir bir İslam’a teslim oldu. Kısa zamanda İslam bütün dünyaya yayıldı.
İslam’la tanışan toplumlar asırlarca ayakta kalan yeni ve güçlü medeniyetlere imza attılar; çağ kapatıp çağ açtılar.
Müslümanlar zaafa düşüp batının oyunlarına düşünceye kadar böyleydi.
Ne zamanki Müslümanlar kendi kimliklerinin dışında kimlik arayışına girdiler, düşmanlarının tefrika oyunlarına kapıldılar; güç kuvvet ve birlikleriyle beraber dinlerini de haysiyetlerini de kaybettiler.
Medeni ve şanlı tarihlerine sırt çevirip batıyı ilerici ve medeni addettiler.
Batı da, bugüne gelinceye kadar İslam toplumlarını birbirine düşman etti, birbirine kırdırdı. Müslümanı müslümana dost ve hamisi değil, kendisine (batıya) kul köle yaptı.
Sadece benliklerine, kimliklerine değil, topraklarına geleceklerine hükmeder oldu.
Medeni batının bugün düşen maskesi gösterdi ki batının ne kendisine ne de dünyaya vahşetten başka hiçbir yararı yok.
Batı, insanlığa hayâsızlık, onursuzluk, kölelik, dram, gözyaşı ve vahşetten başka bir şey (geçmişte vadetmediği gibi bugün de) vadetmiyor.
Bunu batının kendi halkları da görmüş, ikrar ediyor artık.
Batı ülkelerinin başındakiler boğazlarına kadar kendilerinin ürettikleri dipsiz pisliğin içinde debelenmekteler.
Dışa taşan pisliklerini örtbas etmek için dünyaya kan kusuyorlar.
Tüm bu vahşetleri, gözyaşlarını, onursuz hayatı durduracak, insanlığa rahat yüzü gösterecek, huzur ve refah vadedecek olan dün olduğu gibi yine İslam güneşidir.
Sahip çıkılsın çıkılmasın başka çözüm yok. Şu an hâlihazırda görünen o ki bunu yapacak ve başaracak olan da; dün sahip çıktığı İslam sayesinde çağ kapatıp çağ açan, yüzyıllarca şanlı medeniyetlere imza atan Türkiye, bütün renkleriyle Tür Devleti olduğu gibi yine bu coğrafyadır, bu millettir, Türkiye’dir.
Gelecek yine İslam’da ve İslam’a sahip çıkmada. Ne mutlu İslam’la şereflenenlere, İslam’a sahip çıkanlara!